türkiye'nin en yaşanılası şehridir, her gidildiğinde ağır, kaotik havası çarpar yüze, derindir. izmir, istanbul gibi güzel değildir; gerçek, ağır ve sakindir. zaten bizim bu popüler ucuzluklarımızdan gına geldi; illa tropik, "güzel" falan olacak, nedir bu tek tip şeyleri, bariz, görünen şeyleri yani yüzeysel olanları, yani kolay olanları isteme hali..
ankara iyidir, yaşanması, anlaşılması gereken bir yerdir.*
yağmur yağdığı zaman denizin değil bit gibi türemiş göletler ve şelalerin manzarasının izlendiği şehir. bir de yağmur esnası göletleri var ki, demeyin haline.
küçük bir kızın ilk korkusu .istanbul'un maviliğinden alınma korkusuyla büyütmek o kızı, her dönüş lafını gözlerinde korkuyla dinletmek. büyümüş bir kızın kalbini yutmak, sevincini almak demek ankara.
hep alıp geri vermemek demek ankara.
5 ay 5 günümün geçtiği baş şehirdir. mamağının dumanından yatılmıyordu, sabahın 4'ünde kalkınca şehrin üstünde siyah&mavi atkı gibi bir şerit olurdu kış aylarında, ankara'da askerdim sadece ve asker gibi kaldım bu ruhsuz şehirde.
lanetlendi galiba bu şehir. güneş kendisini nadiren gösterir oldu. tamam eyvallah yağmur güzeldir candır da e yeter artık. tamam yine eyvallah yazın susuzluk da çekmek istemeyiz ama bi ara versen diyorum. (kime diyorum anlamadım)