"emerik" kelimesi Türk Yakut dilinde "denizle ayrılmış arazi parçasını" ifade eden manaya geliyormuş.
Atatürk, "Amerika" adının, Ameriko Vespuçi'den değil, Yakut dilinde halen kullanılan Türkçe "Emerik" (Amerik) sözcüğünden geldiğini tespit etmiştir. Onun bu tespiti, III. Türk Dil Kurultayı üçüncü gün birinci toplantısında sunulan Genel Sekreterlik Raporunda şöyle ifade edilmiştir:
"Bu kıtaya Amerika isminin Ameriko Vespuçi'nın adına göre verildiği iddiasıyna karşı, daha bundan önce Nikaragua yerlilerinin Amerika adını kullandıklarını yine Avrupalı coğrafya ve tarih uzmanlarının kitaplarında buldukları, Yakut Lügatı'nda Emerik kelimesine de hala yaşayan bir söz olarak rast geldikten sonra..."
Atatürk, yaptığı araştırmalar sonunda Amerika'yı Kolomb'dan önce Türklerin keşfettiğini, hatta Amerika'nın ilk yerli halkları arasında Türklerin olduğunu düşünüyor, bu düşüncesini her fırsatta dile getirmekten de çekinmiyordu. Örneğin, bir keresinde bu düşüncesini Amerikalı bir gazeteciyle paylaşmıştı.
Atatürk bir gece Ankara Palas'ta Kızılay'ın düzenlediği bir baloya katılmıştı. Bir süre sonra balo salonunda elinde viski bardağıyla dolaşan uzun boylu bir adam dikkatini çekmişti.
Adamın duruşundan bir yabancı olduğu anlaşılıyordu
Atatürk yavaş yavaş yaklaşan adama yaklaşmış ve önce yanında bulunan Tevfik Rüştü Aras'a: "Bu mösyö kimdir?" diye sormuştu.
Tevfik Rüştü: "Paşam amerikan Gazetecisidir" diye yanıt verince Atatürk, o gazeteciyle tanışmak istemişti.
Tanışmanın ardından Atatürk'le Amerikalı gazeteci arasında şu konuşma geçmişti:
Atatürk Amerikalıya: "Hangi Irktansınız?"diye sormuş.
"Amerikalıyım" yanıtını alınca.
"Hayır, siz Amerikalı Değil Türksünüz!"diye karşılık vermişti.
Amerikalı önce şaşırmış, bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünerek yine "Ben Amerikalıyım" diye diretince Atatürk:
"Cristof Colomb'tan elli yıl önce Türkler Amerika'yı keşfetmişler!" diye söze başlayarak, müzelerimizde ceylan derisinden yapılmış Amerika haritalarının bulunduğunu, Amerika'ya giderken rastlanan Kayık Adaları'nın Türkçe Olduğunu, Türkçe'de kayığa sandal da dendiğini, Kanarya Adalarının adının "KANARi" olarak yazıldığını, Kanari'nin bizim Türkçede KANARYA olduğunu ve Amerikan yerli halklarının Bering yoluyla Orta Asya'dan Amerika'ya gittiklerini anlattıktan sonra Amerikalıya:
"Siz Amerikalılar Orta Asya'dan hicret ettiniz. Olsanız olsanız Türk olabilirsiniz. "diyerek sözlerini bitirmişti.
Amerikalı gazeteci şaşkındı.
Atatürkün tarihe olan ilgisini gördükten ve Amerikan tarihi hakkındaki ilginç sözlerini duyduktan sonra bir kaç günlüğüne geldiği Türkiye' de daha uzun süre kalmış;günlerce müzelerde incelemeler yapmış, kitaplar okumuş, notlar almış ve Amerika'ya gidince de:
"Biz Amerikalılar Türk'ten başka bir şey değiliz..." diye yazılar yazmıştı... Türk Gazeteleri de Amerikalının Yazılarını Türkçeye çevirerek yayımlanmışlardı. (alıntı)
3 yaşındaki kardeşimin kendi devletininkinden önce başkentini öğrendiği sinema yoluyla propagandasını tüm dünyaya ileten ve silahtan başka birşey üretemeyen asalak bir ülke
...
emdin ulan dünyayı, önce afrikayı sömürdün, sömürdün, sömürdün... yetmedi.hayvan gibi yetiştirdin ülkendekileri bi sikime yaramayan fast foodla büyümüş koca götlü adamlarla doldu ülken, gelişmemiş ülkelerdeki ne kadar zeki adamlar varsa cımbız gibi çektin üniversitelerine yerleştirdin.amerika'nın üç beş şehrini sinema denilen tekelinde olan hadiseyle empoze ettin bizlere, "vay amına goyim amerikaya bak, adamlar süper abii" dedirttin tüm dünyaya...
sinemayla olmayan rahat, sıcak, eğlenceli yer kültürünü yıllarca kanırta kanırta pompaladın.inandılar tabi koştular senin ülkene, ya fast foodcuda çalıştırdın.ya da en aşşalık işlerde çalıştırttın onları.
israilin tasmasıyla yetişen üç beş adamı ülkenin tepesine oturttun.krize yaklaştın siki tutacaktın az kalmıştı.yine orospu çocukluğun rol gösterdi.önce düzmece bi şekilde iki kulede çalışan kendi insanlarını ödürttün.sonra, "bakın onlar bana bu yaptı" maskesi altında aç kurt gibi saldırdın taa senden binlerce kilometre olan topraklara, öldürdün de öldürdün.yüzlercesini binlercesini, evet böcek gibi ezdin hepsini, sebebinde vardı.kimsede baş kaldıramıyordu sana, siktin belalarını haklısın.
yetmedi ulan yetmedi yaptığın.doymuyordun sen açtın, hala doyamamıştın demi? verdin sera gazını ülkende endüstri gelişsin diye pompaladın yine dünyaya o açlık kokan nefesini.küresel ısınma'ya en büyük sebebiyetide verdin.sen de dahil bir çok toprağın yok olmasına sağladın.aferin lan, kimse duramadı önünde kimse ne sikimsin lan sen diyemedi.sürekli kendine düşman topladın.önce sovyetlerdi.orası dağılınca islami terörle kucağına oturduğun israiline hizmet ettin.
göreceksin lan, bir gün hepsinin hesabını vereceksin.hamaset yapmıyorum lan amerika.babalarını öldürüp bilinmeyen bir çukura attığın nesil sana hesabını soracak amerika.sana dur diyemeyen bir ülkede yaşıyorum evet.buranında para kaynaklarının ipini çoktan eline almıştın zaten hırlayınca ipi çekiyordun, bizimkilerde korkuyorlardı.utanıyorum evet, bu ülkenin iplerini eline geçirdiğin için kendimden utanıyorum.ama bir gün, ben ölsemde gebersemde bu ne idüğü belirsiz ülkede, bir gün o ipin kesileceğine yürekten inanıyorum.
amerika her şeyimi verdim sana,
şimdi bir hiçim
17 ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.
kendi kafam bile destek değil bana.
insanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz amerika?
al şu atom bombanı kıçına sok.
kafam bozuk, amerika, bir de sen üstüme varma,
kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.
söyle bana amerika ne zaman melekleşeceksin sen?
ne zaman anadan doğma olacaksın
ne zaman bakacaksın mezarlıktan amerika?
ne zaman milyonlarca troçkistin'e yakışır olacaksın?
amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?
amerika, hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?
amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.
ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim için
gerekenleri alabileceğim?
amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsın
bir de ben, öbür dünya değil.
şu makinalarına da dayanasım kalmadı amerika, bil.
bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.
bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.
burroughs şimdi tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsün
korkunç bir şey olurdu bu.
sen de korkunç musun amerika yoksa bir oyun mu bu?
saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.
öyle üstüme varma amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.
amerika, erikler çiçek döküyor.
aylardır gazete okuduğum yok, her gün
cinayetten birisi kodesi boyluyor.
amerika, wobblie'lere tutkunum ben.
küçükken komünisttim amerika, özür mözür de dilemiyorum
şimdi her fırsatta esrar çekiyorum.
günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.
chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye,
ama hiç kimselerle yatamıyorum.
bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.
ah! sen beni marx okurken görmeliydin amerika.
ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.
hiçbir şeyim yok gerçekten, tanrı' ya yakarma dahil.
mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.
amerika, daha sana max amcam rusya'dan döndükten sonra
ona yaptıklarından söz açmadım.
sana sesleniyorum amerika.
heyecanlarının daha time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?
ben time'a tutkunum amerika
her hafta bir tane alıp okuyorum
köşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyor
onu berkeley halk kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.
sana hep sorumluluktan söz ediyor. iş adamları ciddi.
film yapımcıları ciddi. herkes ciddi, ben hariç.
zaman zaman amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.
yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.
asya bana karşı ayaklanıyor amerika.
bir metelik talihim yok.
en iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.
ulusal kaynaklarım, biliyorum, iki parça esrar,
binlerce cinsiyet organı, saatte 1400 mil hızla giden
bir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.
cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılarda
yaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.
fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra tanca'da.
katolik olmasına katoliğim ama gene de başkan olmak istiyorum.
amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?
dörtlüklerime henry ford gibi devam edeceğim,
yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadar
kişisel, üstelik her biri değişik cinsiyetten.
amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana,
eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.
amerika tom mooney'i serbest bırak.
amerika ispanyol *****huriyetçilerini kurtar.
america sacco ve vanzetti ölmemeli. amerika ben scottsboro çocuklarıyım.
amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni,
orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç
leblebi
beş sent ve söylev beleşti
herkes bir melekti orda amerika ve işçiler karşı iyi
duygularla doluydu herkes içtendi amerika ve
bilemezsin.
parti 1933'de nasıl iyiydi ve scott nearing ne hoş
bir ihtiyardı bloor ana bir seferinde nasıl da
ağlatmıştı
beni bir kez israel amter'i görmüştüm orda.
her biri birer casus olmalıydı onların.
amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.
amerika onlar rus haydutları biliyorum.
ruslar onlar ruslar ve çinliler. ve ruslar. ve ruslar.
rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor.
lüpletmek istiyor. gücünde çılgına dönmüş moskof.
elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak
istiyor.
chicago'yu ele geçirmek istiyor. onun kızıl reader digest'a ihtiyacı var.
bizim otomobil fabrikalarımızı sibirya'ya taşımak
istiyor.
benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi
yönetsin istiyor.
iyi bir şey değil bu.
o kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.
onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.
bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.
imdat.
amerika bu iş ciddi.
amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.
amerika doğru mu bunlar ?
hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.
ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek,
miyopun biriyim, üstelik kafadan çatlak.
amerika dönsün çark. nasılı masılı yok. şu oğlan omuzlarımızla dönsün
nassın ey misin? bizi sorarsan bıraktığın gibi. mehmet emmi* geçen ırak'a gitti. şu sizin barzo mu ne * biraz takışmışlar da napayım diye soruyodu. dün de aptullah aga evinde bi resepsiyon düzenlemiş bizim sarı kızı da kesip çevirmişler. istihdam desen arka bahçeyi otlar bürümüş, çok mahçubuz sana ama söz sen rahatsız olma en kısa zamanda icabına bakarız. gurbetlik de zor tabi bi ara 50.000 gayme gönderiver. ortadoğuyu sorcak olursan ellerinden öper resmen askeri turizm patlaması var. isaac amcanın işporta tezgah eyi işliyo yani. yine halimize pek şükür sağlığına duacıyık, ellerinden öper hörmetlerimizi iletiriz."