gecenin şu saatinde cayır cayır yanan şehir. ulan ankara ayazında tir tir titrerim sıcağında cayır cayır yanarım yine de seni severim nasıl bir şehirsin.
Ankara' da okuyan bir öğrenci olarak gözlemlediğim kadarıyla yazıyorum. Ankara da olmak sabahları siyah camlı makam arabalarını her daim görebilmektir. Kızılaya giderken bakanlıkların önünden geçmektir. Ata kuleden Ankara' yı izleyebilmektir. Her gün yeni bir olay demektir. Hele ki öğrenciysen Ankara aşk' tır. Ulus'ta her türlü beladır. okul dan çıktığın da bir adım ötede HSYK yı görebilmektir. Belkide Behzat Ç. , Deniz yıldızı, setlerini görebilmektir. Gençlik park'ına bir türlü ısınamamaktır. Nedense orada sürekli travestiyle karşılaşmaktır. Her seferinde peşine bir kro' nun takılması demektir. Dönüp dolaşıp Kızılay' a gelmektir. iyidir ankara iyidir.
belki de ankara'da doğup büyüyen herkesin aklındadır bir gün bırakıp gitmek bu "taştan" kenti. bu fikir her ne kadar aklın bir ucundan geçse de sadece geçmiş olduğuna inanırsın gidecek olduğuna değil. herkesin sonbaharını sevdiği, dizelerine kazıdığı bu kentin en çok kışını sevmem beni ankara'dan gitmekten vazgeçirdiğindendir belki.
bugün tüm sokaklarını ayrı ayrı gezdim ankara'nın, sahaflarını dolaştıktan sonra da hafif kararmış simidini yiyerek her zaman gri,sisli görünen bu kasvetli şehrin renklerini fark ederek güvenpark taki havuzu ve güvercinlerini izledim, küçükken simit attığımı anımsayarak.
hani ilkokuldayken denir ya "gerçek dostun kitaplar" olduğu ... bir kulağımızdan giren çıkan bu sözlerin kitaplara bağlanmakla geçebileceği gerçeğidir yalnızlığın aşılabileceği ta ki insanların kendilerini biriktirdiklerini fark edinceye kadar.
akıllarda hep bir sorudur ya ankara neden sevilir? bunun cevabını hiçbir zaman , hiç kimse bulamasa da her an değişen gökyüzüne baktığında, umarsızca bi tebessüm oluşuyorsa yüzünde ankara o iç karartıcı sislerden kurtulup senin için gökkuşağının tüm renklerine kavuşmuştur bile.
+Ankara' da yaşamak bir ev hanımıyla salonda çay içmek gibi, istanbul' da yaşamaksa bir fahişeyle çılgınca sevişmeye benziyor. Sen ne dersin?
-Valla ne diyeyim, yolunuz Adapazarı' na düşerse elimizden geldiğince zikmeye çalışırız.