Ahh sizi zavallı penguenler, Bu kadar soğuk bi şehirde nasıl yaşayabiliyosunuz? Oysa ki ben izmir'de sıcaktan bunalan ayaklarımı balkona asıp sigaramı hüpletiyorum.
Midye mi lan o yediğim. Ayağımın altında ne var, pardon denizmiş.
Ya okunacak ya da aşık olunacak şehirdir. Bilmezdim böylesine bir şehre derin sevda besleyecegimi, yaşadıkça anlıyorum. Ankara annem gibi, kokusunu duyduğumda iliklerimde hissediyorum o müthiş huzuru. Ankara'dan bahseden her romanı okuyor her şiiri ve her şarkıyı dinliyorum. Ve özellikle gitmissem oradan, daha bi acı veriyor özlem.
Denizi yok ama insanı var Ankaranın bir de Anıtkabir'i. Bu bile yeter orayı sevmek için.
Altyapı, üst yapı, şehir ve bölge planlaması gibi kriterler bakımından 10/10 luk bir şehirdir. insan kalitesi de Türkiye'deki birçok şehirden çok çok iyidir. Bir büyükşehire göre yaşam kısmen ucuz ve rahattır. Ulaşım imkanları iyidir. Arabanız olmadan da Ankara'da istediğiniz yere gidebilirsiniz. Fakat başkent olmasından mıdır artık, ya da bürokrasi şehri olmasından mıdır bilemiyorum, Ankara doğumlu olmayanlara soğuk ve sıkıcı gelebilir.
Bugun ayrildigim sehir. Alti aydir burda olmamdan sonra bir seneligine ankarayi yine birakiyorum. Neden bilmiyorum. Belki okudugum yerde son senem olmasindan belki de ailemle , arkadaslarimla daha cok vakit gecirmemden bu yaz ankaraya bir baska baglandim. Zoruma gidiyor birakmak. Belki kravatli sehir belki denizi yok belki de bina yigini. Nolursa olsun. Ben seni seviyorum ankara.
- siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, ata'nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz hergele meydanı'nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).
-oğuz atay
Dostluktur ANKARA.. Kardeşliktir, bize gidelimdir, bizde yiyelim, bizde kalalımdır... Bende para var oğlum sen geldir.. Beraber dayak yiyip kahkahalarla seneler boyu hatırlamaktır.. Sevgidir ANKARA.. izmirli, istanbullu gibi denizini boğazını değil, sebepsiz yere seversin Ankara'yı.. Tıpkı anneni sever gibi karşılık beklemeden.. Ayıptır ANKARA.. Yanında kız arkadaşı var boşverdir.. içindeki Anadolu hamurunu kaybetmeyen tek büyük şehirdir... iŞTE BU YÜZDENDiR Ki; SiZiN ORADA DOST DEDiKLERiNiZE, BiZ ANKARA' DA GARDAŞ DERiZ..''
ne kadar nefret edilse de bir ankaralı kesinlikle başka yerde bir ömür aralıksız olarak yapamaz. 6 ayda bir gelir, yılda iki gün gelir ama gelir. ankara'nın bu özelliği kesinlikle çok tuhaftır. gridir, resmidir, sıkıcıdır, soğuktur, dinsizi dine döndürür, dindarı zıvanadan çıkartır ama 1 yıl ayrı kalsanız adlandıramadığınız bir şekilde sıkıntıya düşersiniz. ve çoğu zaman bunun bir 'ankarasızlık' olduğunu fark etmezsiniz. 'yahu ne oluyor bana?' dediğinizde tinkerbell tipinde minik bir perinin 'ankarasızlık çekiyorsun şapşal, ankara'ya 2 gün git gel geçer' demesi gerekir. bu minik peri eşiniz mi olur, sevgiliniz mi, anneniz mi bilemem ama birisi bunu size demezse siz 'selamlar depresyon' dersiniz. böyle tuhaftır ankara.
'Senin Ego'na biz Ankara'da otobüs diye bineriz aslanım.' diye bir lafı vardır yada... kültürü eğlenceli, kendisi sıkıcıdır. uyumsuzluklar silsilesi yürüyen merdivenlerden başlar. istanbul'un boğası gibi ankara'nın da yürüyen merdivenleri vardır. ancak merdivenler yürümez. hatta günümüzde ortada merdiven bile yok. hoşdere de dere yoktur. dereyi geçin süs havuzu bile bulunmaz.