Ankarada aşık olmak Ege'ye Akdeniz'e benzemez, yaz aşkı yoktur orada.
Karakışın, ayazın içerisinde aşık oldumu adam iliklerine kadar işler.
Sezonluk değil ömürlüktür.
Kumsalda değil lapa lapa yağan karda beklersin aşkını, parmakların buz tutmaktadır, tuttunmu sevgilinin elini kan aynı damara akmaya başlar, o yüzdendir ki Ankara'da aşık oldun mu sezonluk değil ömürlüktür aşk.
Sevgiliye güzel görünmek uğruna popon donsada çaktırmazsın, oda yetmezmiş gibi delikanlılık yapar ceketini de atıverirsin sevdiğinin omuzlarına. Ankara'da aşık olmak herkese göre değildir yani.
Gözler hep buğuludur yağan karın, esen rüzgarın etkisiyle.
Baktın mı gözgöze sadece sevinçleri değil hüzünleri de paylaşıverirsin.
Onun içindir ki Ankara'da aşık olmak başka yere benzemez.
Sezonluk değil ömürlük aşklar bulursun.
hüzünlü, resmi, soğuk, kırgın, yorgun, başkenttir. ama şehrimdir. betonların arasından bazen ufku, denizi görmeyi arzulatan şehirdir. hep mi sokaklarında hüzün vardır, hep mi soğuktur bu şehir bilemedim.
arabesk kültüre elini verip kolunu kaptıran şehir. öyle ki bu şehrin açık ara en çok dinlenen ilk dört radyosunun tamamı da arabesk müzik çalıyor. toplam dinleyicilerin kafadan % 70'ini oluşturan bu güruha her gün damardan inanılmaz bouytta ve dozajda arabesk enjekte ediliyor.
yani olay sadece dolmuşçular, taksiciler, gazinocular, tavernacılar ekseninden çıkmış
durumda.
yapılan her tanımda en az bir kez " gri şehir " yakıştırması yapılmış başkenttir. dünya başkentlerine oranla biraz kötüdür diyebiliriz. içerisinde barındırdığı üniversiteler sayesinde çevre illerden ayrılmıştır. yoksa çevre illerden herhangi bir farkı yoktur.
kar dünyada hiçbir şehre onun kadar yakışmaz, doğru. fakat kar yavaş yavaş kalkmaya başladığında ve şehir o solgun yüzünü göstermeye başlayınca da insanın içini bir mutsuzluk kaplar, ankara'nın sevilmeyen yüzü görünür.
kar dünyada hiçbir şehire onun kadar yakışmaz. türkiyede hiçbir şehir onun kadar düzenli olamaz. grinin şehri. hüzün ve şiir kokan kent. onu anladıkça istanbulu anlayamazsınız.
ya aslında şehirde bi bok yok.manasız büyük,deniz yok insanları garip ama insan bi seviyor zamanla.ankaranın bir duruşu,gride olsa kendisine göre bir rengi var.yaşadıkca anlıyosun ankarayı.bu şehir farklı yapıyor insanı zamanla.uzaklaşınca özlüyosun mesala.ankarayı anlamak sevmek kolay değildir bu bir iki kez gelip gitmekle olmaz.belkide istanbuldan farkıda budur,istanbulu herkes seviyor ama ankarayı sadece onu gerçekten anlayanlar...
en büyük mutlulukları da, en büyük acıları da içinde yaşadığım şehir. ama son yaşattığı acı öyle böyle değildi. ilk fırsatta gidicem o yüzden bu şehirden, her ne kadar en mutlu anlarımı yaşadığım yerleri de terkedicek olsam da terkedicem bu şehri.
ilk fırsatta terk edilmesi gereken mümkünse hayat boyu bi daha uğranmaması gereken şehir. bu şehirde yaşamak kabustan beterdir. insanı desen ayrı bi mal. üst geçit kullanmak gibi alışkanlıkları yok kullanan üç beş kişiye de salak gözüyle bakar bu gerizekalı insan güruhu, trafik ışıklarına uymak gibi alışkanlıkları kesinlikle yok. sinirden elim ayağım titremeye başladı, zorunlu olarak ankara da yaşayan biri olarak tavsiyem, kafanız çalışıyosa değil bu şehre uğramak ankaralı tiplerle arkadaşlık bile kurmayın.
sebebi bir türlü anlaşılamayan bir cazibeye sahip şehirdir. büyük şehir olmasının yanında çok da küçük bir şehirdir. alışana kadar insanın canına okur. sabredip alıştıktan sonra bağımlılık yapar.
tamamen nefret duyduğum ve en ufak bir sevgi beslemediğim şehirdir. belki de hayatımın en kötü günlerini burada geçirdiğim, geçiriyor olduğum ve geçireceğim içindir. buraya geldiğim zaman bütün hayatım değişmişti ve sanırım buradan gittiğim zaman da bütün hayatım değişecek. iyi yönde mi yoksa bundan da kötü yönde mi ona zaman karar verecek.
her gün kendisine haykırmak istediğim şeyler olan şehir.
sevemedim seni amına koduğumun gri şehri. kimi senin için çıldırıyor, deli dolu aşklarından, tutkularından bahsediyor fakat sen benim gözümde terk edildikten sonra kaçılan ilk durak olduğun için asla ve asla candan ve gerçek bir memleket olmayacaksın, olamayacaksın..
En kısa tanımıyla başkent.
Gözlerimi açtığım ve belkide burada tekrar kapatacağım o 4 tarafı dağlarla çevrili soğuk memleket.
insanlar soğuk değil ama şehir itici, belkide seneleri burada tüketmenin bir eseridir bu.
Yinede hayatımın derin çizgileri bu şehre kazılı, ilk aşkım, sonsuz arkadaşlığım, nefretim.
Bu şehri sevdiğimle, sevdiklerimle olduğum için seviyorum, yoksa hiçbir önemi yok benim için.
kimi memur kenti der, kimi denizi yok der ama nedense ben o bozkırı çok seviyorum. bu hafta sonu ordaydım.dilimde şiirlerle gezdim ankarayı, bir kez daha sevdim ankarayı, ahmed arifi andım.
ne var ki bu şehirde? en iyi dostumun burda olmasını geç, okulu geç, barlarını geç ne kalır ki geriye? havası hava değil, yerleşimi bir garip, dolmuş desen 1.85tl çok acayip, ego desen gelmez, arabayı park edeyim desen otoparkı mesele... sıkıcı, sakin ve sessiz bir yer ankara benim için. bir insan bir şehirden ne ister sorusunun cevabı yoktur kesinlikle burada; ama sevdiği birkaç şey uğruna uzunca bir süre katlanılabilir. bir gün tiyatroya gidersin, hayvanat bahçesinde şöyle bir turlarsın, hava güzelse gençlik parkına gidersin bir iki kere, birkaç iyi yerde yemek yersin, üç beş bara gidersin, baharda göllerin birinde piknik yapsan, kışın da avm'leri turlasan, zaten bir ay otuz gün. tüm bu aktiviteleri de hoş bir döngüde tekrarlarsan hepi topu oniki tekrar eder. insan günün ya da haftanın bir vaktinde şöyle doya doya konuşabileceği birini bulabiliyorsa karşısında, orada çok uzun bir süre yaşayabilir. yoksa ankara da hikaye manzarasına öldüğüm karadenizim de.
tam 91 yıl önce bugün ulu önderimiz mustafa kemal atatürk'ün geldiği şehir. atam o gün ankara'da seymenler tarafından o kadar iyi karşılanmış, onlardaki vatan sevgisinin ne kadar büyük olduğunu o kadar iyi görmüş olacak ki; bu seymenler diyarı şehri daha sonra türkiye cumhuriyeti'nin başkenti yapmıştır.
başkent olmanın, kurtuluş savaşı'nda en çok şehit veren il olmanın, anıtkabir'e sahip olmanın haklı gururunu yaşayan şehirdir ankara. atatürk'ün kurduğu bu ülkenin yılmaz bekçileridir ankaralılar da.