senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.
hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.
ölelim diyecektim az kalsın. ölmeyelim. hiç ölmeyelim anna.
sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların...
tamam, sustum.
gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. gözlerime bak, gözlerimin içine bak.
gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, turgutlar, edipler, sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen baş ağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...
bekleyişler anna.
dinlemekten hiç bıkmadığım, her dinlediğimde farklı bir tat aldığım tarık tufan şiiridir. şiddetle tavsiye edilir.
sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. sarılalım, dudakların...
tamam, sustum.
gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. şiir kalsın istersen, sadece otursak. oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
bir stone sour şarkısı. audio secrecy albümünün bonus track lerinden. gerçi bonus olmasa klip bile çekilebilirmiş neden bonusa atmışlar anlamadım doğrusu.
tell me again why you're running away - do you need me?
nobody's home and there's nowhere to stay - do you believe me?
maybe i can't be the man of your dreams - but i can save you
you were never really gone and it seems that you can feel it too
we won't see the stars if the sun is in our eyes... so don't look so surprised
because it's just another reason why a fool like you
would listen to a fool like me
i'll do what all the idiots around you do
and show you that you'll never be free
you're not supposed to feel this wright
one is always better if you can't have two
now that i have nothing while can't have you
you left me once - don't you leave me twice
cuz no one is alone - no one is alone
tell me again how i'm on your mind - you're always on mine
tell me it's really just a matter of time - and i'll believe a lie
i can't see the sun because your stars are in my eyes... so don't look so surprised
because it's just another reason why a fool like you
would listen to a fool like me
i'll do what all the idiots around you do
and show you that you'll never be free
you're not supposed to feel this wright
one is always better if you can't have two
now that i have nothing while i can't have you
you left me once - don't you leave me twice
cuz no one is alone - no one is alone
oh what am i gonna do - you feel so wright
nothing is forever if it can't be true
now that i am nothing i have to have you
you loved me once - you better love me twice
cuz no one is alone - no one is alone
tell me again why you're running away - do you need me?
nobody's home and there's nowhere to stay...
"Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna.
Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.
Sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.
Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.
işte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
insaf et Anna! Gidelim buradan.
Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim.
Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.
Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna.
Sarılalım diyecektim az kalsın. içimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların...
Tamam, sustum.
Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.
Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak.
Gözlerim biraz karanlık. içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen baş ağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler...
Bekleyişler Anna.
Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne.
Hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. Ama geçecek hepsi, geçecek. Şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek.
Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna.
Sen adımını attığın andan itibaren Hira dinginliğine dönüşecek ortalık.
orada bir şey oldu
kontrol noktasında, son anda
bir sessizlik, onu not etmeliyim
bunu yapamam, not etmeliyim, yapamam
yürümesi eğri yaratılmış yengeçler gibi kalakaldık
her dakika yaralar sonuncusu öldürür, bekledik
oklardan biri aldı götürdü sonra sonsuza
bantlar, sıralı alaylar gibi korudu yürüyüşünü
kalabalık yuttu onu dev bir sürüngen gibi
titiz ve ciddi; saçlarına kadar
ve seğirtti 216 nolu kapıya doğru
elini dudaklarına götürdü, açtı
ama sonuncusunda çok geçti artık
dudakları karşılık veremeyeli çok oluyor olan bir heykeldi
bir heykel; tören örtüsü henüz alınmış, mermer bakışları üzerinden
zamanı çıplak gözlerle görebilenin
dünyadan dışarılara ilk kez bakması gibi; biraz şeydi
turnikelerde eridi kalabalık tören bitti
aramızda iki yüz metre var-yok, bir tenhalık
bitti! dedim sırtına bakarken bitti artık
oradaydı hala, döndü
dişleri yürümesi ürkünç yaratılmış mermerler gibi bir şeydi
Bir elma çeşididir. Ağaçları zayıf ve sarkık gelişir. Meyvesi orta iri, sulu ve tatlıdır. Meyve eti kremdir. Meyve kabuk rengi sarı zemin üzerine soluk sıvama kırmızıdır. Hasadı Ağustosun 3-4. haftasıdır ancak Akdeniz bölgesinde yeşil olarak toplanmaktadır Tam çiçeklenmeden 125-135 gün sonra hasat edilir. Soğuklama süresi 150-200 saattir. Kendine verimlidir ancak kendi zamanında çiçek açan yazlık Jerseymac, William's Pride çeşitleri tozlayıcı olarak kullanılır. M. 9 anacı üzerinde MM.106 anacına göre daha çok verim vermektedir.