seninle ilgili beynimde o kadar çok şey düşünüyorum ki parmaklarım yetişmiyor yazmaya. yazsam da saçmalarım. bir ordan bir burdan. en iyisi mi düşünmeye devam etmek ve yazmamak.
Anneannesi olmayanlar bilirler,anneannesizliğin ne demek olduğunu.Ama çevremden algıladığım kadarıyla çok güzel bir şeymiş.Hep istedim bir anneannem olsun kucağına yatayım,pamuk elleri saçlarımın arasında gezinsin,uyurken masallar anlatsın,eskilerden hikayeler anlatsın...Ama olmadı işte:/Annemin amcasının eşlerine anneanne diyerek avutmaya çalıştık kendimizi.Onların kucaklarına yattık,dualarını aldık ama içimde ukte kaldı.Onlar torunlarına sarılınca bizim niye anneannemiz yok ulan?diye çocukluktan beri gelen isyanım var.
Geçen hafta teyzemlere de kızıp ben anneanne istiyorum ya!
Siz anneanne değilsiniz diye bağırıp,huzurevinden bir anneanne bulacağım kendime dedim.
bana hep güvenen ve hiç bir beklenti duymayan doğduğumda eline aldığında küçüçük bu adam olurmu diye kendi kendine soru sorduğu insan allah benim canımı alsın ona can versin seni çok seviyorum .
onun ne zorluklar çektiğini gördükçe yaşlılığa kızarsınız ama gel gör ki bir sonuç elde edemezsiniz. yaşlılık size uzaktan bakıp "kah kah" gülmektedir çünkü. "ben böyle yaparım işte adamı" demektedir. ne olurdu yaşlanmak insanları göz göre göre her geçen gün daha fazla yıpratmasaydı? biliyorum o zaman ne dünya dünya, ne hayat hayat olurdu.
anneanne, sizi yaşamın gerçekleriyle yüzleştiren insanlardan sadece birisidir. ve ayrıca çok çok sevilesi tatlı mı tatlı, şirin mi şirin insanıdır hayatınızın.
güldüğünde gözlerinin içi gülen, bütün torunlarının isimlerini karıştıran, anne babaya karşı torunlarına siper olan, harçlık konusunu asla atlamayan,sürekli hayır duası eden, makarnaya mahanne diyen, telefonda dahi sesimizi duyduğunda ağlayan canım annemin canım annesi nur içinde yat. seni çok seviyoruz.
annenin annesidir. genelde anane diye telaffuz edilir. affedici ve sizi anneye karşı koruyandır. candır, en çok sevilendir, gidişinin üzerinden 19 sene geçmiş olmasına rağmen, hala gözyaşlarını inci gbi akıtandır. bir tanedir. ötesi yoktur. şefkati, sıcaklığı, sesi her daim özlenendir. sigarayı yanında içtiğim ilk büyüğümdür, o yüzden yeşim salkım'ın "son bir sigara içelim, öyle git gideceksen" dediği şarkı hüngür hüngür ağlatır beni.****
bugüne kadar gercek anlamda belkide tek sevdiğim insan portresını vucuduma dusunduğum ınsan ben askere gıderken gözüm arkada kalmasın bak dedikten sonra vefat eden insan.Bana ömrünü bütün maddi birikimlerini harcamıs ınsan he simdi ne mi oldu bir toprak parçasının içerisinde.
adeta canlı depo, çok kurnaz varlık. şalvarından bir tomar para çıkardı, gizlice saydı vay be. Ulan bir de bana çanta al diye kafa düzdü. Parayı sayarken de içeri giren çıkanı kolladı. Balkondan izledim onu, beni görmedi. 90 yaşında bu kadar mı sevilir, saklanır para vay be soğudum anane senden. Boynunu ovarken hep o banker bilo tavrın gelcek aklıma parananne seni ehueheuhe!
bazen dünyanın en tatlı en komik insanı olan bazen beni günler boyu sinir eden tatlı sert aile ferdimdir. konuşmalarıyla beni şaşırtır bazen.
anneannemle telefonda konuşuyoruz konu derslere geliyor..
anneannem: kız derslerine iyi çalış bak sene sonunda karnen kötü olursa almam seni eve
ben: ehehüehh anane bizde karne yok ki trascript var ( hehe yırttık bu sene bunlar üniversitedeki not sistemi ile alakalı hiçbir şey bilmiyor )
anneannem: aman neyse işte, derslerinden kalma sonra onları seneye toplaman zor olur kendi derslerine bir de kaldığın dersler eklenirse başa çıkamazsın
ben: oha anane sen onu nerden biliyon ya (ben söylemedim kim söyledi lan açtım yine şom ağzımı )
anneannem: ben bilirim.
...
80 yaşında bir kadının üniversitedeki not sisteminden haberdar olması müthiş bir şey... düşünün o iki yaşındayken atatürk ölmüş.. büyüdüğü zamanlar inönü zamanları harp sonrası türkiyesi.. doğup yetiştiği yer küçük bir dağ köyü.. hayatı boyunca sırasıyla bütün elektronik aletlerin evrimini görmüş radyo tv ocak bulaşık makinesi çamaşır makinesi.. küçücük şehirlerin büyümesini izlemiş.. darbeleri görmüş.. öğrenci ihtilalleri sırasında okuyan çocukları için endişelenmiş.. hayatı boyunca sıkıntı çekmiş.. canlı tarih diyebileceğim eski topraklardan biri de o... böyle bir kadın kendi çağıyla bizim çağımız arasında uçurumlar olmasına rağmen üniversitedeki not sistemini merak edip sorup soruşturuyor az eksik öğreniyor ama öğreniyor işte.
düşünüyorum da bu kadın artık bir üniversiteli olmama rağmen, sanki aramızda 250 km'den fazla bir uzaklık yokmuş gibi hala üstümde stres yaratabiliyor.
çalışan anneniz olduysa çocukluğunuz onun elinde geçer genelde.yaşınız ilerledikçe ondan aldıklarınız daha bariz ortaya çıkar.
bazı yedikleriniz hiç bir zaman onun elinden çıkmadan tadını bulamaz.annenizdir.atanızdır.
onun ölüme yaklaştığını görmek anlatılamıyor.
sanırım onu kaybettikten sonra ölüm daha çok beklediğim bir şey olacak.
öbür dünyaya inanma isteğim sadece bu dünyada tekrar göremeyeceğin insanlara yeniden kavuşma umudunu taşıtmasındandır.
yaşlandıkça ölümün sempatik gelmesi bundandır heralde...
evet kendisini kaybettim artık.çok anlamsız herşey be anne...