üniversiteyi kazanıp da geldiğim, en güzel yıllarımın geçtiği (beytepe, gazi..), öğretmen olup başka bir şehirde geçirdiğim ilk gece "sonbaharda sararmış yaprakların olduğu yollarda bir daha ne zaman yürüyeceğim" diye düşünüp hüngür hüngür ağlamama sebep olmuş, fırsat bulduğum her an kaçıp sokaklarında gezdiğim ve dostlarımın yaşadığı şehirdir. bak gene hüzünlendim işte.
susuz da olsa sevdiğim şehir. memleketim. varsın denizi olmasın. insanları güzel. tayfası güzel. sevene cennet, seve(e)meyene cehennem. iyisi mi sevmeye bakın siz.
üniversite öğrencilerinin eğer başka illerden gelmişlerse ilk senelerinde alışamayıp nefret ettiği, mezun olunduktan sonra ise her köşesinde bir anı bırakmış olmanın verdiği hüzünle özlediği, dönmeyi istediği şehirdir. istanbul insanına düzenli, fazla sıkıcı gelir ankara ama ankaralılar daha iyi bilir eğlenmeyi..
garip bi şehirdir.
nedendir bilinmez şiirin başkenti gibidir. ya en güzel şiirler ankara da yazılmıştır, ya en güzel şiirler ankara için yazılmıştır yada siz hayatınızda yazdığınız en güzel şiirlerinizi burda yazmışsınızdır, yazmadıysanızda o şiirleri bi gün mutlaka orda yazacaksınızdır.
denizi yoktur ama yeşili çoktur.
özgürlükçü değildir ama bütün özgürlükçüler ya orda eğitim görmüştür yada görmektedir.
barı çok yoktur ama içmek en çok orda zevklidir.
kayayı oymuşlar, "Ankara" diye konurmuşlar..
gri ve mavinin uyumu var..
kışları buzzzz..
istanbul'da ankarayı özleten şey :
düzenli otobüs kuyrukları.. özellikle bakanlık-fatih otobüsleri için girilen kuyruklar (517-521).. genel kurmay başkanlığı karşısı..
bi an aura seklinde okuyarak bos yere heveslendigim, sol cerveye en cok yakisan illerdendir. en kisa zamanda gidilecektir, noel baba misali hediye diye aglayanlara oyuncaklari verilecektir. (bkz: aglamasin bebeler)
yağmurun yağmasından dolayı sakinlerinin sevindiği şehir. lakin yağan yağmurun ankaralıların su sıkıntısını gidermesi için su yataklarını ve bu su yataklarının beslediği barajları yani ankara nın suyunun temin edildiği barajları doldurması lazım.
ben de bunu televizyondan öğrendim. çok bilmiş yaşlı profesörler öyle diyordu. ha bu arada söylemeden edemeyeceğim; gök gürültüsünden korkup uykusu kaçmış her kişiyi koynuma alabilirim, sütyen taksın yeter. *
ANKARA
Ankara Kalesi, Anitkabir, Tiftik Kecisi ( Ankara
Kecisi ), Haci Bayram Veli Turbesi, August Tapinagi,
Roma Hamami, Gordion ( Frigyanin Baskenti ), Atakule,
Karum Is Merkezi, Kizilcahamam-Ayas Kaplicalari,
Beypazari Evleri ile meşhurdur.
son günlerde yaşadığı su sıkıntısıyla gündeme gelen, belediye başkanı (bkz: melik gökçek) 'in trajikomik açıklamalarıyla halkının öfke krizlerine girdiği, türkiye cumhuriyeti devleti'nin başkenti olan(dünya'da çöl ülkeleride dahil olmak üzere hiç bir ülkenin başkentinde bu denli su kesintisi yaşanmadığını düşünündükçe gelişmişliğimizi tekrar tekrar sorgulatan başkent), karaman iklimin görüldüğü, gezilebilecek pek yer olmayan, buram buram bürokrasi kokan, düzenli, memur şehri. kızılırmak'tan su getirileceği söylentileri ankaralıları öldürmeye mi çalışıyolar yahu? *diye düşündürtmüyo değil.
(bkz: gri şehir)
(bkz: odtü)
(bkz: bilkent)
(bkz: hacettepe)
(bkz: tbmm)
(bkz: çankaya)
(bkz: sevdiceğin memleketi)
türkiye'nin en iyi üniversitelerini barındıran, türkiye'nin başkenti olan, ulu önder mustafa kemal atatürk'ün ve daha bir çok devlet adamının mezarlarına ev sahipliği yapan, içinde meclisi, cumhurbaşkanlığını , kara-deniz- hava kuvvetleri komutanlıklarını barındıran, türkiye cumhuriyeti'ni "yöneten", ulaşımı rahat, halkı sakin, ancak suları kesik bir şehir düşünün.