dün sabah boynu tutuldu hem de ne tutulma. bacaklarını bile oynatamadı. elim ayağım dolaştı. ne yapacağımı şaşırdım. biraz sonra sakinleşince kas gevşetici merhem sürüp sıcak havlular tülbentler sardım. biraz doğrulunca kahvaltısını getirdim. daha sonra kas gevşetici ilaç verdim bol suyla ki midesine dokunmasın. çok şükür ayaklandı hemen. anneyi hasta görmek kadar hayatı karartan başka bir şey yok heralde.
dün gece rüyamda kanser olduğunu gördüm. saat 03:00 da hüngür hüngür yatakta ağladım. eşime bile gösteremediğim, hissedemediğim bir sevgidir bu. benim canımdan al ona ver diyebileceğim tek kişidir.
insanın hayatında en çok sevdiği kişi.
aşk mı?
aşk ne ki?
anneni çocuğa, çoğcuğun anneye duyduğu sevginin yanında aşk ne ki?
insanın en büyük kabusu, anneyi kaybetme olasılığı.
kiminle konuşur, kiminle dertleşirsin anne olmadan, kimin yanında uyursun deliksiz bebekler gibi? kim sarılıp saçlarını okşar korkunca, korkularını yargılamadan kim avutur seni?
genelde teknoloji ile arası iyi olmayandır.
kablosuz internetten bağlanan bilgisayarın interneti yok diye mouse ve güç kablolarını kontrol eder. *
ama anne:
telefonunuzu 5 defa üst üste açmadığınızda sırasıyla polis, mit ve
genelkurmaya haber verebilecek canlıdır.
yanındayken sürekli tartışılan ama onun uzağındayken "canım annem ya" diye iç geçirten muhteşem insan. işim yok yarın beni kaldırmayın dememe rağmen sabahın köründe "bu saate kadar yatılır mı" diye ortalığı kasıp kavuran babaya karşı "erken kalkmam" lazım dememe rağmen bana kıyamayıp kaldıramayan kutsal insan.
Küçük bi kızken annemin köyüne giderdik. epey de kalırdık. Annem o zamanlar neşeli bir insandı, insanları ziyaret ederi, güler, kahkaha atardı. ben hiç bişeyi anlamayan bi kız çocuğuydum. Öyle bakardım annemin önümden geçerken savrulan elbisesinin eteklerine.. o kadar güzeldi ki..
Salak bi kız çocuğydum demiş miydim? evet, geç de anlardım, ben anlayana kadar annem çoktaaan dıdısının dıdısına ziyarete gitmiş olurdu. Babam görevde olurdu, ablamsa yaşıtlarıyla.
Salak bir kız çocuğu olduğm için yaşıtlarımla da anlaşamazdım. öyle oturur beklerdim. saatlerce.. Annem geldiğinde dünyalar benimdi! kahkaha atarak gelirdi. eteğine yapışırdım. çok da küçük değildim ama yine de eteğine yapışırdım. Anneminse yapması gerekn şeyleri vardı.
Yine beklerdim. Annem işlerini btirip, oturduğunda kaç saat geçmiş olurdu hiç anımsamıyorum. bu seferde ben beklemekten sıkılırdım ve annemi iterdim, huysuzluk yapardım. O yine de gece uyurken bana sarılırdı. bilirdim sarılacağını..
Yine itiyorum annemi. Git diyorum. ne yaparsan yap. Ben elin memeleketinde anne anne diye ağlarken hala ağlıyorum diyorum. yanındayım ya hala ağlıyorum diyorum. Bencilce diyorum bunları. Bu kadar bencil olduğum için de kendimden utanıyorum. Artık diyorum, artık ağlamaya öyle çok alıştım ki, bak yemek yerken bile ağlayabiliyorum diyorum. Sahiden de o an yemek yerken bi yandan ağlıyorum. içim acıyor anne, geri gel nolursun..
Ölme nolursun anne, varlığın bile benim insan olmama yeter.. sana bişey olmasın nolur anne..