Sevene cennet sevmeyene cehennem gibi gelen şehirdir.
Eğer sevmezseniz her geldiğinizde lanet eder küfürler ederek dönersiniz. Bir kere Seversenizde bu şehri vazgeçemezsiniz. Her fırsatta dönmek istersiniz.
Canım sıkılır bazen. Atarım kendimi sokağa. Adım adım cadde cadde yürürüm bu şehrin sokaklarını. Sakinleşmek istersem hamamönüne dertleşmek istersem kahvecilerin yolunu tutarım kızılayda. Bir istiklal olmasa da akşamları karanfil yada barlar sokağı güzeldir. Biraz manzara istersen çık 50. Yıl parkına. Hem gözün doysun hem ruhun.
Ama ilk gelişinde sev bu şehri yoksa bir daha sevemezsin.
Bi içindeyken yakar bi uzaktayken..
Başka şehirde yaşamak zorunda olunca anlıyormuş insan meğer kıymetini..
Zamanında resmiyetine ayazına ve daha birçok şeyine sayıp sövdüğüm şehir! Şimdi o beton binalarına bile tek tek vurgunum sanki.. iyi ki döndüm bu şehre tekrar.
Ankara! Beni bir daha senden uzakta bırakma nolur..
Ulus'ta şiddetli yağmura yakaladığım şehir. Neyse ki hacıbayram'ın çay bahçeleri yetişti imdadıma. Sonra yaktım cüğarayı, baktım da baktım ankara kalesi'ne, varoş karton toplayıcı çocuklarına.
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.