2 aydır durmadan yağan yağmurlardan sonra bugünlerde durulmuş ve güneşin yüzünü gösterdiği şehir. fakat bu sefer de havalar çok sıcak diye şakayet edeceğiz sanırım. ortası olmayan, sürekli uçlarda yaşayan bir şehir.
dinginliğin şehridir. biraz sakallıdır, saçları hafif akça, söylenen her cümleye; söylenildiğine pişman edecek tüm olası cevapları içinde tutar. içinde o biriktirdiklerinden olabilir gri havası. konuştuğunda, sohbet etmeye başalayabilen her insan ankara'ya aşık olmaya başlar,aşkı sohbettir iki duble rakı eşliğinde. istanbul'un izmir'in romantik tiki muhabbetti değil, aşk; ahlak felsefesinin içinde düşer sakarya'daki sofralara. insanlar, insan yüzleri sayesinde düşünür. boğazla körfezle değil insanla içilir. tam bir gerçekçidir. istanbul'un o oynak haline pezevenklik yapmamaya ısrar eder, deniz kokusu kokuşmamıştır, sevgiden çıkartılır.
sevmeyeni kadar seveni de çok olan gri renkli şehir. trafiği genelde sakindir; iş çıkışlarında eskişehir yolu yoğunlaşır.
türkiye'nin en iyi üniversitelerinden bazılarını bünyesinde bulundurur; ankara, hacettepe, odtü, bilkent.
kışları soğuk ve yağışlı, yazları kurak ve bunaltıcı derecede sıcaktır lakin bu yıl yağmuru eksik olmamıştır.
gece hayatı belirli semtleri dışında pek yoktur. "metro" ve "ankaray" adında iki metrosu bulunur. 00.30 gibi hizmet sonlanır.
başkenttir, memur ve öğrenci yüzdeliği fazladır.
sanırım ankara ülkemin başkenti olduğu için mutsuz ve bu yüzden sürekli ağlıyor.
sisayet ve bürokrasinin puslu ve kasvetli havası ankaranın içine sinmiş gibi.