özleyip özlemediğimi bilmediğim şehir. belki ait olmadığımdan yada benimseyemediğimden. bir türlü gelmeyen yazından devamlı yağan yağmurundan belkide. paylaşacağım bir hayatı sunmamasından belki bana.
sevemedim seni ankara. nefes alamadım sen de. dolaşamadığımdan belki sokaklarında özgürce. hep tutsakmışım gibi hissettrdi bana ankara hep bir yalnızlık hep bir özlem.
karakteri yokmuş gibi gelir ankara bana. ne bileyim türkiyenin her bölgesinin insan tipinin bir güzelliği vardır. trabzon dersin komik konuşan, sivri zeka adam gelir, adana dersin,van dersin, izmir dersin bir şey gelir akla... kimliği vardır bu şehirlerin. "ankara" deyince; cansız mankene giydirilmiş elbise gibi... kravat, memur, melih gökçek gelir akla. kendine ait bir kişiliği yok bu şehrin. o yüzden gridir şehir. renksizdir.
bugün yürürken sabah sokaklarında , caddelerinde bi kez daha anladım , bu şehir öyle bir anda , yıldırm aşkıyla öyle görür görmez sevilecek bi şehir değil , zamanla tanıdıkça , farketmeden aşık olunacak bi şehir .
ikinci defa gönlümden çizik haritamdan silik yemiş şehirdir. ilki sudan sebeplerdendi şimdiki daha ayrı bir durum. eskiden zorda kalmasam gitmem derdim şimdi ise uçakla sınırlarından geçmek bile istemiyorum. o derece soğudum sana ankara. git kimin başkenti olursan ol kimin gönlündeki şehir olursan ol. caddelerinle sokaklarınla taşınla toprağınla o anlamsız şehir gürültünle götür kendini uzaklara, kal bencil düşüncelerinle.