konur sokakta kaldırımda oturan sorsan kendin bi haber gençlik... abdi ipekçi parkındaki bitmek bilmeyen eylemler, grevler...
gece hayatı pek de canlı olmayan, can sıkıcı memur kenti; başkent ankara...
mevsim normalleri iyice kafayı yemiş başkent. ulan ben bildim bileli ankara'nın sıcağı hep kuru olurdu arkadaş bu nasıl hava böyle bu sene anlamadım gitti. şıpıdık şıpıdık terletiyor.
hiçbir zaman pek hoşlanmamış olsam da bugünden sonra asla sevemeyeceğim şehir. benim için lanetli bile sayılabilir. o benim güvenimi alıp gitmiştir. aynı zamanda aslında ne kadar aşık olduğumu fark etmeme sebep olsa da o var olan aşka işkence edip öylece terk etmiştir. kalp masajı fayda etmez neye inanacığı şaşırdıktan sonra , aşk da dönmez geriye var olanı da güvensizlikten dolayı biryerlere sığınmıştır ve sadece acı çekmeye yarayacaktır. şuan hissettiklerimin tümünün sebebidir , hayatıma kocaman bir boşluk ,bir yük atıp çekip gitmiştir. ama sorun şehirde değil kişidedir. aşık olduğum insana aşık olduğumu fark etmemle birlikte aşkın ezilişine şahit olmamı sağlamıştır.ve sorun kimde olursa olsun durum bir de kararsızlığımla çekilmez hale gelmiş olsa da bundan sonra asla sevemeyeceğim yerdir, çok önemli kararlar vermeme neden olan ve aşkı, güveni , benim "herşeyim"i benden alacak kararlar vermemi sağlayan şehir ankara'dır ve oldukça kara bir acısı vardır.
Peyzaj Mimarlarını çılgına çeviren, Disneyland bozuntusu, birinci meclisin boyasıyla gözlerimi yaşartan şehir. Yine de Bükreş'ten iyi olduğu kesindir. Yüzde elli zam olan ülkemizde; yol parasındaki zammın yüzde yüz olduğu kent. Kibrit kutusu gibi olan başkentimizin, camii amblemi aslında istanbul mimarisine yakışmaktadır.
verdiğimiz vergilerle maaşlarını alan memur kitlesinin öbek oluşturduğu , denizi olmağı için her tarafa havuzlar yapılan ve yazları susuzluk sıkıntısı çekilen , sabahları ayazı öğlenleri güneşi ile adamın fizyoljik dengesini alt-üst eden güzel ülkemin başkenti .