“Gözleri olanlara dünyada görülecek hiç bir şey olmadığını söylemek zordur. Ne var ki gerçek bu inanın bana. Dünyayı tanımak için dinlemek yeter, yolculuklarda görünenler bir aldatmacadır yalnızca. Gölgelerin peşinde başka gölgeler. Yollar ve ülkeler, önceden bilmediğimiz hiçbir şey öğretemez bize; gecenin dinginliğinde kendi içimizde dinleyebileceklerimizden başka hiçbir şey?” demiş romancı abimiz.
agacım bak, bu adam bildiğin efsane. hani dersin ya, "bu adam ne yaşamış böyle?" tam o hesap. lübnan'dan kalkmış, fransa'ya yerleşmiş ama kafası hep ortadoğu'da, bizim buralarda kalmış. kitapları da sanki seninle karşılıklı oturmuş da, "oğlum bak şimdi, bu işin aslı ne biliyor musun?" diye muhabbet ediyormuş gibi. öyle akademik, sıkıcı şeyler değil. kimlik mevzularını, dinleri, medeniyetlerin birbirine girmesini falan öyle bir anlatıyor ki "haa, demek olay buymuş" diye kalıyorsun.