hiç durmayan yağmuruyla, insanı derin düşüncelere gark ettiren şehir. gün itibariyle adının hakkını vermiş, her geyikte olduğu gibi gri kasvetli ve melankolik bir şehir olduğunu bir kez daha ispatlamıştır.
ODTU tarafindan yapilan bir ara$tirmaya gore $u anda turkiye'nin en iyi uc universitesini bunyesinde barindiran $ehirim. 1 ayda sana ne kadar ali$tiysam artik sahiplenmeye bile ba$ladim lan.
14 saat sonra kollarına varılacak sadık yar. heleki kendisini terkedip küçük bir memleketi yar edindiniz mi kendinize özlem tavan yapar. efendim bir aoç olsun bir guşgana olsun bir sakarya olsun, bunlar nasıl özlenmez? candır can...
"...öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak..."
benim için deprem sonrası zorunlu gidilen, sıkıntılı şehirdir; gelin görün ki öyle kişiler vardır etrafımda, hayatımda; ankara'yı başka severler. ankara'nın adı geçince gözlerinin parladığı görülür. zoru sevmek midir bu? bilemedim. ankara garip şehirdir. evet, ankara'yı sevmeyen seveni anlamaz ve seven de sevmeyeni; ama bu iki insan birbirini sevebilir. tabi o ayrı mevzudur.
sahil insanı olan ( yani sahile kıyısı olan bir ilde yaşayan , mesela istanbul, izmir gibi ) insanların, uyum sağlamalarının zor olabileceği bir yerdir. neden? çünkü denizi yoktur. bu yüzden ayrı bir kasveti vardır üstünde.
şimdi enteresan bir şey söyleyeceğim; ankara'da deniz yok. daha da ilginci; ankara kasvetli. ve son... kusura bakmayın, soğuk suya yavaş yavaş girilmez, birden atlamanız lazım. o yüzden tek seferde söyleyeceğim, hazırlıklı olun: ankara gri şehir'dir. ama yine de -büyük ihtimalle- birkaç ay içerisinde tüm geçmişimi gömüp [madem klişelerden gidiyoruz] süngeri çekip; istanbul'a doğru valizimi hazırlamaya başlayacağım. çünkü, sanırım bu sefer göze alabileceğim... [alamaya dabilirim... dabilmek]
uzaktan bakmakla içerden kafanı çıkarmak arasındaki farktır ankara. soğuğu soğuk, sıcağı sıcaktır. beklenmedik anlarda başlayan yalnızlıklardır. ufacık ve daracık gelir sokakları, yolları sanki hep başka kentlere gidermiş gibi. adları bile ankaradan bağımsızdır. samsun asfaltı, eshişehir yolu, konya yolu, istanbul yolu hep biyerlere işaret eder insanı. kalma git buralardan der gibi uzanır en geniş bulvarları. ama ankara kalmaların şehridir. sabahın ayazı değil bahsettiğim, ki zaten hissedersiniz burnunuzdaki sümükte bile. bahsettiğim sararmış binaların önlerinde biriken yapraklarıdır. yüksel caddesinin tanıdıklığı, kızılayın sıkıcılığı, sakaryanın sesleridir. ankara ankaradan başka bir yere benzemez bu yüzden.
Sis
Duvarların ardında sessiz duruyordum
Üstüme gelen herbir söz için yaşarken
Bak gör arkandan geçen herbir yüzlerde
Bildiğin romanlar gibi sende kayboluyordun
Duygularım beni bırakmaz sandım hep
Koşmam gerekse çok koştum
Duygularım beni bırakmaz sandım hep
Koşmam gerekse çok koştum
Kaybettğim herşeyi sende buluyordum
Elimde olmayan çaresiz bedenlerde
Anlatma şanslarım tersine giderken
Bildiğin romanlar gibi sende kayboluyordun
Duygularım beni bırakmaz sandım hep
Koşmam gerekse çok koştum
Duygularım beni bırakmaz sandım hep
Koşmam gerekse çok koştum