yüzde doksan ihtimalle, üç ay sonra yaşayacağım şehir... izmirden sonra nasıl olacak en ufak fikrim yok. içimde tuhaf bir heyecan ve büyük oranda korku var..
çok sıkıcı ve monoton şehir burada eglence için yapabilecegin fazla bişey yoktur.ayrıca son 2 senedir sürekli yagmur yagan şehir.gotham şehri tabiri dogru olacaktır çünkü genelde sisli ve pusludur.
kedidir kedi. şehir sınırlarından içeri girer girmez insanın üzerine atlamaz. kolay sevdirmez kendini. yabanidir. uzaktan uzağa süzer, gelecek zannedersin, kafasını çevirir gider. karanlıktır, kirlidir. sanki her an hayatın anlamını düşünür, dünyanın bütün acılarını omuzlarında taşıyor gibidir. mağrurdur, sırnaşmaz. Halihazırda yağmuru, ayazı, bunalımı seven biriyseniz çabuk alışır, geh pisi pisi yaparken bulursunuz kendinizi.Ufak ufak yanaşır, zamanla alışır size.Yok ben o adam değilim diyorsanız, kurumak bilmeyen sokaklarında iliklere kadar işleyen soğuktan şikayet etmemeyi öğrenmek zorundasınız. Kahırlı günlerinize bir miktar kara bulutun, biraz soğuğun ve bolca kasvetin ne kadar yakıştığını görmeye, dışarda lapa lapa kar yağarken sahafın tekinin penceresinden şehir telaşını izlemeyi sevmeye başladınız mı, tamamdır. içinizdeki sesi susturmak güçtür artık. Ben, galiba seviyorum lan bu şehri der kurtulursunuz. Ankara çoktan bacaklarınızın arasında dolaşmaya tüylerini sürte sürte mırlamaya, miyavlamaya başlamıştır.
bugün bir saat sonbahar bir saat ilkbahar yaşatmış şehirdir. daha sonra yağmur, dolu, güneş ve tekrar yağmur ile hava değişimine ev sahipliği yapmıştır.
gridir...
sürprizleri yoktur pek.. yıllarca uğramasanız bile değişen bir şey yoktur pek denirdi bir zamanalar. ama artık hızla değişiyor. yükseli ve karanfili simit sarayları kapladı. engürü bazaar oldu, bilim sanat kitabevi kapandı. b,r dost direniyor bir de mülkiyeliler birliği..
gene de sevilesidir. özlenir uzaktayken...
kentim benim...
Huzur şehridir. trafik sıkıntısı istanbula nazaran gayet sakindir. iyi biliyorsanız yalnız başınıza bile gayet mutlu olabilirsiniz. 2 haftadan sonra ise sıkan şehirdir. mutlaka kafa dengi bir arkadaş gerekir. altınızda da araba olmalıdır ki sıkıldığınızda kafanıza estiği an mekan değiştirebilesiniz.
deniz yok, içinde bir şey yok, gezilecek bir yer yok, sıkıcı, kara kuru gibi saçma sapan önyargı eleştirilerine maruz kalan şehir. onun havası, her nefes alışında içinde bir yerlere tutunur, ondan uzakta kaldığında da beynine beynine çıkarak kendi özlettirir, köpek gibi özlettirir. *
seviyorum ben bu şehri. üniversitemin birinci yılındayım, eylül civarlarında istanbulda öğrenci olmak mevzuunu yaşarken, çankırı'da oturanailemi görebilmek, biraz daha sakin ve basit yaşayabilmek arzusuyla deli gibi hacettepe'sine yatay geçiş yapmak istediğim şehirdi. sanırım ben bu şehirdeki çözülmüşlük, dibe çökmüşlük havasını seviyorum ve bunalım bir anında insanın sırtına attığı küçük tıptıpları. şu an istanbul'dayım, bir hafta önce ankarada'ydım, bir haftadan özletti kendini. lakin hüzünler şehri olarak aklımda kalacak gibi. ikidir her gidişimden sonra acıyor içimde birşeyler.
ankara, bağrında büyüttüğün arkadaşım, sevdiğinin ölüm haberini, beni gülerek aşti'den uğurladıktan bir saat sonra almamalıydı. ayıp ettin, ikinci kez. üçüncüyü istemiyorum, hem de hiç.