22 temmuz 2007 genel seçimlerinde akp'nin inanılması güç de olsa yüzde 50'yi yakaladığı başkent. böyle bilinçli bir şehri bu halde görmek oldukça üzücü. demek çankaya'da olmasa akp neredeyse full çekecek.
geçen seçimlere göre akp yüzde 10'luk bir artış yakalamıştır.
--spoiler--
ankaraya öyle yakışırdı ki kar,
asfaltlar ışıldar
buz tutardı resmi yalanlar...
--spoiler--
sonradan sevilebilen şehir. insan kendini sevmeye başlayınca sevmeye başlar ankarayı ve ne zaman ki kendinden nefret ederse işte o zaman nefret sınırlarını zorlar ankaranın..aidiyet meselesidir ankaraya..aitseniz buraya, her taşında bir gözyaşınız, her kaldırımında bir kahkahanız varsa artık seversiniz ankarayı, sevebilirsiniz..
modunuza göre verdiği huzur sıkıntıya dönüşebilen şehirdir. ankaralı olmayan ya da çocukluğunu ankarada geçirmemiş biri için severek yaşaması zor olan, güzel anılarının çoğunu bu şehirde yaşamış biri içinse her zaman özlenen şehirdir aynı zamanda.
... denizi insandır: #1896060. ama o deniz o kadar durgundur ki, berrak olmamasına rağmen baktığınızda sadece kendinizi görürsünüz, çoğu zaman. diğer zamanlarda da dibini, bomboştur içi.
Sığınacak bir liman ararsın insanlardan uzak bir sahil dertlerini senden alıp götürmesi için bir dalga ararsın ama yoktur bu şehirde. ama yinede her şeye rağmen güzeldir Ankara'da aşık olmak, yürümek, yağmurda ıslanmak ve ağlamak... #1895872
geceleri çok güzel olan ve sevilesi sabahları ise bir o kadar itici olan başkentimiz..
kızılay sokaklarında avara avara dolaşmayı, evimin balkonundan sigara içerken ışıltısını izlemeyi özlediğim iç anadolu bölgesi ili.evimin sonunda olduğu, dik bayırı çıkarken 55 farklı küfürü 54 saniyede etmeyi bile özlediğim konyaya 3 saat uzaklıkta olan şehir.
Lozan anlasmasi uyarinca anlasmanin tbmm'de onaylanmasini takip eden 6 hafta icinde istanbul, itilaf devletleri askerlerince bosaltildi. Bu durum, baskent sorununu gundeme getirdi. Meclisteki uzun tartismalardan sonra 13 ekim 1923'te ankara baskent olarak kabul edildi.
"eğer tuvalin, fırçan ve boyan varsa, neden kendine bir cennet çizip içine girmiyorsun?"
tek merkezli (kızılay) oluşu, denizi olmayışı, kuraklığı, bürokratikliği, griliği bir de atakulesi dışında dillere düşmez ankara... oysa ki, hakkında söylenmemiş olanlara susacak kadar, içinde yaşattığı insanları tükürmeyecek kadar mahsundur şehrin ruhu.
bağrından kopup 3-5 günlüğüne veya 3-5 yıllığına istanbul'a gidip, döndüğünde kendisine sırtını dönenlere hep kucak açar. hep yetinen, hep kollarını açan, hep koruyandır.. kıyaslamayla bakılacak olursa tek tanımı vardır;
ego diye bir nanenin olduğu, akbil denilen olaydan bihaber bir belediyeye sahip kart biriktirmek zorunda kaldığınız, paso denilen bir nane yüzünden de öğrencileri çileden çıkaran ulaşım konusunda sıçmış şehir. hala 78 model man ve 0302 kullandıklarına mı yanayım, bunların bakımsız oluşuna ve koltuk niyetine yerleştirilmiş plastik üzerinde kıvranan kıçıma mı yanayım. bazılarının ismi anılırken başındaki i. ibaresi unutulmuyorsa bir nedeni vardır mutlaka.
her ne kadar istanbul'la kıyaslamak istemesemde bazı semtlerdeki benzerlikler gözümden kaçmadı.
bunun dışında istanbuldaki kozmopolitlikten de nasibini almş bir şehirdir kendisi. fakat sürekli bir disiplin hakim, aşti de sırasını bekleyen otobüslerin mülayim duruşu, sırası geldiklerinde kalkmaları hususunda kibarca uyarılmaları vs. veya kızılayda yayalara kırmızı yanarken son 10 saniyeye kadar kimsenin ayağını kaldırımdan aşağıya bile indirmemesi felan. sabahleyin toplu yaşıma araçlarına yetişmek için tempolu yürüyen takım elbiseli insanlar.
eğer arkadaş ortamınız car ise cidden çok eğlenceli ve güzel bir şehir ama birçok yönden türkiye cumhuriyeti gibi bir ülkenin başkenti vasfı ile göğsümüzü kabartamıyor. bunda i. önadlı şahsın katkısı tartışılmaz.
özet olarak ankara sevilesi bir şehir. gezilesi, gezdirilesi fakat düzelmesi gereken çok şeyi var ve özellikle bir başkent olarak bir yabancıya gezdirilirken bizi utandırabilecek kimi özelliklere sahip güzel yer.*
ilk yılımda ki, 2001'e tekabül eder, "Nefret ediyorum bu şehirden" dedirten, 2003'te "sabret, gayret" diye ağlatan,2005'te "galiba yaşayacağım şehir burası" kanısına vardıran, haziran 2007'de "sevmiyorum ama alıştım onsuz yapamıyorum" cümlesini kurduran şehirdir.