geçmişte birlikte yaşadığım her şeyimi paylaştığım insanların artık hayatımın hiçbir yerinde olmaması hissi. zamanında benim yanımda olmayı tercih ettiler ama gerek kendi menfaatleri gerekse hayatın getirdikleri ve bizden aldıkları yüzünden artık hayatımda olmayışları. bunu normal karşılamam gerektiğini düşünüyorum artık çünkü bu hisse kapıldığım an itibariyle dinginliğe de eriştiğimi düşünüyorum. hayatıma girecek insana geçmişten bir not bırakmak gibi olacak ama, kalbimdeki yerini sonradan boşaltacaksan hiç gelme. çünkü orası rezerve edip kullanıp sonra da hiçbir şey olmamış gibi çekip gideceğin bir yer değil. ömrümün son 5 senesinde bunun acısını çok çektim bir kaç insandan. bu hataya artık düşmeyip kalbimi hak edene açacağım.
Farkındalığın getirdiği yorgunluk. Atılan her adımın asli sebebini biliyorum ve bu beni mental açıdan çok yoruyor. Bir şeylerin olması gerektiği için değil de başka planlar çerçevesinde yapılmış olduğunu bilmek, yani hissedeceğim güzel duyguların bir planın parçası olduğunu bilmek beni yoruyor.
Yolda yürürken diğerlerinden farklı olduğunu gördüğüm kaldırım taşına bile bir anlam yükleyen ben, hiçbir şeyi anlamlı bulamıyorum artık.
Mutluluk ve geri dönütlerin güzelliği.
Dönemimizi tamamlayıp gidiyoruz darısı yeni dönemlerin başına.
Gururluyuz sözlük tüm imkansızlıklara rağmen deneyimlemesi çok zor bir o kadarda güzeldi.
Bügün çok anlamlı bir cümle okudum diyor ki; “insan ancak kendisini tam anlamıyla içine sindirdiği bir şeye teslim eder.” Eğer bir durumda karar vermekte zorlanıyorsanız, mütemadiyen erteliyorsanız demek ki içinize sinmeyen bir şeyler vardır...
Hayatı halen seviyorum, sadece insana meylim yok. Yaş aldıkça inancım sarsıldı, güvenim kayboldu ve tahammül seviyem inanılmaz düştü. Mutluluğu kendimde aradıkça, başkalarına bağladığım dönemleri hatırlayıp gülümsedim, saflığımla yüzleştim. Artık iç aleminde bir münzeviyim...
Yıllarca beraber yaşadığım, ailem sandığım, yeri geldiğinde koruduğum, çişimi bile onların keyfine göre tutup yaptığım, insanların bi orman köşesine bıraktığı köpek gibi hissediyorum.
kendimi suçlu hissediyorum sürekli bir şeyi özler iken buluyorum.
Aslında bu ocak ayı da önemli duruyor
Hani 9-10 ay geçince üzerinden geri arıyorsun mum gibi.
Gerçe bu seferkini pek umursamıyorum yemişim 2024 ü diye.
Ama değerlendirmeyip üff havamda değilim ki hiç yia diyip yan gelip yatıyorum.
2022 de 7 ay kaybettiklerimi hatırlıyorum...
2023 elimin altında vardı bir şey ama onda da ocak ayı yan gelip yatıp tekrarını ağustos eylül de devam ettirince ondan buruk pişman bırakmıştı.
Yani o yatmak hayvan gibi g*nü kaşıyacak vaktin olmaması.
Bazı şeylerin döngüsünden çıkamıyoruz gibi.
Sonra Sınav korkusu sarıyor birde kaç ay geçti üzerinden en son girdiğim rüyalarıma girdi sonradan.
Bugünde oturduğum yerde her tarafım ağrıyor.
yine akşama kadar uyuduğumdan.
kıvrandım dönmekten sabah çünkü.
Erken yatmadığımdan herhalde 10 da yatsam bir şeyim kalmaz ama alışkanlık.
Tek basina ayakta kalmak nasil guzel bir duygudur. Ayak bastığınız yeri hissedin. Daha derin nefes alirsiniz . Her nefesi kendi icin alip vermek, sonra etrafina faydalı olmak gerek. Kimse olmamali demiyorum . Gerçekçi olmaz . Kimseye bagimli olmamali diyorum...