zorunlu tanim: karin yagisinin bile bambaska oldugu sehir.
ey ankara sevgi sana
butun dertler hep bir yana
kostum geldim kucagina
hititlerden ta bu yana
gulen gozler toprak ana
sari yildiz selam yolla
yurdumun her bir bucagina
sevgiler artikca artsin
sen kalbim ankara'msin
her dertli duskun
care diye diye gelir ankara'm
sevgi umut dunyasisin sen
guzel baskent ankara'm
ankara kocatepe mimar kemal lisesi'nde okurken bir muzik ogretmenimizin yazip besteledigi bir sarkiydi bu. sozleri sadece bu kadar degildi ancak devami aklima gelmiyor.
gecenin bir yarısında yarı mutlu yarı hüzünlü, yıllar süren özlem giderilerek bakıldığında gözleri dolduran şehir... kar beyazı giysisi olsa da olmasa da , değerli şehir, anıları, çocukluk aşklarını, geride bırakılanları, avuçtan kayıp gidenleri barındıran şehir.. yavaş yavaş azalan ışıklarıyla ne de güzel olan şehir...
düzenli ve temiz bir şehirdir. trafik lambası da fazla miktarda bulunmaz. trafik gün içinde akmaktadır. ilerleyen şerit sağdır. köprülere ve alt geçitlere dikkat edilmelidir. yoksa yanlış istikametlere yol alma ihtimali yüksektir.
en sevdiğim şehir, başkent... belki burda doğup büyüdüğüm için deniz eksikliğini hiç hissettirmeyen, gittiğim her yerde aradığım, özlediğim, hayatımı geçirmek istediğim anılarla dolu kent...
(bkz: ankaralı olmak)
bir zamanlar kardeşim kadar yakın arkadaşımın bana gezdirdiği ve çok güzel anılarla ayrıldığım yer ikinci gidişimde yalnızlığı ve onsuzluğu yaşadığım bana soğuk gelen ve orda olmak istemediğimi anlatan yer. meğerse orası onunla güzelmiş onsuz o kadar boşmuş ki beni boşlukta bırakışına üzüldüğüm şehir. keşke böyle olmasaydı keşke hep güzel kalsaydı.
gerçi çok fazla şehirde bulunmadım ama insanların sağa döneceklerse kırmızı ışığı yok saydıkları, benim gezdiklerim arasından, tek şehir. sorduğunuzda sağa dönüşe kırmızı olmaz diyorlar. söz birliği etmişcesine.
çok resmi, gri tonda ve hatta çok sıkıcı olmasına rağmen ayrılıkların hep hüzün getirdiği garip bir şehir... *
evet kısa süre ankarada bulundum. sadece ziyaret... sevemedim bu şehri. ama içindeki bazı insanlar bazı yönlerini sevdirdi bana. belki de ankara nın kendisini değil de içindeki bu insanları sevdim ben...
kızılay da yer altındaki labirenti andıran geçitte defalarca kaybolmayı, güven park yerine sakarya caddesine çıkmayı, buraya bakarlar panolarına bakmayı, anıtkabirde yüzlerce insanla tek bir amaç için toplanmayı, ankamall denen alışveriş merkezinde yorgunluktan bitene kadar dolaşmayı, bu şehirde sadece bürokratların yaşadığını düşünmeyi (ankarada eryaman veya batıkent gibi memur semtleri yok sanki), simitçinin yol sorduğumda beni azarlamasını...
evet evet ben bunları sevdim ankarada... en azından bir dahaki gelişime kadar.
nefret etmek için binlerce sebebim olan şehir*
daha öncesinde de bir çok defa gittiğim halde sevmek için bir neden bulamadığım, gelin görün ki üç * güzel ve müthiş yürek sayesinde ilk defa dün gece ayrılırken gidiyorum yine bu şehirden, ayaklarım geri geri diyerek ayrıldığım bozkır şehri. **
dostlukları, yaşam tarzı, havası diğer şehirlerden tamamen farklı olan şehir.
hayatınzın 2.5 senesini orada geçirip ayrıldıktan sonra değeri daha iyi anlaşılıyormuş meğer.
tunalı'da daha çok özleniyor, ssk'ya gidip içmek isteniyor, eski aşklar anımsanıyormuş...
ve bütün bunları geride bırakıp 6 sene aradan sonra yapılan ziyarette insanın kalbi sızlıyormuş...
guzide ulkemizin cok sayida sehrini gezip gormuslugum olmasina ragmen halen icerisinde 1 saat bile bulunmadigim bir sehirdir. beni iten biseyler var ama nedir bilemiyorum.
(bkz: ankarali turgut)
(bkz: hasan yilmaz)
(bkz: dondurmayi yalan mi)
laner şehir. hiç bir özelliği olmayan şehir. gençleri kalitesiz olan şehir... esas olarak ankara da genç olarak yaşamak çok zordur. çünkü yapacak alternatifiniz pek yoktur. kızılaya gidilir konur sokak a girilir ve ordaki insanları gördükçe insan oha lan bura farklı bir memleket der. ever burası gotikistan ın başkenti konumunda. takılcak 1-2 cafe vardır güzel* . kızılay bu haldeyken insan kendine alternatif arar zaten tek alternatif de alışveriş merkezleridir. oralardan da pek haz etmedeiğimden ankara da yapacağım hiç bir şey yoktur. gece hayatı 0 ın altında -10 dur. evet 4-5 milyonluk bir şehirde gece hayatı hiç yoktur neredeyse. sakarya caddesinde 1-2 bar vardır sadece ve gece ankara da hayat durur. burada nasıl bu kadar insan yaşıyo dersiniz. kısacası emekli ikinci baharını yaşayan insanların cennetidir.
üniversiteyi kazanıp bir an önce kurtulmayı dilediğim şehir.*