kitaptaki maximilian köhler karakterinin filmde yer almaması çok büyük bir eksi. ayrıca kitapta langdon'a hediye olarak verilen illüminati yazılı 5. damga, hem filmde çapraz anahtar olarak değiştirilmiş, hem de hediye olarak o değil gallieo'nun dialogo'su veriliyor.
kitabı kesinlikle filminden daha güzel dediğim ama "da vinci'nin şifresi" filmine göre daha başarılı olduğunu savunduğum adını dan brown ın aynı adlı romanından alan ve başrolünde tom hanks'in oynadığı sinema filmidir.
beklentileri karşılamadığı söylenen, ancak şahsımca henüz izlenmemiş olan film.
işin ilginç yanı, film illuminati denen bir örgütü konu alıyor -ki bu çok önemli meseledir- ama sayfanın birinde şu yorumu görünce ne düşüneceğimi şaşırdım:
"süpr bi flim . ben zaten aşk flimlerindende hoşlanmm we gerçekten aşk diye bişe yom konusu ayrı bi güzel"
kitaba oranla çekilen çoğu film gibi eksik yönleri vardı bazı olaylar da vinci şifresi nde de yanlış aktarılmıştı benzer hatalar mevcut. roma görüntüleri enfes insanın romayı göresi geliyor. uyarlama filmlerin bir çoğuna göre güzel bir film. kitabı okumadan izlemesi tavsiye edilmez zira bir çok şeyi kaçırmış olabiliyorsunuz.
kitabını okumadan izleyip beğenmediğim filmdir. tek kişiye odaklanan kamera, kahramanın o anda bilindik triplerle beylik laflar söylemesi, tam bitio herhal derken efektlerle uzaması, sonunu bakın nasıl da sizin tahmin etmediğiniz gibi bitirdik dercesine bir son, birde sonunda kızla tom hanks öpüşseydi tam bir holuvud filmi olabilirdi.
benim oturduğum yer mi maldı (ortadaki sıranın ortadaki koltuğu, önüm boş, çok kötü aağğğğğy); filmi izlediğim sinema yeni açıldığı için ışıklandırması, karartması, perdesi şunusu bunusu falan mı tam değildi; çeken adamlar filmi benim cep telefonumun ( ki kendisi 2 buçuk senelik, 3405934059 kere yere düşmüşlüğü 3450934 kere yüksek kinetik enerjiyle yere çarpılmışlığı vardır, düşün halini bebeğim) kamerasıyla mı çekmişler yoksa benim lensim kaydı da bulanık mı gördüm bilmiyorum ama kötüydü lan.
--burda azıcık sıpoylır var hayatım--
kitabını okumadım, okumayı da yakın gelecekte düşünmüyorum. zaten filme de arkadaş zoruyla girdim, amma velakin beğenmedim moruk. zaten öküzsel ileri görüşlülüğümle, filmi çözmüş edalarda yanımda oturan kişiye "aha bu adamda bi bokluk var bak demedi deme heheh" dediğim herif sonra papa oldu, çok içime oturdu. filmdeki tek yakışıklı olan sakallı herif de filmin ilk yarısında öldü zaten o çatışma gibi şeyde cık cık cık.. gerçi onu da ben farketmedim, arkadaş söyledi. demek ki o kadar da yakışıklı değilmiş, yoksa kesin farkederdim yokluğunu. en yakışıklısı dediğim adam da o kadar yakışıklı değil düşün filmin vehametini.. ay çok banal. hiç gitmeyin bence. (dünyanın en sığ insanı.)
--burda azıcık sıpoylır var hayatım--
şapeller kiliseler falan güzelmiş.
not: bi de başroldeki kızı asuman krause'ye benzettim durdum lan.. yok yok kesin lensler kaymış.
sevgiliyi dürtüp hadi çıkalım denilecek türden basit bir film olmuş.
hakkatten bu kadar mı rezil edilir? kendinizi kasıp izliyorsunuz vefakat değmiyor arkadaş! bizde bi destere vardı çok saçma sapan bişi yuttum yutkundum da izlemiştim. hah!, işte o kadar luzumsuz olmuş ki kesinlikle paranıza yazık.
gidin iki kornet kapıp dolanın sokakta daha karlı çıkarsınız..
bu kadar iyi bir eserden bu kadar kötü bir film yapmayı becermiş olan ve katkısı olan herkese başarılar dilememiz gereken film. ve aynı adlı muhteşem roman. o değil de kitapta insanı çeken hiçbir şeyi filme koymamışlar. madem bu derece alakasız bir şey yapacaktın koyunsana oraya daha güzel bir hatun, sonra o çeşmede sevişinseler ya onlar mesela. bunlar da yok. olmamış.
Kendisinden beklenen sürükleyiciliği, dibine kadar yaşatan filmdir.
Öncelikle, kitabı vakt-i zamanında okumuştum. Başından sonuna sarıp sarmalayan, kişisel ideolojilerinizden basit düşünürseniz sizi epey sürükleyen, heyecan dozu yüksek eğlencelik bir kitaptı. Bunun yanında taşıdığı mistik öğeler ile çok iddialı olmayan bazı saptamalar ve göndermeler de yapıyordu. insanların hassas olabileceği konularda da ipteki bir cambaz gibi davranıyor, ne etliye ne sütlüye bulaşıyordu yazar Dan Brown. Çok ağır ve kırıcı şeyler söyleyebilirmiş gibi ilerliyor, sonra da "hadi barışın" diyordu.
Filme gelince söylemem gereken tek şey Ron Howard'ın kitapta yararlanabileceği her malzemeyi, başarıyla filme yansıtmış olduğudur. Film, yaklaşık iki buçuk saatlik süresince teknik anlamda hiçbir falso vermiyor, sürükleyiciliği de tıpkı kitap gibi had safhada tutuyor.
Filmin yaşadığı sorun ise, böylesine yoğun bir kitabı, bir karambole dönüştürmeden nasıl anlatabileceğini bulamaması. Bu nedenle film bazı izleyiciler için sadece "sürükleyici" olmayı başarırken, bazıları için "sürükleyici ve yorucu" olacaktır. Zira karakterleri tanıma fırsatı bile bulamadan kendinizi iki buçuk saatlik bir aksiyonun tam ortasında buluyorsunuz.
Kitabın "hassas" konulardaki tutumunu film de yineliyor ve uzlaşmacı bir tavır sergiliyor.
Kendi adıma, beklediğimden fazlasını bulduğumu söyleyebilirim. Özellikle ÖSS denilen sınava şunun şurasında on beş gün kalmışken izleyebildiğim birkaç filmden mutsuz ayrılmak istemezdim. Mutluyum.
Dan brown'nın da vinci code kadar güzel kitabı. Aynı zamanda yararlı da acayip bi genel kültür sahibi olunabilir bitirdikten sonra. Gerilim sevenlerin kesinlikle okuması gereken kitap bi solukta bitirirsiniz.
bana okuma alışkanlığını kazandıran olağanüstü kitaptır.4 yıl önce okurken artık öyle bi noktaya gelmiştimki geceleri heyecandan uyuyamaz haldeydim.şu aralar filmide vizyona girdi ve filmine gitmeden önce kitapa tekrar başladım.her ne hikmetse sanki ilk kez okuyomuş gibi yine aynı heyecanla okuyorum ve heralde hayatta izlediğim hiç bi sürükleyici film bile beni bu kadar heyecanlandırmamıştır.filmine gelince henüz gitmedim ama muhtemelen kitabı okuyan birisinin beklentilerini karşılaması çok zor.zaten aldığım duyumlarda o yönde.
kitabı okumadan filmi izleyen biri olarak güzel bir film diyebilirim. görsellik, yapılar, eserler müthiş. ama bir başyapıt değil. bir şeyler eksik gibi.
tom hanks çok çok iyiydi. gidin izleyin zaman kaybı değil.