bunca yıldır köpekseviciyim, şuraya gittim bi köpek tarafından popomdan ısırıldım. burada köpek mecazi de değil. şehir neresinden tutsan elinde kalıyo.
ilk geldiğim günü hatırlıyorum. kızılaya ankarayla gidip ''dur lan biraz yürüyeyim nasılmış buralar'' deyip kaybolmuştum. 1 saatlik bir yürüyüş sonrası taksici dayıya sorup en yakın metroya gittim, ordan da yurduma. hop sıhhiyedeyim, hop bahçelievler o da nesi etimesguttayım yahuu. artık kaybolunca paniklemediğim şehirdir. garip bir ilişkimiz var. benden aldığı kadarını hiç vermedi ama olsun. afedersiniz ama denizin şelalenin amına koyayım, onlar ihtiyaç duyulursa gidilir görülür.
Ne deniz ne ormanı bünyesinde bulundurmasa da, soğuğu da sıcağı da kafanıza kurşun yemiş etkisi yapsa da sevmekten vazgeçmediğim, vazgeçmeyeceğim şehrim. Neden bilmiyorum ama ankara bana samimi bir arkadaş gibi geliyor. Samimi bir arkadaşınızın dış görünüşü nasıl önemli değilse, ankara'nın mavisiz ve yeşilsizliği de bir süre sonra önemsiz geliyor.
yarin yine birakip gidecegim sehir. uc yil once bu zamanlar evimin kapisindan son defa cikip terkettigimden beri bu sehri cok sey degisti. yeni enstrumanlar aldim, hic gormedigim sehirlere gittim, bazi insanlari kaybettim, evsiz kaldim. en nihayetinde yine buraya geldim. artik hangi sehirde olacagim bilmiyorum. tekrar dik sokaklarinda soluklaniriz umarim.
elmadağ'da birşey yok. zaten burası ankara da değil. bari il olsak. ben böyle işin.... darbeden de haberimiz olmamıştı bizim. neyse....
edit: inşallah birşey yoktur.
7 yıl öncesine kadar gelmek için can attığım, şimdi ise gitmek için çabaladığım şehir. Sevdiğim insanı kaybettim, hayatımın en kötü anlarını yaşadım, mutsuz oldum düşünüyorum hala neden burdayım diye.
Nefret ediyorum bu şehirden.Beton yığını gezilecek hiç bir yeri yok.Yağmur yağdığı zaman size yalnızlığın zirve noktasını yaşatır.Bir şehirde avm gezmek avantaj sayılmamalı amk.