ben de ankarayi cok seviyordum. ta ki kediyi etlikte bir veterine goturene kadar. gercek ankara gop, cayyolu filan degil kesinlikle. ben diyeyim etlik, sen de etimesgut.
ve gercekten hicbir meyvenin, sebzenin tadi yok. organik aliyorum tadi yok. özel tahsis edilmis yerler var, ya diyorsun burada satilan daha iyidir, daha tazedir, hadi buradan alayim. onun da tadi yok.
ve esas mesaisi gece basliyor. gece bakanliklarin, genel mudurluklerin onunden gecerken bakin, mutlaka bazi odalarin isiklari aciktir. o bazi odalar, amelesidir oranin. bunu tasrada goremezsiniz. butun isler acildir, cogu bir yere gidecektir. bu aciliyetlere, bu burokrasi nasil oluyor hala cozemiyorum ben de. bir omru, soguk gri binalarin masalarinda, toplanti odalarinda birakirsiniz. yolun sonuna vardiginizda; ideallerinizin, gelecege dair umitlerinizin torpulendigi yerdir ankara.
eğer kızılay yakınlarındaysanız birazcık gri sis tabakasını görebilirsiniz eğer değilseniz hiç bişey göremezsiniz güzel havası vardır. 4. veya 5. ci günden itibaren akciğer kanserini görebilirsiniz hemde beleşe sadece bu da değil akli dengenizi kaybetmek hatta tırlatmak için de bir çözüm denemek istiyorsanız hemen Ankara çevresi dışında bir yerden buraya doğru yola çıkın yolda bile anlayacaksınızdır demek istediğimi
Sakarya caddesi, Kızılay aşkları, rock müziği hatta ve hatta müziğin en kalitelisini dinleyebileceginiz sıkıcı resmi bir şehirdir. karanlık aşkların başkenti.