‘’Kaderini Sev’’ olarak çevrilen ve arkasında ‘’Kaderine boyun eğ’’ gibi bir tını oluşturduğu için zanımca anlatımında ve algılanmasında problem olan kavram.
Bir hayatın olduğu gibi Başarılar ile beraber başarısızlıkların, Sevinçlerin olduğu gibi üzüntünün de olduğu pişmanlıkların, kayıpların arasında ‘’Keşke bunu yapmasaydım’’, ‘’Keşke o gün farklı davransaydım’’ sözleri ile yaşanmışlıklardan pişmanlık duymak yerine ‘’Kader’’ diyerek pasif bir kabullenişe gerek yoktur. ‘’ insan ne geçmişinin mahkûmu olmalı ne de ona teslim olmalıdır.’’
Bu yüzden Amor Fati, "olanı kabullenmek"ten çok daha ileri bir fikirdir. Nietzsche, "Katlan." demez; "Sev." der. Çünkü katlanmak hâlâ istemediğin bir şeye mecbur kalmaktır. Sevmek ise onunla barışmaktır. Bir başarısızlığın seni daha dirençli yaptıysa, bir ayrılık seni olgunlaştırdıysa ya da çektiğin acılar bugün olduğun insanı oluşturduysa o zaman seni sen yapan her şey ile barışmalı ve içselleştirmelidir insan.
Eğer şu anda yaşadığın hayatı, aynı seçimlerle, aynı acılar ve aynı sevinçlerle sonsuz kez yeniden yaşamak zorunda olsaydın, bunu kabul eder miydin? Sorusuna evet diyebilecek kadar kendi yaşamın ile barışık olmak gerek.
Memento mori ve amor fati. Aynı düşünce olgusu tasavvufta da var. Aslında kalpte inanç olmayınca son derece boş söylemlerden ibaretler. Ölünce hiç olacağını bilen biri ölümü de kaderini de kabullenmek istemez. Her şey on numara olsun ister. Bence öyle yani.