allah

entry3633 galeri417
    607.
  1. olmayan bir şey hakkında laf edilmesinin garip olduğu durumlar, olmayan şeyin yokluğunun herkesçe kabul gördüğü zamanlar için geçerlidir. gerçekten p serisi bir mercedes'ten bahsetmiyoruz çünkü kimse bize p serisi mercedes'in varlığını ispat etmeye kalkışmıyor. aslında çok güzel bir benzetme olmuş bu p serisi mercedes benzetmesi. evet tanımımı yapayım formata uygun olsun:

    p serisi mercedes'tir.
    2 ...
  2. 606.
  3. kendisine inanmanın felsefe dersi "a" olan arkadaşlar tarafından kumarbaz argümanı (ya da pascal kumarı) ile rasyonalize edilmeye çalışılması, arkadaşların aldığı a ların felsefeye giriş dersinden olduğu izlenimini doğuruyor. pascal'ın şekillendirdiği söz konusu argümanda:

    - tanrıya inanmak ve tanrının gerçekten var olması: "sınırlı" dünya zevklerinden (buna n deniyor) mahrum kalma sonucunda "sonsuz" ahiret zevklerinin kazanılması, dolayısıyla -n + sonsuz = sonsuz bir kar elde ediliyor.

    - tanrıya inanmak ve tanrının var olmaması durumunda: sınırlı dünya zevklerinden bir hiç uğruna mahrum kalınıyor. dolayısıyla sonuçta -n zararda olunuyor.

    - tanrıya inanmamak ve tanrının gerçekten var olmaması durumunda: dünya zevkleri yanınıza kar kalıyor. oyunu +n ile kapatıyorsunuz.

    - tanrıya inanmamak ve tanrının var olması durumunda: +n - sonsuz, dolayısıyla sonsuz zararda oluyorsunuz.

    pascal buradan yola çıkarak tanrının varlığı ve yokluğu durumunda hep yanlış tercihi yapmış olan kişinin, eğer tanrıya inanıp da bu yanlışı yaptıysa -n zararı; tanrıya inanmayarak bu yanlışı yaptıysa -sonsuz zararı olacağı sonucuna varıp, en mantıklı olanın tanrıya inanmak olduğu sonucuna varıyor.

    şimdi aynı zamanda bir din adamı olan pascal'ın bu klasik felsefe argümanının sağlam gibi duran yapısını daha ayrıntılı incelediğinizde,

    birincisi:

    tanrıya inanmamak ve tanrının var olmaması durumunda, kişinin dünyevi zevklerden edindiği zevkin -n olarak belirtilmesi mantığa aykırıdır. çünkü bu durumda kişinin içinde bulunduğu gerçeklik, yani sahip olduğu tek gerçeklik olan "bu dünya", kişinin ve kişilerin bütün evrenini oluşturmaktadır. dolayısıyla burada kazanılacak olan "kar", sıfırla (yani kendini tanrı var yanılgısıyla dünya zevklerinden çeken kişinin elindekiyle) karşılaştırıldığında "sonsuzdur", 1/0 işleminin sonsuz bölünmeler gerektirmesi ve tanımlanamaz bir sonsuza sürüklenmesi durumunda olduğu gibi. bu durumda yukarıdaki dörtlüdeki bütün işlemlerin sonucu "sonsuz" çıkacaktır. tanrıya inanmak ya da inanmamak size herhengi bir kar-zarar getirmeyecektir.

    ikinci itiraz;

    kişilerin elde edecekleri getirilerin niteliksel olarak karşılaştırılamayacak olmasıdır. "zevk" veren bir şeyin matematiksel hesaplarla karşılaştırmaya sokulması zevkin göreli doğasına aykırıdır. kısaca sürekli elmalarala armutları toplayarak sonuca varmak zorunda kalırsınız.

    üçüncü itiraz ise bu argümanın, dinlerin çoğunun ve özellikle de tek kitaplı dinlerin samimiyet talebine aykırı olmasından ileri gelmektedir. ilahi dinlerin temel şartı "koşulsuz" teslimiyettir, bu durumda böyle bir hesapla inanmış kişi zaten baştan kaybedecektir. bu da en bilinen itiraz noktasını oluşturur.

    diğer yandan pascal bu argümanıyla herhangi bir dini işaret etmemiştir, dolayısıyla kişiler tanrıya inanıp inanmamak konusunda karar verirlerken inanma yolunu seçtilerse, bu sefer de doğru tanrıyı seçme problemiyle karşılaşacaklardır. dolayısıyla inanma yolunu seçen kişinin kazanma şansı, "insanlığın bu güne kadar tanımış olduğu bütün tanrılar"a bölünecektir. şu anda yeryüzünde inanılan ve bizler tarafından bilinen 100 den fazla tanrı/din vardır. bunlara mitolojik tanrılar dahil değildir. dolayısıyla güvenli bir seçim yaptığını zanneden bu çakal inananlar, çarpık matematik hesapları doğru kabul edilse bile bekledikleri mükafata ulaşmak için tombala çekmek zorundadırlar.

    felsefe karne hediyesi olarak verdiğim artı oyunu geri alıyorum.

    hakkari olur, yüksekova olur, istanbul olur, new york olur, ilk metallica konserinde bu felsefeci arkadaşlarla the god that failed eşliğinde kafa sallamak farz oldu artık. o kadar hukukumuz oldu.
    6 ...
  4. 605.
  5. 604.
  6. arap'ların tanrı'ya verdiği isimlerden biri.
    0 ...
  7. 603.
  8. aslında genel itibarıyla ben kendimle çeliştim. Allah kendisi diyor benim hidayet etmediğime sen hidayet edemezsin diye. işte ben de bir insanın kafasında ampul yakabilirsem ne mutlu stratejisiyle yaklaştım. ha ampul demişken birileri gider de şimdi malum hükümetle bağlantı kurmaya kalkar ona da şaşırmam. yani bir insana insan cenini nasıl gelişiyor onu anlatıyorsun 1400 yıl önce. sonra birileri çıkıyor diyor ki mısırlar da yapmıştı. ya güzel kardeşim gözle görülemeyen bir şeyi ancak ultrason ve benzeri cihazlarla izlenebilen bir hadiseyi, hangi evrelerden hangi evrelere geçtiğini bilmek için bilim adamlarının çeşit çeşit alet edevatla ancak gözlemleyebildiği bir şeyi sen gidip mısırlar da yapmıştı dersen ben sana güldüğüm gibi evet yoldan geçen insanlar da güler. yok sana gökten melekler de indirsek sen gene inanmazsın o ayrı. bu kadar mükemmel bir düzen ister inan ister inanma ama tek başına var olamayacak kadar mükemmel. dostlarım bu bir sınavdır. ha sen bunu kabul edip etmeme hakkına sahip değilsin. 3. gözüm neden yok diyemediğin gibi, vergi vermeyeceğim diyemediğin gibi, neden babamdan değil de annemden doğdum diyemediğin gibi sınava da girmiyorum diyemezsin. zaten gözlerini açtığın an olay başlıyor. ha sen inanırsın inanmazsın bu allah'ın kusura bakma ama pek de umrunda olmaz çünkü ona fayda sağlamadığın gibi zarar da getiremezsin. ne yaparsan kendine yaparsın. bir de bana ciddiyetsiz ve bilgisiz yakıştırması yapılmış ancak sana sorarım arkadaş sende de o zaman akıl fikir yok. mantıklı ve akıllı bir insan sormalı kendisine yahu ben inanırsam ne olur inanmazsam ne olur diye. inanmak sana hiç bir zarar, yük, dert, tasa ya da borç bindirmez. hani peygamber diyor ya ben sizden bir ücret istemiyorum diye hah işte Allah da zaten borç istemiyor. ha bir de işin sonunda cennet denen ebedi mutluluk mekanı var. yok inanmam dersen direkt sana tek yön cehenneme ışınlanma sunuyor. allah varsa ki var, inananlar kazanacak, inanmayanlar kaybedecek. ama tam tersi durum varsa, hiç kimseye bir şey olmayacak. eğer ki bu konuları tartışanlar akıllı ve mantıklı kişiler olsalardı, zaten inanmamak gibi bir seçeneği seçmezlerdi. anlamayanlar için örnekleyecek olursak. bir bardak var ortada. ve senin susama ihtimalin var. ben suyu doldurmak iyidir diyorum. sen doldurmam bence mantıksız diyorsun. yahu sen suyu doldur da susarsan içersin susamazsan içmezsin.
    3 ...
  9. 602.
  10. yine varlığına ve kitabında belirtilenlere ilişkin şüpheler belirtildiğinde inananları tarafından "yoldan geçen her hangi birisine sorsak eminim yüzünüze gülmekle sonuçlanan hadise meydana gelecektir" gibi destek arayışından başka bir şey ifade etmeyen cümlelerle savunulmaktadır. "isteseydi 100 kadınla evlenebilrsiniz de diyebilirdi, bu bir test değil mi" sözlerine ise gerçekten cevap veremeyeceğim. bunları sarfeden arkadaş tartıştığı kişinin "bunun bir test olmadığını düşündüğünü" anlayamamış sanırım.

    zaten bu söylenenlere cevap vermenin de fayda etmediğini görüyoruz. ilk entry'me cevap olarak "sosyal düzenle ilgili günümüz anlayışına uymayan ne vardır" sorusunu alıp ayetlerle cevapladım, evrenin mükemmel olduğu sanrısına ters düşen olgulardan bahsettim, cenindeki gelişimin islam dininden önce keşfedildiğini söyledim. buna karşılık verilen cevaplar "ultrason" gibi şeyler olunca ciddi tartışmanın ciddi ve bilgili kişilerle yapılabileceğini unuttuğumu farkettim. halen bu saçma argümana cevap bekleniyorsa kamasutra denedim begenmedim gerekli anahtar kelimeleri vermiş, oraya "otopsi" de eklenebilir belki. hamileliğinin çeşitli aşamalarında ölen kadınlar doğal olarak her dönemde tıpla ilgilenenlerin ilgisini sıradan ölülerden daha çok çekmiştir. ceninin gelişim aşamalarını incelemek için de iyi birer denektirler.

    ancak sözlük yazarlara sorular sorarak cevaplar bulacağınız bir yer, sözlük yazarları da bilmeyenleri eğitmekle yükümlü kişiler değil. burada anlatılanlar kafanızda bir ışık yaktıysa ve araştırmaya, öğrenmeye başlamak için size bir çıkış noktası sunduysa, internetin sözlükten ibaret olmadığını hatırlayıp bahsedilen olguların kökenini güvenilir kaynaklardan arayabilirsiniz. yok o ışık yanmadıysa, karanlıkta yaşamak da bir seçim meselesidir. çoğu zaman aydınlıktan daha mutlu edebilir oradakileri.

    üniversite felsefe dersleri a gelen arkadaşları bu akıl almaz başarıları sebebiyle kutluyorum. karne hediyesi olarak nacizane bir artı oyum var, kabul ederlerse sevinirim. felsefe derslerinden a ile geçen diğer arkadaşlar yine bu başlık altında sanki sadece bu büyük başarılarını yüce yaratıcı ile paylaşmak istermişcesine entry girerlerse ben takipte olucam, allah onlara da karne hediyesi babında birer artı oy bahşedecektir, söz.

    edit: kamasutra denedim begenmedim kadavra kelimesiyle benden daha iyi bir kelime vermiş, otopsinin ölüm sebebini anlamayla ilgili anlamını düşünürsek kadavra zaten daha uygun bir kelime. yeni anahtar kelime yok. ordan devam edebilirsiniz.
    1 ...
  11. 601.
  12. demiş ki allah'ın bir kulu, "en sevilmeyen tanrıdır. putlara bile o kadar kızılmıyor"

    o putların hiçbiri beni cehennemle yakmakla tehdit etmiyor, hayatıma müdahale etmiyor, insanları savaşa sürmüyor. allah-yehova-deus üçlüsü, başka hiçbir tanrının, putun sebep olmadığı kadar çok savaşa ve katliama öyle ya da böyle sebep oldu.

    beni sevmeyeni ben de sevmem. kalbimi mühürlü yaratmış hem kendi öyle diyor.
    2 ...
  13. 600.
  14. allah öyle bir varlıktır ki göremezsin yahut duyamazsın ancak var olduğunu bilirsin. işte bu kadar büyüktür ki görmeden ve duymadan kalpler ve diller onu aralıksız zikrederler. hatta öyle bir varlıktır ki bu kainatı ve nimetleri sunduğu insanlardan nice nankörleri çıkmış olsa da onları affetmeye hazır bir şekilde beklemektedir. kimileri çıkıp elinde hesap makinasıyla veya sözlükle bakın bakın burada saçmalık var diye anlayamadığı yahut kavrayamadığı konuları kendince yorumlamaktadır. ya bir aç oku anlayamadıysan sor.

    --spoiler--
    ceninin sadece ve sadece ultrasonla görülebileceğini iddia etmek ise en kibar ifade ile gülünç. bazı ipuçları sizin için:

    (bkz: eski mısır)
    (bkz: mumyalama)
    (bkz: kadavra)
    (bkz: düşük)

    kurandaki embriyonun gelişimi ile ilgili anlatılanlardaki hatalara değinmiyorum bile.
    --spoiler--

    ya bu nasıl bir mantıktır? arkadaşlar elmayla armudu karıştırmamak lazım. mukaddes kitabımızda bahsedilen embriyonun gelişimini tıp alemi hayretle izlerken, ki burada bahsettiğim nasıl anne karnında 3 evreden geçişini anlatıyor, siz halen daha gelmiş eski mısırlar, mumyalama, kadavra diyorsunuz. dostum anlamadın galiba ya da okumadın direkt saldırıyorsun. kur'an direkt ama direkt nasıl oluştuğundan, rahme nasıl düştüğünden, ne zaman et giydirildiğine kadar anlatır. hadi ondan geçtim ankebut suresindeki örümceğin eviyle ilgili anlatılan. hadi onu geçtim arılarla ilgili bahsedilen onlara çizilen rotalar. hadi ondan geçtim yasin suresindeki ayın durumu, güneşin akıp gittiği gerçeği ki bilim insanları daha kaç yüz yıl önce keşfetti dünyanın etrafında güneşin değil de dünyanın güneşin etrafında döndüğünü. hadi onu da bırakalım, rum suresinin daha ilk ayetlerindeki gerçekler ve ileride olacaklarla ilgili bildirdiği bizanslıların iranı yere en yakın yerde yenecekleri hadise. aynen bizanslılar iranlıları yenmiştir hem de yere en yakın denilen dünyanın deniz seviyesine göre en alçak yerinde.

    --spoiler--
    iddia edildiği gibi atmosferin 7 kattan oluştuğunu bildirmiş ise yanılmış olan bir tanrı modelidir, tıpkı 7 gök mitini defaten tekrarlamış islamdan çok daha eski eski putperest inançlar gibi, zira 5 ana katmandan oluşmaktadır atmosfer: troposfer, stratosfer, mezosfer, termosfer, ekzosfer. sınır katmanları da dahil ettiğinizde ise sayı yedinin çok üzerine çıkar. ozon tabakası ayrı bir katman değildir, stratosferin içindedir, iyonosfer ise ekzosfer ve termosfer arasına yayılmıştır ve ayrı bir katman olarak kabul edilmez.
    --spoiler--

    atmosferle ilgili 5 katman olduğuna dair argümanlarına karşılık ben de böyle bir sunum yapmayı uygun buluyorum. ha bu böyle olsa da inanmaz onlar orası ayrı.

    --spoiler--
    Bilimsel bir kaynakta bu konu şöyle açıklanır:

    Bilim adamları atmosferin birçok katmandan oluştuğunu keşfettiler. Katmanlar, basınçları ve bunları oluşturan gazların bileşimi gibi belirgin fiziksel özelliklerle birbirlerinden farklılaşırlar... Atmosferin Dünya'ya en yakın katmanı "TROPOSFER"dir. Atmosferin toplam kütlesinin %90'ını oluşturur... Troposfer'in üzerindeki katman "STRATOSFER" dir... Stratosfer'de ultraviyole ışınlarının emildiği katmana "OZONOSFER" adı verilir... Stratosfer'in üzerindeki tabakaya ise "MEZOSFER" adı verilir... Mezosfer'in üzerinde "TERMOSFER" yer alır... iyonize olmuş gazlar Termosfer'in içinde "iYONOSFER" adı verilen başka bir katman oluştururlar... Dünya atmosferinin en dış tabakası ise 450 km. den 960 km. ye kadar uzanır. Bu katmana "EKZOSFER" adı verilir.
    --spoiler--
    1 ...
  15. 599.
  16. yuzuklerin efendisindeki sauron karakteridir.

    takipcilerine savasmalari icin onlarca ayet gondermis. savasmayanlarada kizmistir.

    muhammed in alter egosudur.
    2 ...
  17. 598.
  18. münafıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
    0 ...
  19. 597.
  20. ismi zikredildiğinde müminlerin kalplerini titreterek imanını arttıran, Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyucusu olan, tek, yüce ve üstün varlık, yaradan..
    1 ...
  21. 596.
  22. iddia edildiği gibi atmosferin 7 kattan oluştuğunu bildirmiş ise yanılmış olan bir tanrı modelidir, tıpkı 7 gök mitini defaten tekrarlamış islamdan çok daha eski eski putperest inançlar gibi, zira 5 ana katmandan oluşmaktadır atmosfer: troposfer, stratosfer, mezosfer, termosfer, ekzosfer. sınır katmanları da dahil ettiğinizde ise sayı yedinin çok üzerine çıkar. ozon tabakası ayrı bir katman değildir, stratosferin içindedir, iyonosfer ise ekzosfer ve termosfer arasına yayılmıştır ve ayrı bir katman olarak kabul edilmez.

    öte yandan yine aynı tanrı göğün en yakın katmanına yıldızları yerleştirmiş söylediğine göre:

    "Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık"

    ceninin sadece ve sadece ultrasonla görülebileceğini iddia etmek ise en kibar ifade ile gülünç. bazı ipuçları sizin için:

    (bkz: eski mısır)
    (bkz: mumyalama)
    (bkz: kadavra)
    (bkz: düşük)

    kurandaki embriyonun gelişimi ile ilgili anlatılanlardaki hatalara değinmiyorum bile.
    3 ...
  23. 595.
  24. --spoiler--
    anne cenini olgusunu 600'lü yıllardan önce hiç bilinmeyen bir bilgi alanı, insan bedeninin araştırılması serüvenini bilmeden 600'lü yıllarda ortaya konan bilgileri birer mucize zanneden, insan bedeniyle ilgili olarak bugün de doğruluğu kabul edilen bilgilerin önemli bir kısmının m.ö. 3000 yıllarında mısır'da, antik yunan'da keşfedilmiş olduğunu ve bu bilgilerin yalnızca kuran'da değil diğer dinlerde de aynı cambazlıkla kullanıldığını görmezden gelmesiyle bütün "başarıyı" tüm tanrılar arasında allah'a atfeden inananları, her defasında "bilenler" tarafından gülünç, "bilmeyen ve bilmekten korkan" yobaz destekçileri tarafından "ilim insanı" olarak görülmeye devam etmektedir.
    --spoiler--

    yukarıda bahsi geçen konuyu yoldan geçen her hangi birisine sorsak eminim yüzünüze gülmekle sonuçlanan hadise meydana gelecektir. anne cenini denen olgu, bugün bile ancak ultrason ve benzeri cihazlarla görülebilirken, 1400 yıl önce hangi insan evladı neresiyle görecek de oradaki durumu kur'an içerisindeki gibi açıklayacak? hadi ondan geçtim, göğün 7 kat olduğunu neresiyle bilecek? ya bazıları 8 yıllık eğitimden falan bahsetmiş de dostum bu eğitimden sen nasibini almamışsın galiba çünkü yukarıda bahsettiğim 2 mevzunun keşfedilmesinin ne m.ö. 3000 yılıyla ne de 1400 yıl öncesiyle alakası yok. belki bazıları mayalara fena sarmıştır ama öyle bir şey yok dostum sakin ol. bazı mevzuları es geçmek gibi bir durumumuz yok, lakin evreni yaratan kimse, kuralları koyan da o. kaldı ki zaten kitapta dediği gibi ''benim yasaklarıma ve emirlerime uyun şüphesiz biz sizi hayırla ve şerle deneyeceğiz, kiminizin kiminizden üstün olduğunu görmek için.'' yani isteseydi limon yemeyin de diyebilirdi ya da kadınlarınızdan 100 tanesiyle evleneceksiniz de diyebilirdi. zaten bu bir test değil mi? sen sınavda hocaya neden bu soruyu sordun diyebiliyor musun? ya da ondan geçtim fen lisesi mezunu bir adamla, düz lise mezunu adam da aynı öss sınavına giriyor, yani kadın erkek arasında aradığın eşitsizlik diye bir şeyden çok, ikisinin de farklı şekillerde denenmesi söz konusu. erkek bireyi toplumda ailesinin maddi ihtiyaçlarını gidermekle mükelleftir. yani gidip annene, ananene, teyezene, halana sorabilirsin. hani ben yobazım, geri kafalıyım ya ondan diyorum. erkeğe mirastan 2 kat verilmesinin sebebi budur işte. ayrıca kadına zaten evlenirken bir mehir adı altında maddi bir güç verildiği için, mirasın yarısı uygun görülmüş ki denge sağlansın. ha kadına mehir verme zorunluluğu getiren de o bahsedilen islam dini oluyor onu da ekleyelim. ben ömer çelakıl tipi elinde hesap makinasıyla inanan birisi değilim. incil tevrat ve bilumum ne varsa okuyup süzgeçten geçirmiş, felsefe kağıtları üniversitede tek A olan, evet evet aynen öyle koca üniversitede felsefe dersi A gelen tek kişiyim. bunu da övünmek için değil ne kadar sorgucu olduğum bilinsin diye söylüyorum. sonuç itibarıyla evet hepimiz öleceğiz ve bence bu bir bitiş olamaz çünkü hepimiz bir enerjiyiz ve enerji yok olamaz. bu dünya düzeninde bu kadar kötülük yapan varlıkların elbet bir yerde cezasını göreceğine inancım tam. aynı şekilde iyilik yapıp karşılığına bu dünyada ulaşamayanların da elbet bir yerde karşılığını fazlasıyla alacağına inancım tam. kur'an isimli kutsal kitap ister inanırsınız ister inanmazsınız, asla ve asla 1400 yıl önce yazılmış olamayacak kadar dolu bir kitaptır.
    6 ...
  25. 594.
  26. Yaradandir. iyiyi de kotuyu de. bana gore cok kotu yaratti son zamanlarda, o yuzden sitemliyim kendisinie. beni benden daha iyi bildigini ve izledigini de biliyorum. bu yuzden daha rahatim. biraz gonlumu senlendirsin, tilsimimi geri versin isterim. dua da ettik, bir oruc tutmadik arkadas o da mazur gorulsun ezan olmayan yerde oruc da tutulmuyor azizim. o heyecan falan yok, isin esprisi yok... sirf sevap icin tutmak gelmiyor icimden o yuzden ey Yaradan. ama buysa tek sorun ben raziyim bir mevsim, bir sene boyu tutmaya. yeter ki su ruhumun tilsimini geri ver...
    1 ...
  27. 593.
  28. kendisine,

    "kainat denilen ve kendi kendine varolma olasılığı matematiksel olmayan bir şey varsa bunu da bir yaratan vardır" cılar; "vardır deyince delil ve kanıt gösterdim" ciler ve "yok olduğuna dair kanıt arayanlar" inanmaktadır.

    * kainatın kendi kendine var olma olasılığı yok ise, o zaman onu yaratabilecek kıvamda bir gücün kendi kendine var olma olasılığı nedir?

    * bir şeyin yok olduğunun kanıtının nasıl olabileceği, ya da böyle bir şey isterken sahip olduğu kafanın hangi narkotik ile sağlanabileceği ?

    soruları belki de cevaplanmalıdır.
    3 ...
  29. 592.
  30. buna inanmak yüce yaratıcı zeus'a şirk koşmaktır. hades'in cehenneminde cayır cayır yanacaksınız hepiniz.
    4 ...
  31. 591.
  32. varligina dair bu kadar delil varken, olmadigina dair hala deliller aranmaktadir.
    3 ...
  33. 590.
  34. sözlükte kendisini savunanlara sırat köprüsünde 10 mil puan hediye ediyor.
    6 ...
  35. 589.
  36. tanrıların en sevilmeyenidir. bir puta veya öküze tapanlar allah'a tapanlar kadar kötülenmiyor bu toplumda. çünkü o allah. inanların korktuğu değil sevdiği allah. işte bu noktada vicdanlarını iftira atarak rahatlatmaya çalışan esas yobazlar devreye giriyor. onlar sevmiyor hatta it gibi korkuyorlar. bu korkularını bastırmak için başkalarını aşağılamayı ve olmayan şeyleri oluyormuş gibi göstermeyi tercih ediyorlar. 3 farklı kaynakta rastlanmayacak hadisler, kim tarafından yapıldığı belli olmayan kuran açıklamaları... bu tarz konularda en iyi müminmişim gibi konuşmayı sevmiyorum ama kendi tanrımı seçecek kadar okumuşluğum var.
    edit: iftiralar ne sizi yüceltir, ne allahı küçültür. alın balçıklarınızı açıkta kalan yerlerinizi sıvayın.
    5 ...
  37. 588.
  38. notu kıttır. eğitim camiasında "sıfırcı ya rab" sanıyla tanınır.
    3 ...
  39. 587.
  40. ateistlerin laf salatası yaparak akılları sıra çamur atıkları rahman ve rahim olan yek yaratıcı.
    11 ...
  41. 586.
  42. görüyoruz ki bir kez daha savunucuları tarafından "öyle demiş ama ondan bahsetmeyelim bak burda şöyle bişey var ondan bahsedelim" seçici körlüğünde savunulmaya çalışılandır. her kelamı kutsal kabul edilen bir varlığın bazı kelamlarının ve bunların içerdiği olumsuzlukların öne sürülmesinin inananlarını rahatsız etmesi manidardır. anne cenini olgusunu 600'lü yıllardan önce hiç bilinmeyen bir bilgi alanı, insan bedeninin araştırılması serüvenini bilmeden 600'lü yıllarda ortaya konan bilgileri birer mucize zanneden, insan bedeniyle ilgili olarak bugün de doğruluğu kabul edilen bilgilerin önemli bir kısmının m.ö. 3000 yıllarında mısır'da, antik yunan'da keşfedilmiş olduğunu ve bu bilgilerin yalnızca kuran'da değil diğer dinlerde de aynı cambazlıkla kullanıldığını görmezden gelmesiyle bütün "başarıyı" tüm tanrılar arasında allah'a atfeden inananları, her defasında "bilenler" tarafından gülünç, "bilmeyen ve bilmekten korkan" yobaz destekçileri tarafından "ilim insanı" olarak görülmeye devam etmektedir.

    inananlarının azıcık okumuş olanlarıyla ilgili önemli bir problem ise bugün bilim dünyasının çoğunluğunun doğruluğunu kabul ettiği olguları ve teorileri kaynaklarından öğrenmek yerine direkt olarak kariyerini onları çürütmek üzerine kuran kişilerin eserlerinden öğrenmeye kalkmalarıdır. bu öğrenme tekniği doğal olarak söz konusu teorilere karşı argüman geliştiren bu eser sahiplerinin argümanlarına karşı koyabilecek bilgi birikimine sahip olmamaları, dolayısıyla manipulasyona açık bir halde, hatta yoğrulmaya hazır bir hamur halinde kendilerini bu eserlerdeki argümanlara teslim etmeleridir. "islam" dininin gereği olarak bu "teslimiyet" dürtüsünü anlamak çok uzağa gitmeden kelimelerin kökünden haberdar olup olaya dışarıdan bakabilenler için hiç zor olmamaktadır, herhangi bir teoriyi öğrenirken öncelikle kaynak eserler başvurmaları, ardından kafalarına yatmayan noktalarda karşı argüman içeren eserlere yönelmeleri bahsettikleri konularda daha derinlikli düşünebilmelerini sağlayabilecekse de, bu derinlikte düşünmeyi inançlarına potansiyel bir tehdit olarak görmelerinden olsa gerek baştan reddetmektedirler. inançlarına ne kadar güvendikleri ayrı bir meseledir, ancak çok güvenmedikleri için kendilerini kesinlikle suçlayamam çünkü gerçekten çarpıklıkları ve zayıflıklarının farkedilmesi çok zor olmayan bu dine olan inanca güvenmemekle en doğru işi yaptıklarını biliyorum.

    diğer yandan

    --spoiler--
    onu mükemmel var sayan ve buradan hareket ederek cahil destekçilerini daha yobaz hale getirecek bakkal matematiğine dayanan hesaplamaları kanıt gibi gösterenlere...
    --spoiler--

    cümlesinde hakaret içeren bir kelime varsa, ki sanırım bununla "cahil" ve "yobaz" kelimeleri kastediliyor; bu kelimelerin yöneltildiği kişilerin "onu mükemmel sayıp bakkal matematiğine dayanan hesaplamaları kanıt gibi gösterenler" olduğunun anlaşılması için 8 yıllık zorunlu eğitimi tamamlamış olmanın yeterli olduğunu varsayıyorum. 8 yıl değil benim zamanımda 5 yıllıktı diyenler için 5 yılın da yeterli olması gerektiğini düşünüyorum. evet burada bir hakaret vardır ancak bu hakaret *"sırf inançları yüzünden onların bizlere ettiği gibi hakaretler etmem orası da bizim tevazumuz."* cümlesi kurulana kadar koşulsuz ve şartsız olarak "inananlara" değil cümlenin belirttiği gibi "bakkal matemeatiğine dayanan hesaplamaları kanıt gibi gösterenlere" yöneltilmişti. tartışmakta olduğum arkadaşımın bu hakareti üzerine ve kendi şahsında tüm inananların üzerine almasını ya türkçe bilgisinin eksikliğine ya da artniyetli davranarak "inançlı" dediği kitlenin desteğini almaya çalışmasında bağlamaktan başka bir seçeneğim kalmıyor. ikinci ihtimalin daha kuvvetli olduğu "100 kişiye okutsak 101'i hakaret der", "kocaman bir ayıptır" gibi popülist çığlıklardan dolayı bana daha muhtemel gelmektedir. ama ilk entry'de "hakaret" denen şeylerin "ikinci entry'de "hakaretamiz" haline dönüşmesinden memnunum, böyle giderse diğer entry'de hakaret kelimesinden tamamen kurtulacağımıza işaret eden bir gelişme olarak görüyorum.

    kuran da yazıyor yazarlığı yapan arkadaşları bir dine mensup olsalar bile bu dünyanın meselelerinin bu dünyadaki olgularla açıklanabileceğini, bunun dışındaki tüm çabaların kendini bilime vermiş insanlar tarafından her zaman gülünç bulunacağını anlamalarını bekliyorum. buna rağmen kuran da yazıyorculuk oynayan arkadaşların muhatapları ben değil "ulan kuran da yazıyorsa bundan sonra bilim yapılmasın siz söyleyin biz doğru kabul edip uygulayalım, bakalım bilim nereye gidecek" diyen ateistler olmalı. kuran da yazıyorcu arkadaşlar da "allah'ın bizi test etmesi", "kaderin ve mutlak gerçeklerin kullar tarafından bilinemeyeceği, ancak olaylar ortaya çıktıktan sonra allah'ın büyüklüğünün anlaşılabileceği", "cüz-i irade" falan gibi şeyler söylesinler. dinsizin hakkından imansız gelir mi dersiniz, körlerle sağırlar birbirini ağırlar mı dersiniz, hangisi daha az günah gibi geliyosa size işte.

    o değil de, cennet cehennem falan derken fişi çekilmiş tv gibi kapanıcaz hepimiz. kabullenmek zor geliyor dimi? bana da gelmişti, alışırsın.
    5 ...
  43. 585.
  44. --spoiler--
    onu mükemmel var sayan ve buradan hareket ederek cahil destekçilerini daha yobaz hale getirecek bakkal matematiğine dayanan hesaplamaları kanıt gibi gösterenlere...
    --spoiler--

    yukarıdaki yazıyı 100 kişiye okutsak 101'i de hakaretin hangi kelimelerde olduğunu rahatça görebilir sanırım. hayır hepsinden geçtim krem peynire bile inanıyor olsak gene de böyle hakaretamiz ifadeler kullanılması son derece yanlış. diğer taraftan kendince haklı sebepler olarak öne sürdüğü argümanlarına cevap olarak hem kur'an hem de bununla alakalı olarak caner taslaman kişisinin enine boyuna yararak anlattığı uydurulan din kitabını ve mucizeler kitabını öneririm. hatta ben bizzat isteyen herkese bedava gönderirim ki caner de öyle yapmakta. klasik bir islam karşıtı örneği gösterenlerin yazacağı şekilde işine gelen kısımları alıp işine gelmeyenleri almamak da ne derece doğru tartışılır. kadın erkek mevzusuna girmeden evvel, mukaddes kitapta yazan evren ve düzeniyle ilgili o dönemde bilinmesi imkansız olan durum ve hadiselere hiç değinilmiyor olması da kocaman bir ayıptır. ya her şey bir yana, ayın, gezegenlerin düzenlerini falan geçiyorum da hamile kadının rahmindeki ceninin hangi evrelerden geçtiğini nerden biliyorsun diye sormazlar mı adama? ya o dönemde hangi insan evladı, daha bu dönemde yeni yeni anlaşılan hadiseleri bilebilir? ama bütün bu gerçeklere göz kapayıp, kadına evlenirken verilen mehir olayına girilmeyip, direkt erkeğin aldığı mirastaki paya girilmesi, tamamen dam üstünde saksağan vur beline kazmayı hadisesinden öte değildir.
    2 ...
  45. 584.
  46. kendisi yüzüklerin efendisindeki gözdür. dünyaya çıkmak için yüzüğü beklemektedir. bir mordorlu olarak severiz sayarız kendisini.
    1 ...
  47. 583.
  48. muhammed'in allah tarafından gönderildiğini iddia ettiği kitabı 10 sene önce okuyup içeriğinin büyük bölümünün inanmayanlara edilecek zulümlerden, okuduğum diğer kutsal addedilen kitaplardan aşırılma "gündelik bilgi" denecek bilgilerin korku sosuyla insanlara sunulmasından ibaret olduğunu gördüğüm; evrende her an meydana gelen çarpışmaların, yörüngesinden çıkan gezegenlerin, dünya denen gezegende "yaradılış" ları nedeniyle tutunamayan, nesli tükenen canlıların, çamurdan ve çamurdan yaratılanın kaburgasından yaratılan bir canlı türünden bahsederken onu diğer canlılardan tamamen kopuk göstermesinin; sosyal düzen içinde "Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır" diyen, "dönemin şartları"* nedeniyle "başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün" diyebilen; kadınların ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlanmasına,** mirastan kalan payda "iki dişinin payı kadarını erkeğe" emretmesine, zina yapan kadının "ölüm onları alıp götürünceye kadar ev hapsinde tutulmasına" emretmesine, aynı şeyi erkekler yapınca "Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir" diye bir anda merhamet timsaline dönüşmesine, bundan 10 sene önce bile bir yaratıcının kelamı olamayacağından emin olarak yaklaştığım tanrı tipidir.

    --spoiler--
    sırf inançları yüzünden onların bizlere ettiği gibi hakaretler etmem orası da bizim tevazumuz.
    --spoiler--

    bu cümlede bahsedilen "hakaret" iddiası şahsıma yöneltişmişse, bu iftiranın "günah" olduğunu bilmesi gereken mümin arkadaşımdan hangi hakaretten bahsettiğini belirtmesini rica ederim. olmayan bir hakarete cevap vermeyerek tevazu gösterisi yapmak, adı kutsal olan kitapları fazla içselleştirmekle ilgili olabilecek, bir sanal düşman yaratma* ve bu düşmana karşı cahil kitlenin desteğini kazanarak onların ancak bu şekilde "doğru"ya götürülebileceği sanrısıyla açıklanabilir. bir vakit bulduğunda da harun yahya'nın şu kainatın mükemmelliğiyle ilgili ince hesaplarından birini buraya eklesin de google dan aramak zorunda kalmayalım.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük