sevilen bir şehirdir, kimilerinin "aaaa burada deniz yok siz nasıl yaşıyorsunuz" gibi sorularını bile sineye çektirir taki trafiğine çıkana kadar. işte o zaman sevgi birden bire nefrete döner.
bir yayalaştırma projesi de ankara'ya gerekli hatta zorunlu. ankaralılar çok iyi bilirler ki güvenpark kumrular arası tamamen kaostan ibaret. her gün devlet erkanının geçtiği ama ne yazıkki farkedemediği bu yer hindistan'da ve çin'de bile olmayan bir trafiğe sahip. hindistan'dan tek farkı ineklerin yolda yürümüyor olmasıdır herhalde. gerçi insanlarımız aradaki bu farkı fazlasıyla kapatıyor.
nasıl bir mantık ki dolmuşları, otobüsleri, servisleri, yayaları ve araç trafiğini aynı yoldan geçirir?
" yazı bir başka, kışı bir başka, yine de seviyor be insan ankara'yı.. hele içinde sevdiceğin de varsa.. parkları, güzel mekanlarıyla bir bütündür ankara, atsan atılmaz, satsan satılmaz, gecekonduları olsun, yüksek yüksek binaları olsun herşeyiyle bir bütün, etle tırnak gibi..
Başlarken tanıdığım Angaralı gardaşlarımın alınmamasını temenni edip şunu söyleyebilirim ki Ankara nüfusunun %51'i (ki en azından) bildiğin mal. Hani o çok kullandıkları 'mal' var ya o işte. Bu arada sadece ben demiyorum bunu, gayet Ankaralı arkadaşlarımın sitemi. Onlar yüzdeyi biraz daha yukarıda tutuyo gerçi (%70-80 falan) ama haksızlık(!) ettiklerinin farkına varmalılar, neyse.. Ankara, Kızılay'da 'omuz omuza' mücadeleyi öğrendiğiniz yerdir. Ankara, Bahçeli'de mankenlik ajansına gitmeden nasıl yürümeniz gerektiğini öğreten yerdir. Ankara, Tunalı'da hiçbir moda dergisini takip etmenize gerek kalmadan 'sizi baştan yaratan' podyumdur. Ankara, Park Caddesi'nde daha önce yaşamadığınız kadar eğlenceyi nasıl bir geceye sığdırabildiğinizi size 3 bira kafasıyla anlatan yerdir. Ankara, Ulus'ta.. Şaka lan şaka, gerek yok şimdi hiç Ulus'a falan. Neyse, bu daha çok uzar; fakat şunu demeden de edemem: 20'lik rakıdan 6 duble çıkaran Ankaralılar, sizi izmirliler'e havale ediyorum. Daha da konuşmam.
Bircok sehir gibi yaşanılanlarla özel kılıyor kendini. Soğuk olması,kalabalığı bir süre sonra özletebilir kendini.
Ögrenci olmak güzeldir.Karda düse kalka okula gitmek güzeldir.
sevgili ile ne yapsak nereye gitsek diye kısa bi tartışmanın ardından kızılaya gidip bi simit ayran alıp gelen geçeni izlemek,ya da bahçeli de söyle bi yürüyüp kışın üşüyerek kestane yemektir ankara.
belki anlamsız sesiz kalan bir şehir, bir belirsizlik hissi verir fakat hani herşeyden bunalıp gece dışarı çıktığınızda o uzaktaki ışık huzmelerinin titreyişi var işte tüm tasalardan sizi alır uzaklaştırır. o an ne denize gerek kalır ne de başka şeye...
bu kent, güneşin* kentidir. her hafta sabahın 5lerinde yola çıkıpta akşam geri döndüğüm şehirdir. kışı kötüdür teksen, onunla isen ne önemi vardır ki. kaçamak öpücüğün şehridir. yalnız kalmanın değerli olduğu şehirdir. anlaşılmazdır, anlaşılmaya da ihtiyacı yoktur. gidemediğim şehirdir. gidersem... belki de öleceğim kenttir. belki de değildir.
ama yukarıdaki gibi. anlamsız, sessiz kalan bir şehirdir.
kışın donduran ama içi ısıtan, yazın kavuran ama insanın içine serinleten, zıtlıklarıyla ve alışılmışlıklarıyla ünlü şehir.
istanbul ile karşılaştırılmayı hak etmez. yaşanabilirlik ve birçok konuda istanbul'u geride bırakır. çok sevilir, gidildiğinde özlenir, içinde yaşarken de kıymeti bilinmez.
kıymeti bilinmesi gereken şehir. özellikle geçici olarak orada yaşayanlar için bu böyledir.
çünkü ayrı kaldıktan sonra o kadar çok özlüyorsun ki aşk acısı gibi koyuyor.
hani eski sevgiliye mesaj atmak gibi birşeydir. ayrısındır ama vaz da geçemiyorsundur.
ankara'da aşklar başkadır. çünkü soğuktur ankara,üşümemek için daha çok sarılırsın sevgiline ve ankara sana aşkı yaşatır. ve biz ankaralılar bu yüzden severiz bu şehri,bu yüzden ihtiyaç duymayız denize,temiz havaya.
kasvetli, kravatlı, gri şehir olarak bilinse de sevmek için çabalamanın güzel olduğu şehirdir. ilk zamanlar anlamazsınız nasıl bir şey olduğunu ankaranın. memlekete gidip geldikçe, her ayrılışta anlarsınız içinizdeki ufak sızıyı. işte o zaman sevmeye başlamışsınız demektir bu gri şehri.
Hakkında soğuk, gri, sıkıcı demeyenleri siken birileri olduğunu düşündüğüm, sevmeyenlerin gelmemesi gereken şehir. Sevmiyorsan gelme kardeşim, basit bu kadar.