4. yılıma girmiş olduğum bu şehir öyle garip bir yer ki; içinde bulunduğum süre zarfı boyunca sürekli buraya küfrediyorum ama gittiğim gün direk özlüyorum. Koca bir hatay usulü tavuk döner ve aspavadan oluşan Kızılay ile, taşı sıksan içinden alkol akacak Tunalı ile, koca bir nargileden oluşan Balgat ile, yere bakarak yürürseniz günde 200 lira kazanabileceğiniz Çayyolu ile, rüzgarı bile Ankara havası ritminde esen Cebeci'si ile ve en önemlisi 4 yılımı verdiğim, hayatımın en kötü ve en güzel anlarını bana bir arada yaşatan Beytepe ile sevdim ben Ankarayı. (Anıtkabir'den bahsetmesem çok üzülürdüm ama yazacak bir şey bulamadım o yüzden parantez içinde yazdım)
Yarım saat kırk dakikalık maksimum 1 saatlik trafiği olan şehir. Araba kullanması ostim ve şaşmaz tarafları hariç rahattır, antalya’da kimi zaman öndekinin beynini yere sürtesim geliyor, o kadar embesil gördüm bu antalya trafiğindeki kadarını hiçbir yerde görmedim.
insanı da bir garip zaten, komple şehrin psikolojik rahatsızlığı var gibi.
Türkiye Cumhuriyetinin aktif durumdaki başkenti.
Nem seviyesi yüksek bir şehirden kalkıp bu şehire kalmaya gidiyorsanız, nefes alamamaya, alırken boğazınızın hafif gıdıklanıp, yanmasına ve kurumaktan hiç çekinmeyeceğini bilerek gitmenizde fayda var.
akşam 5-6 civarı ankara'nın 4 büyük ana arteri olan istanbul, eskişehir, konya ve samsun yollarını görmeyenler için trafik rahat gelir. özellikle istanbul yolunun ayaş yolu sapağı cehennem azabıdır.