Özlemi çok pis yaşatan canım şehir. Sevmeyen bilemez ankara'dan ayrılmak birkaç gün olsun uzaklaşmak ne. En kısa zamanda tekrar kavuşacağım güzel memleketim.
doğma büyüme ankaralı olarak söylüyorum,ankarada son 15 senedir kayda değer hiçbir değişiklik yok. 6 senedir ankarada yaşamıyorum, bayramlarda tatillerde gidip geliyorum ama bir şehir hiç mi değişmez. hiç mi kayda değer bir şey yapılmaz. göz boyamak amacı ile bir şeyler yapılmış, ama sadece göz boyama amacı ile. şehir merkezinde yollar delik teşik, şimdiye kadar çoktan bitmesi gereken keçiören metrosu yapımı hala devam etmekte. bir ankaralı olarak üzülüyorum. ha bi de insanına değinelim, eskiden de arabaların içinde oyun havası açan magandalar vardır ama sayıları son zamanlarda baya bir artmış sanki. millet de ankaralıları böyle oyun havası dinleyen magandalar gibi zannediyor. yazık...
enteresan,kasvetli bir havası olan şehir. istanbuldaki sıcakkanlılık, canayakınlık ve de canlılık maalesef burada yok. başkent olmasından mıdır, nedir, her şey fazla düzenli ve de bir yerden bir yere ulaşım çok kolay. yaşam kalitesi olarak istanbulun fersah fersah önünde, burası tartışılmaz. lakin sıkıcı bir şehir. çok fazla gezilecek görülecek, orjinal bir yeri yok. yaşam kalitesi yüksek ama pek gençlere hitap etmeyen tek düze bir şehir.
maltepe'de sazın teli koptu mu, elmadağ'da kuzuların ciğeri titrer. kaşıkların ahenkli şakırtısının vurduğu pavyonların dışında, homur homur kıpırdanan bir sokak bekler. etlik'in, keçiören'in bağlarından kaynayan cümbüşlü köçekli, taze meyvalı akşamlardan geriye kalan işte bu ankara'dır. her yere benzeyebilen ama bir tek kendisine benzeyemeyen.
ankara ayazdır, ankara memurdur, ankara halısahahadır, pavyondur, geçiş üstünlüğüdür.
ankara'yı sevmek, evcilleşmiş bir vahşi hayvanı sevmek gibidir, heran dönüp ısırbileceğini bilerek. minibüse dolmuş, üstgeçide köprü, çamaşır suyuna ozon demek, kapıcıyı kravatlı, mebusu eşofmanlı görmemeyi yadırgamamak onu sevmek. kar toplayan kırmızı-kara ayaz gecelerinde, soğuğa mukavemetin nafile olduğunu bilmek, kendini ona teslim etmektir ankara'yı sevmek.
2 gün önce ayrıldığım ve sırf bu yüzden bile ayrılık şarkıları dinleten şehrimdir. daha 5 gün var ankara 5 gün çok özliycem seni... turlarımızı, konurda içişlerimizi, sevgiliyile akşam vakti konurdan izmir cad' a kadar yürüyüşlerimizi... 12 gibi plaja dönüşen kızılayı, evimi evimin terasını, sakaryada barlardan gelen müzik seslerini, olmadık dünyaları, 50.yıl parkından aşağı doğru bakmayı çay içmeyi, güvenlikle sohbet etmeyi, gençlik parkında kahve içmeyi, arkadaşlarla öküz' de yaptığımız içkili muhabbetleri, mayhanede rakı balığı, mavi gölü, ulan bir haftalık ayrılık adına bunlar özlenir mi? Özledim işte..
Hayran olduğum gri şehirdir. Kimilerine göre soğuktur ve denizi olmadığı için pek sevilmez; fakat benim tarif edemediğim bir hayranlığım vardır Ankara'ya.