okurken yaşama sevincini alan kitaplardan. bunu kötü anlamda söylemiyorum, okuyucuya ulaşmayı başarmış bir kitap. yalnız incecik olmasına aldanmamak lazım, zor bitirilenlerden.
'' Adım Zebercet... Zebercet! Bu otelin yöneticisiyim. 28 Kasım 1950'de doğdum yedi aylık. Annem 44 yaşındaymış o zaman, babamdan büyük. Dört kez düşük yapmış bana kadar. Sünnet olduğum yaz öldü 1960'da. ilk okul üçteydim, orta okuldan ayrıldım. Bir süre aylak dolaştım, sonra askerlik. 71'de terhis oldum. Babam bir kaç yıl önce öldü. Oteli ben yönetiyorum 80 den beri, sorumluluk isteyen bir iş. Adım Zebercet... Oysa ben sizinkini bilmiyorum, gecikmeli Ankara treniyle geldiniz üç gün önce kaydınızı yapamadım adınızı söylemediniz, döneceğinizi biliyorum gittiğiniz köyden; Hacırahmanlıdan. Bir haftaya kadar dönerim dediniz...''
kitabı aldım ve bugün evden çıkarken çantama attım. bir düzine sayfasını okumamışımdır metroda. haliç istasyonunda indim. ordan eminönü-kadıköy iskelesine yürümek yıllarımı aldı sanki. kasvetli bir havası var. otelin o basık, karanlık ve isli ortamını sanki hissediyorsunuz gibi.
Sevmediğim sevemediğim filmdir. Adam bekliyor sen bekliyorsun. Sanki şu hayatta beklediğimiz hiç bir şey yokmuş gibi bir de bu ekleniyor film süresince bile olsa. Zebercet karakterinden tiksinme geliyor artık, durağanlıktan sıkılıyorsun. Edebi değeri vardır olmasına lakin filme uygulanabilirliği tartışılır. Sabır gerektirir kısacası.
hayatımın dibe vurduğu dönemlerde başucu kitabım olmuştur, inanın ki insana bazı zamanlar 70 lik rakı etkisi yapıyor bu kitap. finali her okuyuşumda aynı etkiyi yaratmıştır. zebercet, ne ölü ne de sağ olanların kahramanıdır.
görülmezden gelinen bir sanat harikası .kuytuda köşede kaybolmuş, kanepenin altında kalmış. ülkenin sanat ufkunu aşmış bir eser. onun gibisi yapılmadı, yapılmıyor, bu kafayla yapılmaz da.
kitabını okuduktan sonra ilk fırsatta filmini izledim. gayet başarılı aktarılmış. kendi alanında zirveye oynayabilir ama melankolik dönemler uzak durmak ruh sağlığınız için önemli olabilir. bende olumsuz etkiler bırakmıştı.
Yusuf Atılgan'ın yarattığı Ömer Kavur'un eksik olan ne varsa tamamladığı Macit Koper'in ruh verdiği gecikmeli ankara treniyle seyahat edenlerin hikayesi.
paldır kültür ilerleyen bir yusuf atılgan romanı. bireysel boşluğu, soyutlanmayı, normal bir insan gibi aynı anda onlarca fikir geçirip en kötüsünü yapmayı... amaçsızlığın nereye vardığını gösteren bir roman. ne ölü ne sağ olan zebercet'in hayatı.
uyarı okumayan altı okumasın.
--spoiler--
lan ortalıkçı kadını bir an öldürmedi sandım mahkeme olayları falan tuhaf gelişti inanmazken ayrıca o son ne lan öyle roman oğlum bu gerçeğe bağlamaya gerek yoktu bu kadar.
--spoiler--