hayat, ekmek arası domates destekli gıdalar almak için eve uğrayabileceğim molalar verdirmedi bana anne.
önce sınavlar
sonra iş
bitmeyen projeler
kahveyle ayakta durulan geceler
hiç kimse, hiçbir iş beklemezdi öyle ya.
sen neden mecburdun peki anne?
neydi bu sonsuz sabrının sebebi?
ihmal ettim seni
özür dilerim anne.
nazım sana geçiyordu kırdım
hem seni
hem porselenlerini
affet beni anne
affet.
gidiyorum şimdi
çocukluğumdan, heveslerimden, gülüşlerimden,
uyuyanın üstüne karın yağdığı, üstümün açık kaldığı geceden.
biliyorum uyandırmadan örtersin yine
aslında her defasında uyanmıştım
fakat sen duruma uyanmamıştın
keyfini çıkardım annem oluşunun
şükrettim
teşekkür ettim
bilmem ki üzdüm mü seni anne
oyuna doymadım diye
geceler yarısı kaldırdım diye
ateşim vardı neyleyim anne
üşümüştüm titriyordum
ki sen bilirsin anne
üzdüysem seni
affet
affet ne olur anne.
Dün, ona hiçbir zaman hiçbir şekilde ihtiyacım olmadığını söyleyerek kırdığım insan. Anne olarak bile.
Sadece söylemek istedim. Hayatımın hiçbir döneminde yanımda olmadan, beni tanımadan bana annelik taslamasından sıkılmıştım. Anlaması gerekiyordu ama yine anlamadı. Duygu sömürüsü yapacak teyzemlerle dayımlara ama onun dışında herkes farkında. Sert konuşmuş da olsam haklı olduğumu bilecekler.
değeri çoğu zaman layıkıyla bilinmese de insanın hayatta rastladığı hatta rastlayabileceği en samimi yürektir anne. yalan söyleyemeyen, içinden nası geliyorsa öyle davranan ve gönlü bütün gönülleri içine alacak kadar geniş olan yüce bir yürektir anne. insanın dertlerini açmaktan en çok korktuğu ama insanın dertleriyle en çok dertlenen bir sırdaştır anne. kimsesizliği içinde yaşayan ama evladını kimsesiz bırakmayan anneler bilirim. hem baba hem anne olan anneler.
anam garip anam çilekeş anam. işe girince amerikada tedavi ettireceğim kadın. en iyi okullarda okutamadım belki ama en iyi hastanelerde tedavi ettireceğim.
paranoyak gibi her gece o battaniyeye bakarsın uyurken, acaba hareket ediyor mu battaniye diye, hareket görünce şükürler olsun diyorum, yaşlandıkça korku daha da basıyor, ölüm gerçek ama hala içim el vermiyor, paranoyak ötesi bir hal aldım bu konuda, hiçbir şey yapmasın ölmesin orada dursun diye değişik düşünceler geliyor aklıma.
seslendiğimde cevap versin yeter, orada olduğunu bileyim, hep düşünüyorum bir gün anne dediğimde cevap alamaz o buz gibi duvarların soğuk sessizliğini yaşarsam diye..
herhalde baba sevgisi hiç görmediğim için iki kat fazla seviyorum, hep ondan önce ölmeyi düşünüyorum, ama çok üzülür diyorum o da garip geliyor..
bu hisle yaşamanızı istemezdim, inanın akıl kârı değil düşüncesi bile yaralıyor.