kisi nasil yaklasirsa ona, o da o kisiye oyle yaklasir. hissetmeyi, gormeyi, yasamayi bilmek gerekir.
olesiye nefret edenlere, sevmeyenlere, gri-denizi yok diyenlere, "seni buraya zincirle baglamadim, defol git" der ama anlayana tabii.
hem dogdugum, hem doydugum, canim sehrim. karin yakistigi, griliginin icinde tum renkleri barindiran sehrim.
dahasi burda sirtinizi insanlara donup bakabileceginiz bir deniz olmadigi icin, insanlarla icicesinizdir. insanligin degerini daha iyi anlayabilirsiniz burda.
güzel dostluklarla beraber insanların ne kadar iki yüzlü olabileceğini de öğrendiğim, birgün kahkahalarla güldürürken ertesi gün ölesiye canımı acıtan, hem sevilen hem de olabildiğince nefret edilen, kangren olmuş tuhaf bir şehir.
ben bu şehirde yaşama kararı alalı ve uygulayalı yaklaşık 2 yıl oluyor.
hayatla ilgili çok büyük bir gerçekle yüzleşmemi sağladı bu gri, karanlık, kasvetli memur şehri..
ne deniz sevdirirmiş bir insana bir şehri, ne toprak. ne mal, ne çevre, ne yaşanmış bir ömür.
sevgiymiş sevdiren o şehri, içindeki sevilenlermiş.