allah rahmet eylesin. müthiş bir ses ve iyi bir insandı. müslümanları da çok severdi. yaşarken londra ya bir cami yaptırmayı çok istemişti. duyurulur...
erken ölümüyle üzmüş yetenek abidesi sanatçıdır. gerek şarkıları, gerek eşsiz sesiyle daha çok büyük başarılara imza atabilirdi. belgrad konserinin videolarını izlediğimde gerçekten acımıştım ve o videolardan birini izlerken "tears dry on their own" şarkısını keşfetmiştim. bu şarkıyla hatırlayacağım bir divadır kendisi, ruhu şad olsun.
önceden çok fazla dinlemediğim biriydi. Sadece basının yansıttığı haberlerden kendisine bir aşinalığım vardı sadece.
genelde hep sabit müzikleri, filmleri dinlemeyi daha çok yeğlerim. bazense çok yeniliğe açık olduğum bazı günlerde, yeni birşeylerin başlangıcını yaparım.
bu yaz kişisel monotonlarımın dışında en çok dinlediğim kişi amy winehouse'du tuhaf bir şekilde. özellikle büyük hiti diye back to black'i dinledim, tekrar tekrar. belki müzik çok acıklı değildi ama sözlerden devamlı bir melankoli ve mutsuzluk akıyordu açık bir şekilde. Youtube'daki videoda en görkemli şarkılarından birini söylemesine karşın çılgın bir alkış alınca ne yapacağını bilemeyen ve sadece gülümsemekle yetinen amy'nin yüzünü görünce, gerçekten sevmiştim onu.
umarım yeni albümünü daha ilk gününden alırım diye düşündüm kendi kendime, oysa zaten son sözünü çoktan söylemişti dinleyicisine, dinlemeyenine, tüm dünyaya...
''...and i go back to black.''
bir daha kuşağımız böyle acı ölümlerle sarsılmasın, umarım gittiğin yerde -öyle bir yer varsa- mutlusundur amy.
Dünyanın en güzel sesli kadınlarından biriydi. Yaşamı trajik, ölümü ise tam bir dram oldu. Ben en çok annesine kızıyorum. Nasıl oldu da yavrunu o halde görmeye dayanabildin? Benim de yavrum var. Seni ağlarken görünce içim acıdı. Ama kabahatin büyüğü sende hanım teyze. Yavrunu kaderine terkettin. O mezarını kazmaya yeltenirken eline küreği sen verdin.
Kimse kızmasın bana. Anne olacaksınız en başta dediğimi anlayabilmeniz için.
kendisini bilen bilmeyen bir dolu insanın, yavşak yavşak facebook profillerini değiştirmelerine bir anlam veremediğim şarkıcıdır. ulan bir parçasını bile dinlememişsiniz hayatınız boyunca. ne özenti insanlarsınız, bir de bunu 30 yaşındaki kadın yapıyor, çocuk da değil.
hayatını kendi istediği doğrultuda yaşayıp ,bir nevi kendi isteğiyle sonlandırmıştır. back to black ile hep aklıma benim sadık yarim kara toprktırı hatırlatan şarkıcı, erken gidenler kulübüne katılmıştır.
nedense insanlar kendisine ve ölümüne üzülen sevenlerine takmış durumdalar. her yerde aynı şey karşıma çıkıyor; "o kadar şehit öldü böyle tepki verdiniz mi lan ibneler" şimdi burda anlaşılmayan bir nokta var. şehitlere tabii ki üzülüyoruz. vatanımız için can veriyor her biri. bunun ne kadar mühim bir mesele olduğunun farkındayız. yalnız bu üzüntü bir yere kadar gider. çünkü hiçbirisiyle bir bağımız yok. haberlerini alıyoruz, üzülüyoruz, dua ediyoruz. ama fazlasını beklemek mantıksızlık olur. amy winehouse'a gelince... bu kadını da birebir tanımıyoruz elbet. ama ortada duygusal bir durum var. kimbilir kaç kişinin hayatla arasındaki bağ oldu, duygularını şekillendirdi yaptığı şarkılarla. bu yüzden hiçkimse ölümüne üzülenleri yadırgayamaz. bu dünyadaki her insan mantıkla hareket etmek zorunda değil. duygusal zekasıyla yaşamını sürdüren insanlar var ve böyle insanlar için sanatçıların ölmesi büyük kayıptır. anan mıydı baban mıydı ne üzülüyorsun demeyin. bu saatten sonra amy winehouse'tan elimize kalan tek şey şimdiye kadar bizimle paylaşmış olduğu şarkılarıdır. yenilerinden mahrum kalmak gerçekten üzücü. çünkü samimiyet konusunda hiç şüphe duymadığım ender sanatçılardan biridir kendisi. takip ettiğiniz sanatçı "ölüyorum, bitiyorum, seni unutamıyorum, yaşayan ölü oldum" ve benzeri sözler yazar şarkılarında. sonra magazinde her gün yeni biriyle görürsünüz, hepsine de aşık olduğunu dile getirir her defasında. amy winehouse böyle değildir. "yüz defa öldüm" ya da "karanlığa dönüyorum" derken son derece ciddiydi. bir insanın hayatının nasıl çöktüğünü izledik hep birlikte. üstelik bu sürekli üreten ve sesiyle bazı insanlara hayat veren biriydi. bunları sadece amy winehouse için söylemiyorum. benim için amy, bir başkası için müslüm gürses, bir başka insan için de black sabbath olabilir. anlatmak istediğim tek şey, şehitlerle kıyaslayacağınıza üzüntü duyan insanlara biraz saygı göstermeniz. herkesin bakış açısı, mantığı, hayatı, beklentileri farklıdır. biraz saygı... hem ölene hem de geride kalanlarına...
olm, ne kadar üzülüyorum anlatamam. geçen gün hakkında küfür etmiştim. şimdi daha çok ediyorum. olm olmadı bu böyle .tamam efsaneydin ve diğerleri gibi 27 yaş gelince hepimiz korkmuştuk zaten ama yine de olmaz diyordum. lanet gerçekmiş olm lan.
giderayak sanırım uğurlamak için en doğru şarkı back to black değil. tears dry on their own
size bunlardan daha kötü olan bişi söliyim ,ahkam kesmek..
b. shaw'ın çok ilginç bi tespiti var.. idama giden adamı incelerken farketmiş ki , adam ayağındaki ağır postallara rağmen çamura basmamaya çalışıyor yolda yürürken.. o yolun sonunda ölüceksin lan ?! her yanın çamur olsa kaç yazar.. bi kaç adım sonra ölüceksin..
ben de mesela , intihar konusunu ne zaman düşünsem lan diyorum şimdi kendimi kesicem asıcam , annemler o görüntümü görüp üzülücekler pis mis durucam..
ölücem amk ama hala düşündüğüm şeye bak..
bi insan hayatı kolay vazgeçilen bişi değil.. acil serviste bulunanlar hak verecektir bana.. en vazgeçmiş adam bile , hayata devam etme gayretinde içgüdüsel olarak..
intihar , kendini öldürdü kadar basit değil.. sevgiliden ondan bundan vazgeçmek gibi değil..
bi hasta vardı , ağzından kanlar geliyo şok odasında her tarafı dik deşik , yaşı 80 kusur yaşadığı her an hemodiyalize bağlı kalacak.. acı somutlaşmış öyle bi durum..
kalp ritmi bozulunca , çırpınırcasına bakıp korkuyla nefes alarak doktorun bişiler yapmasını bekledi.. böyle anları yaşamayan bilmez.. hayat memat meseleri işte..
fakat bu kadın vazgeçti.. olay uyuşturucu alkol salak sevgilisi o bu değil.. dandik predispozan faktörler hepsi.. olay vazgeçmek.. ne düşündü neler gördü bilmiyorum.. fakat vazgeçti..
öldü gitti.. kadın demeye dilim varmıyo kızcağız.. hala arkasından örnek teşkil ettiğini , efendim ibreti alem yaşadığını konuşuyorsunuz.. eee eveet ?! sorun da bu kadının boktan bi hayatının olması.. ondan intihar etti zaten.. kadını ne için suçluyoruz yani ? boktan bi hayatı olduğu için mi ? bizim aklımızdan yüz kere geçeni yaptığı için mi ?
neyse..
hayat ile ölüm arasındaki çizgi ince filan değil.. ve ölümün en iyisi ani geleni..
o değil de datçada bu hatunun şarkılarıyla hamakta şarap içip sızıcaktım.. bütün aile yanımda sıcacık bi ortam.. sonra noldu ? hamak , şarap , aile burda.. teypten gelen sesi sahibi ölmüş..
seni niyeyse çok kendim gibi görmüştüm amy.. taksimde verada bi kaç kadeh bişi içip , tophanede arkadaşların yanına uğrayıp böyle kafa hafiften iyiyken , dilim ağzımda büyümüş ama gene de millet anlamasın diye söyleyeceklerimi tek tek seçerken bazen etrafa bakarken hissettiğim bi duygu ; millet en iyi arkadaşın bile olsa yabancı.. kussan rezillik çıkıcak.. eve de tek başına gitmen lazım.. hem zaten millet sarhoş olduğumu anlarsa ne düşünür.. bu duygunun kim bilir kaç katını yaşadın amy.. kim bilir kaç kişi yabancı geldi kim bilir kaç parmak hızla burnunda onaylanmamazlıkla sallandı.. keşke gelip bende kalsaydın bari.. tedavini de yapardık ne güzel.. erkeklerden konuşurduk sen eve erkek atardın.. bazen ağlardık , beraber yemek yapardık..