%12 lik doğalgaz zammının gelmesini dört gözle bekleyen şehir. özellikle ben bekliyorum.
gelsin amk, gelsin ki bütün fakirler donarak gebersin, bu hükümetin bu durumlara gelmesinde ön ayak olan, oyları ile destekleyen fukaralar, götlerinde donu olmayan, nefesi kokan, fakirlikten çoluğuna çocuğuna ayakkabı alamayan aç insanlar gebersin amk soğuktan.
gerçi gene onlara bişe olmaz ki, adamların sülaleleri raad amk. oturdukları evde yaşadıkları sefalette doğalgaz mı var?
zibilyon yılın en soğuk kışı yaşanır umarım, umarım yaşanır da kökten çözüm olur, donarak geberirler...
nasıl diyor du bakan yıldız; herkes yediği içtiğini ödesin değil mi?
madem bi bok yediniz, bize çektirmeyin amk, siz ödeyin...
üçbeş kuruşumuz vardı, o da gitti, gidiyor, bu fukaraların zaten bi sikimi yoktu, çoğu acından gebermek üzere, bunların yediği boku neden biz ödüyoruz ulan?
bir kaç günlüğüne ya da bir kaç haftalıgına gelenlere zulümdur bu şehir.
ama sen bir de oranın hem kışını hem baharını yaşamış insana sor ankara nedir diye.
ankara ayazıyla kulaklarını donduran, dolmuşlarında ankara havası çalan, sıcagıyla tişörtü sırtınıza yapıştıran, anlamsız bir koşuşturmacanın oldugu koca bir şehirdir.
hiç bir lahmacunda o okul yolunda ki üçüncu sınıf lokantadakinin tadını vermiyecek bir daha. çok daha iyilerini yedim sonra bizzat urfada hatta ama hiç birinde o kadar aç oturmadım sofraya.
doğma büyüme bir izmir'li olarak bir hayli beğendiğim güzide şehir.
bu zamana kadarki en iyi tasviri ise nazarımda şudur:
"deniz yok ama boğulabiliyorsun."
melih gökçek gibi bir belediye başkanına sahip olan şehir ne kadar güzel olursa o kadar bir güzelliğe sahip.
ayrıca rayban'ın wayfare serisinin özel üretim sayısına bakıyorum, bir de bu seriyi kızılayda takanların sayısına. aradaki derin uçuruma anlam veremiyorum.