gidis donus bilet fiyatlarinin 7 bin dolara patlamasi nedeniyle cep yakan ulke. he, gidince hersey ucuz ayri mesele. mesela miami outlet magzasinda bir valiz gap kiyafet 100 dolara patliyor.
son küresel krizin başladığı ülke, bütün dünyayı etkilemiş. evsizlerin ve devlet'den gıda yardımı alarak yaşamlarını sürdürmeye çalışanların çoğaldığı ülke. orta doğuya hakim olmak amacıyla büyük ortadoğu projesini uygulamaya geçiren amerika.
goturdukleri ile sana kazandirdiklari arasinda balance saglayamadigin icin, iyi mi ya da kotu mu olduguna kesin bir karar veremedigin ulke; eger tabi kisiliginse tek kriterin...
turkiye'de "tek basina icmek alkolikligin bir belirtisidir, kesinlikle tek basima icmem" felsefesini benimseyen bir insana, tukurdugunu nerdeyse her gece yalatan bir ulke.
iki hatta üç bölümden oluşan "kıta".
güney amerika ve kuzey amerika resmi olarak iki ayrı kıtadır. bir de orta amerika var, orası daha çok bölge gibi.
üçünün birleşimine amerika deniyor.
bu kıtadaki en büyük ülke kanada, sonra pek çok ufak devletin bir araya gelmesi ile oluşan amerika birleşik devletleri, onları ise meksika, brezilya, arjantin takip ediyor.
insanin altina araba cekip, salak bir salatanin yaninda bir kac coctailden olusan aksam yemegi planin icin seni 60 km kadar benzin parasini dusunmeden yol kat ettirebilecek tek ulke.
bir milyon doların varsa önemli adamsın,
iki milyon doların varsa başkanın karısıyla yatarsın.*
parayı çok severler, dua aderken tanrı kelimesine yerine ağzından patron kelimesini kaçıranları vardır.
ayrıca, şarkıda amerika'nın dünyaya hakimiyetinden şikayet edilip; dünyanın durumundan mı dem vurulmaktadır, yoksa "hepimiz amerikalıyız ulan, sen olmasan ne yapardık?" mesajı mı verilmektedir?
sözleri ezberledim, çevirdim, şarkıyı dinledim; konser kayıtlarını izledim, klibini irdeledim.
amerikayı hiç görmemesine rağmen okudukları ve iç güdüleriyle sağlam öngörülerde bulunmuştur kafka bu kitabında. masumiyet ve saflığın ön planda olduğu ve amerika gerçeğinin sorgulanmasının çok çarpıcı işlendiğini düşünmekteyim. kurgu konusunda acemi sıçramalar yapılmış hissiyatı oluşmaması elde değil, fakat durumların sık ve keskin değişkenliğinin özellikle denendiğini ve kitaba farklı bir hava kattığını da söylememek doğru olmaz.
pat diye sonu okuyucuya bırakarak, üstelik üzerimize su da sıçratarak bitince kitap "ilahi kafka, ne yaptın ihtiyar." dedim mi evet dedim.(göz yuvalarından öperim kafkacım)
"emerik" kelimesi Türk Yakut dilinde "denizle ayrılmış arazi parçasını" ifade eden manaya geliyormuş.
Atatürk, "Amerika" adının, Ameriko Vespuçi'den değil, Yakut dilinde halen kullanılan Türkçe "Emerik" (Amerik) sözcüğünden geldiğini tespit etmiştir. Onun bu tespiti, III. Türk Dil Kurultayı üçüncü gün birinci toplantısında sunulan Genel Sekreterlik Raporunda şöyle ifade edilmiştir:
"Bu kıtaya Amerika isminin Ameriko Vespuçi'nın adına göre verildiği iddiasıyna karşı, daha bundan önce Nikaragua yerlilerinin Amerika adını kullandıklarını yine Avrupalı coğrafya ve tarih uzmanlarının kitaplarında buldukları, Yakut Lügatı'nda Emerik kelimesine de hala yaşayan bir söz olarak rast geldikten sonra..."
Atatürk, yaptığı araştırmalar sonunda Amerika'yı Kolomb'dan önce Türklerin keşfettiğini, hatta Amerika'nın ilk yerli halkları arasında Türklerin olduğunu düşünüyor, bu düşüncesini her fırsatta dile getirmekten de çekinmiyordu. Örneğin, bir keresinde bu düşüncesini Amerikalı bir gazeteciyle paylaşmıştı.
Atatürk bir gece Ankara Palas'ta Kızılay'ın düzenlediği bir baloya katılmıştı. Bir süre sonra balo salonunda elinde viski bardağıyla dolaşan uzun boylu bir adam dikkatini çekmişti.
Adamın duruşundan bir yabancı olduğu anlaşılıyordu
Atatürk yavaş yavaş yaklaşan adama yaklaşmış ve önce yanında bulunan Tevfik Rüştü Aras'a: "Bu mösyö kimdir?" diye sormuştu.
Tevfik Rüştü: "Paşam amerikan Gazetecisidir" diye yanıt verince Atatürk, o gazeteciyle tanışmak istemişti.
Tanışmanın ardından Atatürk'le Amerikalı gazeteci arasında şu konuşma geçmişti:
Atatürk Amerikalıya: "Hangi Irktansınız?"diye sormuş.
"Amerikalıyım" yanıtını alınca.
"Hayır, siz Amerikalı Değil Türksünüz!"diye karşılık vermişti.
Amerikalı önce şaşırmış, bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünerek yine "Ben Amerikalıyım" diye diretince Atatürk:
"Cristof Colomb'tan elli yıl önce Türkler Amerika'yı keşfetmişler!" diye söze başlayarak, müzelerimizde ceylan derisinden yapılmış Amerika haritalarının bulunduğunu, Amerika'ya giderken rastlanan Kayık Adaları'nın Türkçe Olduğunu, Türkçe'de kayığa sandal da dendiğini, Kanarya Adalarının adının "KANARi" olarak yazıldığını, Kanari'nin bizim Türkçede KANARYA olduğunu ve Amerikan yerli halklarının Bering yoluyla Orta Asya'dan Amerika'ya gittiklerini anlattıktan sonra Amerikalıya:
"Siz Amerikalılar Orta Asya'dan hicret ettiniz. Olsanız olsanız Türk olabilirsiniz. "diyerek sözlerini bitirmişti.
Amerikalı gazeteci şaşkındı.
Atatürkün tarihe olan ilgisini gördükten ve Amerikan tarihi hakkındaki ilginç sözlerini duyduktan sonra bir kaç günlüğüne geldiği Türkiye' de daha uzun süre kalmış;günlerce müzelerde incelemeler yapmış, kitaplar okumuş, notlar almış ve Amerika'ya gidince de:
"Biz Amerikalılar Türk'ten başka bir şey değiliz..." diye yazılar yazmıştı... Türk Gazeteleri de Amerikalının Yazılarını Türkçeye çevirerek yayımlanmışlardı. (alıntı)
muhteşem bir rammstein şarkısı. videosu da rammstein'ın yaptığı en harika iş.
aklınıza gelebilecek her grubun amerika ile ilgili bir şarkısı vardır. ancak hiçbiri amerika'yı böyle algılayamamıştı, böylesine anlatamamıştı.
amerikasız bir dünyanın mümkün olmadığını, giydiğimiz, yediğimiz-içtiğimiz, yaptığımız her şeyin amerikan olduğunu anlatmaya cesaret edememişti belki hiçbiri. kimse bu kadar ince eleştiremezdi.
umarız bu bazılarına örnek olur ve ellerindeki gibson, fender gitarların, marshall amfilerin nerenin ürünü; yaptıkları müziğin nasıl bir kültürün eseri olduğunu, babaya paraların nereden geldiğini unutarak "hedefini al, piyasanı al" gibi basit sözlerle ve her şeyin gözümüze sokulduğu basit kliplerle dinleyiciyi/izleyiciyi salak yerine koymaktan vazgeçerler.*