şu saate kadar yarın ki bütünleme sınavım için çalışmaya çalışırken, lavabo için uyandığında ışığımı açık görüp elinde benim için hazırladığı bir bardak nescafeyle gelen kutsal insan.
ona saygıda kusur etmezsek, tüm ihtiyaçlarını karşılarken allah a şükredip isyan edenlerden olmazsak cennetin anahtarını elimize verebilecek varlıklardır.
çok tatlı oluyorlar lan genelde. laf arasında öyle güzel çocuklarından gurur duyuyorlar ki insan tatlı bir tebessüm edemeden duramıyor.
geçen gün resepsiyonda oda alıyorum iki çocuğu yanında bir bayan geldi. resepsiyonist sordu kaç kişilik oda lazım diye. kadın hemen "3 kişilik olsun, yarın oğlumun sınavı varda astsubay kendisi burada onun için geldik" dedi. laf arasına hemen sıkıştırıverdi. çok oluyor böyle. geçen hastanede de oldu, kadın hasta kayıtta benim oğlum da doktor şurada çalışıyor, şurayı bitirdi şunu yaptı.
Az önce mutfağa giderken ona seslenip su istediğimi sanmış bir an yanilsama yaşamış. Bir baktim kapida elinde bir bardak suyla, istemediğimi duyunca şaşırdı ama bak getirdim o kadar şifadir vardir bir hikmet iç dedi. Icmez miyim yaradanina kurban olduğum annem, elinden zehir içilir gönlümün sultani.
Şu dünyada Seni senden iyi tanıyan, seni senden bile fazla düşünen karşılıksız seven tek varlık. ALLAHtan sonra o gelir. Ayağinin altina cennet serilmiş olan melektir.
naif yaratıklar lan bunlar, tamam itiraf ediyorum.
dün ölümlük bir kaza geçirdim, lan sırf üzülmesin evde bere ve boğazlıkla dolaştım fark etmedi, odamın kapısı kitledim gündüz, bir bana masama yemek getirecekti sabah, sol yanımda hasar var kapı sağımda kalıyor içeri girer girmez tersledim ve çık odadan dedim, darıldı, anasını avradını sikeyim gözümden yaş geliyor şu an, sırf o halimi görmesin diye sert davrandım lan anneme, çık dedim o da üzüldü çıktı kapıyıda kitledim yine.
anne yüreği amk, bu hadi ben kendime acımıyorum belki ama o görse ölür, kafam patlak önde 3 dişim kırık kanrevan içinde, burnum çenem soyulmuş sol bacağım soyuk..
gelmeden tekrar yatmayı düşünüyorum görmesin off amk off..
üç gündür aynı evin içinde köşe bucak kaçtığım anne kaza yaptım her yerim yara bere içinde, dişlerim kırık, gözükmesin diye sürekli terslediğim anne, odamın kapısında kilitliyorum üzerine, biliyorum sırf bunlar güçlü erkek olacağım tavrı ya işte neyse, üzülme diye yapıyorum ama bilmiyorsun tabi..
küsmüş kızmış ya la bana, ah ah, ne oldu sana diyor camın ardından bir tripler bir şeyler, neye kızdın yine diyor, halbuki bir şeye kızıdğım yok valide be..
yemek getirdiğinde girme odama dediğim anne, 3 gündür evden hiç çıkmadığım halde göz göze gelemediğim anne, ne acayip bir şey lan, içimden gülüyorum, dışımdan ağlıyorum sanki, bir yanım bırak görsün ne olur diyor, öbür yanım üzecek misin lan onu dayanamaz onun kalbi diyor.
mecbur sert davranıyorum, üzülme, bu ara ölür kalırsam küsme olur mu.. *
sabah ben uyurken evden cikmis ve az önce eve gelip uyku numarasi
yapmis mertoluk'u gorup,"kalkmamis hala aç susuz uyuyor " diyerek
kalbimi 9866784737882. kez daha kazanmiş olaganustu kadin.
Annemiz, bizi dünyaya getiren, yaşamı boyunca da bizim en büyük destekçimiz olan bir bakıma hayatınızdaki mucizedir.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar atasözünden de anlaşıldığı gibi hayatımıza giren-çıkan yüzlerce insan vardır. Fakat hangisi bizi annemiz gibi koruyup kollayıp aynı zamanda da sevgisini ve şefkatini gösterebilir? Ya da o insanın kendince tanımladığı sevgi kavramı, anne sevgisinin ne kadar yakınından geçebilir?
Annenin sevgisi ve bu anne sevgisini çocuğun hissedebilmesi o kadar önemlidir ve o kadar özel bir duygudur ki, bu özel duyguyu da tek bir güne sığdırma çabası boştur bence. Annemiz tüm hayatı boyunca bizi zaten koşulsuz düşünmüştür. Biz neden 365 gün içinden sadece bir günü annemize ayırmışız? Sadece bu gün değil de her gün annemize onu sevdiğimizi hissettirelim.