herkesin olü yada sağ sahip olduğu aile üyesi.. benim anneannemden bahsetmek istiyorum biraz. ordunun bi dağ köyünde yaşar. geçimini fındık tarla tapandan sağlar. kocası çoktan rahmetli.oğullarından kızlarından medet ummaz.kendi başına yaşamayı bilir.sabah ezanla birlikte kalkar işe koyulur. artık tavuk mu inek mi ne gelirse önüne besler. tarlasına gider çapasını yapar yabani otları temizler. akşama kadar çalışır. tek bildiği çalışmaktır çünkü. anne babası okutmamış. zaten o zamanın da hangi kız okula gitti. akşam evine döner evini süpürür temizler.8 olmadan uykuya dalar.hayat ona zor...
ölme anane sen ölürsen kim dua edecek her sınavımdan önce bana ,
kim torunlarını görünce adını bile duyunca özleminden ağlayacak,
ölme anane,
senin nur yüzünü gördükçe mutlu olan torunlarını çocuklarını öksüz bırakma,
her gördüğümde günden güne eriyişini değil kahkahalarını görmek istiyorum,
gitme anane bırakma bizi.
çok açık giyinmişsin diye azarlayan. belin görünüyor diye güzelim badiyi sündüren. su verirken nah diye suyu veren. ayrıca mis gibi yemekler yapan varlık.
artık yetişkin olan kapkara gözlerimle anneannemin çocukluğuna, gençliğine bakıyorum. çok genç yaşta annesiz, babasız, kardeşsiz kalan anneannemin yaşantısına bakıyorum. bir insan sevgi görmeden büyüyerek nasıl bu kadar sevgi dolu olur diye soruyorum kendime. sanki dünyanın en mutlu insanı oymuş gibi küçükken yaşadıklarını unutmuş gibi anneannem. erkenden yapayalnız kalışını bizlere sarılarak örtmüş gibi.her torununu gördüğündeki delicesine sevinci, onların kendisini ne kadar sıklıkta aradıkları ya da ziyaret ettiklerini düşünmeksizin sarılışları..
bebekliğimi ve çocukluğumu ellerinde geçirdiğim harika insan, biricik anneannem..
haftasonları eve giderken ben gitmiycem diye ağladığım pazar akşamları koşarak boynuna atladığım canım ananem.. yaptığı her yemeğin tadı hala damağımda ve hala bana öğrettiği gibi nene çorbası derim yoğurt çorbasına..
bayramları herkes toplanırdı ya evimizde, kocaman sofralarda neşeli yemekler yerdik ya hep senden sonra bi daha hiç aynı olmadı o sofralar. ya işleri oldu gelemediler ya da geldiler de artık aynı tadımız yoktu bilmiyorum. artık evine girdiğimde senin kokunu duyamıyorum, hatta mobilyalar bile değişti, nasıl da ağlamıştım onlar değiştiğinde. giden her mobilyayla beraber hatta eskimekten kapakları bile kapanmayan -senin de sürekli şikayet ettiğin- mutfak dolapları değiştiğinde bile ağladım. çünkü her değişen eşyayla beraber senin de anıların silindi sanki o evden.. bazen balkona çıktığımda senle balkonda çay içip çekirdek yediğimiz anlar canlanıyor bi an gözümde, ya da balkondan bana hadi bırak artık oyunu yemek hazır diye seslenişin..küçük oturma odanda seninle izlediğim dizilerin, bana ezberlettiğin türk filmlerin..
ve elinde minicik kundağımda benle olan fotografımız.. bana hep o fotoraftaki gibi sevgiyle baktın bi an bile ayırmadın sımsıcak kucağından.. şimdi artık yoksun ve ben o fotorafa bakarken bi kez daha hatırlıyorum seni ne kadar sevdiğimi ve bi o kadar da özlediğimi. bunları sana söylüyo olmayı o kadar çok isterdim ki ama böyle bi konuşmayı yapabilecek yaşa gelmeden kaybettim seni. sabah yine beni okula uğurladın ama akşam eve geldiğimde sen karşılamadın.. seni çok özledimm çook...
annenin annesi. her canayakın anneanne değilse, her anneanne de canayakın değildir.
benim anneannem hiç değildir. bunu bi gün yüzüne söylicem. hatta mümkünse sözlüğü açıp girdiğim bu entryi ona okuycam. sözlüğe rezil olsun da aklı başına gelsin.!
100 yıl kölelik yapsam hakkını ödeyemeyeceğim insan.
bazen takılırım ona, Anneanne sana dede bulıyımmı? diye. verdiği cevap hep üzer, hüzünlendirir beni.. " deden öteki tarafta oğlum beni bekliyor zaten.. "
Okuyup adam olacağız diye memleketinden çıkıp hiç bilmediğin bir şehre gidersin. işte o günden beridir bayramları daha bir fena bekler olursun,yıllar geçmiştir,yaşını başını almıştır vesselam.
uzak şehirlerde olunca evden birileri tarafından vakitsiz çaldırılan her telefonda kilitlenirsin, bayram dönüşü vize öncesi okula dönmek için yola çıkmadan önce yine uğrarsın,hoşça kal derken sımsıkı sarılırsın,en kötüsü de ne biliyor musun sözlük; ya bir daha sarılamazsam lan diye de it gibi korkarsın,işte o anneannedir.