benim oturduğum yer mi maldı (ortadaki sıranın ortadaki koltuğu, önüm boş, çok kötü aağğğğğy); filmi izlediğim sinema yeni açıldığı için ışıklandırması, karartması, perdesi şunusu bunusu falan mı tam değildi; çeken adamlar filmi benim cep telefonumun ( ki kendisi 2 buçuk senelik, 3405934059 kere yere düşmüşlüğü 3450934 kere yüksek kinetik enerjiyle yere çarpılmışlığı vardır, düşün halini bebeğim) kamerasıyla mı çekmişler yoksa benim lensim kaydı da bulanık mı gördüm bilmiyorum ama kötüydü lan.
--burda azıcık sıpoylır var hayatım--
kitabını okumadım, okumayı da yakın gelecekte düşünmüyorum. zaten filme de arkadaş zoruyla girdim, amma velakin beğenmedim moruk. zaten öküzsel ileri görüşlülüğümle, filmi çözmüş edalarda yanımda oturan kişiye "aha bu adamda bi bokluk var bak demedi deme heheh" dediğim herif sonra papa oldu, çok içime oturdu. filmdeki tek yakışıklı olan sakallı herif de filmin ilk yarısında öldü zaten o çatışma gibi şeyde cık cık cık.. gerçi onu da ben farketmedim, arkadaş söyledi. demek ki o kadar da yakışıklı değilmiş, yoksa kesin farkederdim yokluğunu. en yakışıklısı dediğim adam da o kadar yakışıklı değil düşün filmin vehametini.. ay çok banal. hiç gitmeyin bence. (dünyanın en sığ insanı.)
--burda azıcık sıpoylır var hayatım--
şapeller kiliseler falan güzelmiş.
not: bi de başroldeki kızı asuman krause'ye benzettim durdum lan.. yok yok kesin lensler kaymış.