Ziyarette bulunan Türk gençlerinin bir cofee shopta ot çekmenin, space kek yemenin öncesinde ya da sonrasında (bkz: red light district) gidip, belki biraz daha paraları varsa sonrasında (bkz: life theatre) a uğramasının ardından belki çok duydukları (bkz: madame tussauds)a gittikleri ve ardından çekilen bir I AMSTERDAM fotoğrafı sonrası ayrıldıkları şehirken. Mükkemmel hikayeleri de olan vakti zamanında tersane işçilerine büyük imkanlar sunulmuş, kanallarına artık daha fazla tekne bağlanmasına izin verilmeyen, evlerin üzerinde görülen makaralar ile Amsterdam halkının bu küçük koridorlardan geçmeyen eşyalarını cam soktuğu gibi enteresan olaylardan bir haber olan gençleri ağırlayan, bizim gibi yurdum insanına devasa gelebilecek bir kütüphaneyi de içinde barındıran (bkz: http:openbare bibliotheek amsterdam), ana kara ile bağlantının bir insan hakkı olduğunu düşünüp 24 saat ana kara ile feribotların ücretsiz yolcu taşıdığı, sağlam bir güvenliği olan bir belediyesi olan (Amsterdam belediyesine saygılarımı da buradan yollıyayım), Sokakların sabahları sabun ile yıkanıp geceden eser kalmayan, bisiklet cenneti su seviyesinin altındaki bir ülkenin herkesçe başkenti sanılan ufak ama bir okadar da güzel şehir.
Roma bir ihtiyarlar şehridir. Barcelona gündüz arap turistlerin barcelona formasıyla gezdiği akşamsa gençlerin carre de ambreyde eğlendiği iki farklı havası olan şehirdir. paris sevgililer şehri, bol öpüşmeli romantik geçebilecek şehir.
amsterdam ne turist ne ihtiyar şehridir. gençlik şehridir. şehirde gördüğün on kişiden 9 u bisiklet sürer 8 i gençtir. avrupayı gezen herkes fotoğraf çekilme limitini buraya geldiğinde doldurmuş olur. eve geldiğinde her şehirde 100 fotoğrafı varken amsterdamda 10 tanedir.
buraya geldiğinde fotoğraf çekilmeye fırsatı olmamıştır hayvanlar gibi eğlenmiştir. avrupanın en güzel şehir planlamasına sahip şehirlerdendir. yüksek binalar göremezsiniz çoğu birbirine yakın aynı mimariye sahip evler vardır. gezilmesini tavsiye ettiğim yerler; heineken fabrikası, van gogh müzesi, vondelpark, redlight, sex muzesi ve bir daha fırsatını bulamayabileceğiniz liveporn'a gidin. kek ve mantar içinse adres bulldog.
Özgürlükler şehri falan değildir, uydurmayın. Ot falan serbest derler fakat ben orada yıllardır yaşıyorum ve hergün yüzlerce insan ot ticaretinden tutuklanıyor. Özgürlük yerine kolaylık denebilir bu bakımdan fakat zaten hollandanın ve kuzey avrupanın her yerinde çok rahat ot bulabilirsiniz.
Özgürlük şehri diyorlar ya, 15 kişi yürüyün bakalım polis sizi ne hale getiriyor. Polisten izinsiz sesinizi yükseltin caddede bakalım kırılmadık kemiğinizi bırakıyorlar mı?
her gidenden ot ve mantar hikayesi duyuyorum. üstelik marlboro nn tütünü ve elmalı kağıdıyla dönüyorlar. sürekli duyduğum ilk soru marlboro tütünü de mi varmış, ikincisi kanka bu elmalı kağıt kafa yapıyor mu...
insanlarının artık binbir çeşit insan görmüşlüğü olduğundan çok anlayışlı olduğu ve ayrıca sanki kimsenin kimseden üstün olmadığı bir şehir. 68 kuşağının dünyadaki şehri olabilir.
hollanda'nın başkenti özgürlükler şehri. ayrıca cumartesi günü gideceğim şehir ilk defa gideceğim o yüzden tüm yazarların tavsiyelerine açığım gelen kutusunu yeşillendirmeleri yeterli.
Kesinlikle dünyanın en yaşanılası şehri. O kadar huzur dolu ve kimse kimsenin umurunda değil ki hayran kalmamak elde değil. Marijuana çeşitliliğiyle beni dumur etmiştir, ayrıca magic mushroom tavsiye olunur, bir diğer naçizane tavsiyem de kalacak otel arayanlar için youth hostel meeting point'i tavsiye ederim çok uygun fiyatla çok güzel muhabbetler yapabileceğiniz bir otel. Burda da linki http://www.hostel-meetingpoint.nl/
dur ! bırak !
kaynasın çayın suyu...
bana amsterdam' ı anlat, nasıldı?
bana kupayı anlat, nasıldı?
her mayıs hüzünlerle, biten hayaller ardı...
ağlamış, durur muydu akan yaşlar o gözlerde
uyanılan her kupa rüyasının ardından öylece...
insanlar gülüyordu de,
uçakla, statta, tribünde
yalan da olsa hoşuma gidiyor, söylee
hep kahır,hep kahır, hep kahır!
bıktım be!
dur ! bırak !
kalsın, açma televizyonu!
galatasaray' ın şampiyonluk kutlamaları vardır şimdi
bana amsterdam' ı anlat, nasıldı?
avrupa kupalarını anlat, nasıldı?
galatasaray müzesine, yaşlı gözlerinle bakıp,
uefa, süper kupa, şampiyonluklar...
diyiverdin mi bir 'keşke' gizlice?
insanlar gülüyordu de,
uçakla, statta, tribünde
yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle...
hep kahır, hep kahır, hep kahır!
bıktım be...
ot kokusunu sabahın köründe buram buram alabileceğiniz, bisiklet sürenlerin yolun tüm öncelikleri ele geçirdiği, kanallarındaki kuğuların, ördeklerin elinizdeki sandviçe fütursuzca saldırdığı, inanılmaz güzel ve uzun kızların yaşadığı, herkesin harika ingilizce yardırdığı, haftasonu redlight'da brükselden gelmiş gurbetçi hasan abilere ve ali dayılara rastlayabileceğiniz harika şehir.