tüm tanımlamaların büyüklüğünü, yarattığı akılalmaz kainatı ve bilmediğimiz daha başka şeylerin mükemmelliğini hayretliğini asla ifade edemeyeceği yaratıcımız.
yoktan var edip, onca nimeti ayaklarımıza serip bir de üstüne üstlük sonsuz cenneti bize sadece insan için doğru yapılması gereken ve insanın geçici de olsa çıkarına olan işler için vadetmesi. yani bunu yaparsan zaten başın belaya girmez ve de hediye alırsın üstelik demesi.
bizi hiçlikten çıkarıp kendisini tanıma fırsatı veren rab. ne kadar şükredilse ve secdeye gidilse bir nefesin hakkını veremeyiz.
bir kere ben bu dindarların tanrı tanımlarını boş buluyorum.
çünkü tanrı eğer senin algının dışındaysa onu algınla asla anlayamazsın, ifade de edemezsin.
mesela kuranda tanrı bildiğin öfkleniyor, bazen yapmacık sevimli olmaya çalışıyor. incilde tanrı dakkada bir sevgiden bahsediyor, çiçeği burnunda bir tanrı, tevratta ise gayet faşist bir tanrı var acayip sinirli her an dalıp ağız yüz dalacak gibi.
oysa tanrı bunların hepsinin dışında olması lazım. çünkü bunlar gayet insani özellikler.
bide tanrı sınırsızsa onu düşünmek boşunadır, çünkü asla anlayamayacaksın. ve sınırsız bir varlığa sınırlı aklınla verdiğin kararlar hep bir sorun olacaktır.
o yüzden allah nedir sorusu bile onu anlamaya çalışmaktır ve tanrıyı anlamak diye bir şey asla mümkün olamaz.
tüm hatalarına, günahlarına, kusurlarına rağmen; isteyebileceğin, yalvarabileceğin yegane varlık. en çıkmazda olduğunu düşündüğün anda dahi umudunu kaybetmemenin tek sebebi.
Allah'ım sen dilersen olmayacak hiç bir şey, sen dilemezsen de olacak hiç bir şey yoktur. buna rağmen nefsime yenik düşüp umutsuzluğa kapılmaktan sana sığınırım. sen her şeyin en hayırlısını bilensin. merhametlilerin en merhametlisi...
ateistlerin sebepsizce eleştirdiği, yerin, göklerin yaratıcısı Olan yüce ilâhtır.
kendisi fani hayatta ki her ruh'lunun canını kabzettiğinde, dünyayı, evreni aşşağılık bir bez parçası gibi kıvırıp eline aldığında şöyle buyuracakmış "Nerde o diktatörleriniz ? nerde o eziyetçi başkanlarınız ? nerde o krallarınız ? nerde o kral oğulları ?"
cevap verecek hiçbir oluşum olmadığından mütevellit, şu şekilde buyuruluş bitecektir "Yerlerin ve göklerin yaratıcısı benim, benden başka ilah yoktur."
Sadakallaülazim falan hahahahahah ortaçağ bitmedi mi hâlâ yahu? Allah sizi bu zekayla cennetine kabul eder mi? Ben olsam etmem düşünün o artık o hiç etmez herhalde:))
Yahudi kitabı Tevratın rabbi Aden bahçelerinde yürürken ayak sesleri duyulacak kadar somut bir varlıktır. Sina dağına ateşler ve dumanlar içerisnde görkemli girişler yapar, bazen öfkelenir, bazen unutur yanılır. Hristiyanların incilinde göklerde tahtta oturan insan bir kadından oğul sahibi olan göklerdeki babadır. islamda ise Allah erişilmez anlaşılamaz, ve hiç bir şekilde özellikle somut bir şekilde muhatap alınamaz, kudreti sonsuzdur her şeyi bilir. Göklerde değil kalplerdedir şah damarından yakındır ama içinde yaşadığımız fani ve maddi dünyada bilebileceğimizin çok çok ötesindedir. Görenler görebilseler anlatamazlar, gördüğünü iddia eden genelde ya yanılmıştır ya da yalancıdır.
--spoiler--
insan meyveyi buldu ve yedi, meyve hep ordaydı. Aslanı gördü ve kaçtı , kalırsa ölecekti. Ve yıldırımı duydu, korktu, anlamadı. Sonra saklandı, örtüsünü başının üstüne çekti, gözlerini ve kulaklarını kapadı. Duymadıkça, görmedikçe ve düşünmedikçe mutluydu. Bundan sonra ne zaman korksa , anlamasa başının üstüne çekecek bişeyler buldu. Korktukça inandı, inandıkça sorgulamadı. Cahil ve katı mutluluğunu anlattı, adına din dedi
--spoiler--
Doğa olaylarından, afetlerden, vahşi hayvanlardan ve ölümden korkan insanoğlunun, her şeyden güçlü, onu koruyan ve gözeten bir varlığı yaratıp ona tapınıp kendini sağlama alma güdüsünden doğmuştur.