gri şehir, ankara'yı sevme nedeni nedir bir insanın bilinmez ama öyle ya da böyle çok sevilir bu betonarme toz bulutu. içindekilerdir, anılarındır belki burayı sevdiren, anlamazsın bazen bu şehre olan delicesine tutkunu. özlersin uzağında olduğun zaman durduk yere. bu koskocaman başkentte adını koyamadığın, ne olduğunu çözemediğin hisler barındırırsın küçücük yüreğinde. başka bir yerde olduğun zaman kendini gurbet elde hissedersin. seversin o tuhaf bozkır kokusunu, karını, karanfilini, kuğulusunu.. ve sürekli hasret duyarsın ankara'ya tüm benliğinle.
içindeyken ne kadar sevdiğini fark etmediğin şehirdir. sakaryasında, bahçelisinde, tunalısında bir sürü hatıra barındırandır. ayrı kalınan bir haftanın sonunda özlenendir. bazen dünyanın en güzel şehrine bile tercih edilesidir. huzurdur ankara.
garip bir şehir. dışarıdan o kadar sessiz sakin, memur kenti gözüküyor ki, bu kabuğunu kırıp içine girebilmek aylar alabiliyor. aslında hareketli, insanın kendisinde biterken şehri eğlenceli hale getirmek, ankara bunu kolaylaştırıyor. istanbul'un sunduğu eğlence imkanlarının hepsi mevcut, deniz yerine gölü kabul eden insanlar için sorun yok. sadece eğlence anlayışı biraz farklı. istanbul'da tiyatro bileti aynı gün bulunabilirken, burada 13 gün öncesinde satışa çıkan biletler birkaç saat içinde bitebiliyor. tunalı'da geyik yapmak, istiklal'dekinden daha zevkli oluyor bazen. belki de şehirleri sevdiren insanlar olduğu için gözüme çok farklı gözüküyor şu an bu şehir...
senelerdir gitmeyi merakla beklediğim, çok şey umduğum şehir. güzel olacakmış gibi geliyor her şey. o kadar az kaldı ki artık buluşmamıza. umarım o da beni sahiplenir ve sever.
kocatepesi ve hacı bayram velisini sürekli karıştırdığım şehir. yerlerinde bir sıkıntı yok zaman zaman gittiğim yerler ikisi de fakat ankara'dan alakasız biri, hacı bayram ankara'nın neresinde kalıyordu, diye sorduğunda öylece kalıyorum çoğu kez.