az once bir sitede bir yazi okudum. konusu "sapik ali seriati gercekleri". yaziyi yazan kisi, genclerin beyninin bu sapik adamin fikirleriyle yikandigini savunuyor.
alinti yaptigi kitaplarin tamamini okumadim. ali seriati icin "her soyledigini kabul ederim, ne diyorsa dogrudur" diyemem. hic kimse icin diyemem. son peygamber de goctu gitti. hatasiz insan yok su dunyada...
neyse gelelim konumuza, mesela bu elestirilerin icinde ismi gecen kitaplardan "hac" kitabini birkac kere okudum. yazar, o kitaptan alinti yapmis, demis ki;
ali seriati kitabinda hz hâcer icin "siyahî cariye kadin" tabirini kullanmis, onu kucumsemis.mis.mis... yanliz adamin takildigi yer bu tabir sadece!
halbuki ali seriati kitabinda hz hâceri ne kadar cok yuceltiyor. o siyahî kadinin pesinden, o'nun yaptigi gibi yapilan "sa'y" amelinden soz ediyor.. hz hâcer'inki haric hicbir kadinin kabrinin beytullah'la bu kadar dip dibe olmadigini soyluyor. o siyahî kadinin hicretinden, "hicret"in kendi dillerindeki anlaminin medeniyet anlamina geldiginden, hz hâcer'in medeniyet temsilinden, tevekkulunden, hicretinden, büyüklügunden, teslimiyetinden, suurundan, salihaligindan, fedakarligindan...
ayni kitapta ali seriati hacilari celik bir duvara benzetmis ve dunyadaki hicbir gucun bunu yikamayacagini soylemis...
evet soylemis. hac tevhiddir de demis. hacci anlama yolunda pek cok insana yardimci olmus, rehber olmus.. fakat haccin insanlarin tevhidi oldugunu soylerken "bu celik duvari muhammed, ibrahim bile yikamaz" demis.
bu insanin uslubu belki enteresan olabilir. belki muhammed ve ibrahim bile yikamaz derken gereksiz bir cumle kurmus olabilir. ama!
biraz insafli olun be kardesim! cimbizlayip durdugunuz kitap, belki de hacci anlatan en mukemmel kitap bile olabilir.. ki ben bu alanda sadece birkac tane duydum fakat digerlerini okumuslugum yok...
ihram yasaklari, mikat siniri, tavaf, say, arafat, muzdelifede toplanacak taslarin buyuklugu konusulsun, yazilsin.. haccin ne oldugu, haccin anlami, maneviyati yazilmasin, anlatilmasin bilinmesin mi?
madem begenmiyorsunuz daha iyisini siz yazin! isiniz gucunuz birilerine sapik demek, zindik demek! bi adam olun ya!
bir kitabının girişinde ''sizi rahatsız etmeye geldim'' yazan adam.
zehirlenerek öldürülmüştür.
kitabının giriş cümlesi bile insanda merak uyandırıyor ve insan başlıyor deli gibi bu adamı araştırmaya.
gençliğinde "tanriya tapan sosyalistler birliği" adındaki oluşuma katılmış büyük düşünür. iran "islam inkılabı" ile birlikte düşünceleri mollalar tarafından uygunsuz bulunmuş ve ogrencileri öldürülmüştür. kısacası inkılapta hatırı sayılır katkıları olmasına rağmen bugün takipçileri iran'da baskı altındadır.
ne olursa olsun iran etiketi olduğundan uzak durulması gereken kişi (eserlerinden pek tabi).
işin içinde iran ve türevleri varsa, bir bit yeniği de vardır. atalarımız güvenmemişler hiç bir zaman iran a ve türevlerine. bize düşen de böyle yapıp, onlardan uzak durmak.
edit: gereken yerine gelen yazıldığından, düzeltme.
şeriat,tarikat, marifet, hakikat diye 4 kapısı vardır evet ama bütün bunlar alevi-bektaşi inancını oluşturan çok çok bilinen hacı bektaşı velinin ünlü 4 kapı 4 makamıdır şeriat tarikat marifet ve hakikat kapılarını ve 40 makamını 13.yyda oluşturup sistemleştirmiş osmanlının bu sayede kuruluşunu sağlamıştır bu durumda ali şeriati geçmişe dönük genel kültür çalışırken hacı bektaşın bu güzel inanç felsefesini görüp etkilenip çağımızamı uyarladı?
islamı gerektiği gibi anlamış ve anlatmış alim.. islamın doğru anlamışmasının bedelini kanıyla ödemiştir, allah ondan ebeden razı olsun;
"...Nihayet Freud geldi. Bilimsel seksüalite ekolünün temellerini attı. Cinsel asalet! Burjuva sınıfı aslında alçak ve adi bir sınıftır. Feodalitenin de tersine insanlık dışı bir rejimdir ki sayılanların hepsi insanı cinsel ve ekonomik bir hayvan olarak telakki etmişlerdir. Bu burjuvazi peygamberinin adı Freud, dini seks(cinsellik), Mabedi Freudism ve bu mabedin yanında boğazlanan ilk kurbanlar ise kadının insani değerleriydi.
Özellikle I.Dünya savaşından sonra ansızın dünya sanatının asıl mayasının, bilhassa bütün filmlerin sadece iki unsura sahip olduğunu görürüz:
Sertlik ve şiddet
Seks (Cinsellik)
Bunlar hep savaşın hediyesidir.
Bir kaç rejisör ve piyes yazarı bu meselenin peşine tesadüfen düşmüyor. Aksine en derin sosyolog ve antropologlar bu evrensel güce bağımlıdırlar. Bunlar beşeriyetin düşüncelerini unutturmak için dünyanın en iyi ve en güçlü tanıtım ve propaganda gücü olan filmlerden yardım aldılar.
Öyleyse bu gücün egemenliği için hem batının hem de doğunun kurban olması gerekir. Hem eroin hem Freudism kurbanı. Bunun için henüz genç olması sebebiyle daha sapık kültürlerin içinde pişmemiş, sapmamış ve insan olduğu için henüz dünyada nefes çeken, hisli ve şefkatli olan bu genç neslin, kendi yazgısına dikkat etmemesi, önem vermemesi ve yönelmemesi gerekmektedir. Dikkat etmemesi ve yönelmemesi için her türlü araç muteberdir; ister ilim şeklinde olsun, isterse sanat şeklinde olsun, ister spor, ister edebiyat, ister tarih, ister sünnet ve gelenek, isterse din ve mezheb olsun her türlü vasıta geçerlidir. Yeter ki meşgul olsun, oyalansın, sahneden kaybolsun, dikkatli ve uyanık olmasın."
''Sömürgecilik ve sermayedarlığın -demokrasi kılıfına bürünmüş ve liberalizm maskesi takmış kapitalizm ve sömürgecilik- dünya çapında milyonlarca Müslümanın, Hindunun, zencinin, sarı derilinin (Uzak Doğulunun) kanını döken körüklediği ateşe karşı Avrupanın hangi düşünürü, hümanisti, hatta sosyalisti ile komünisti itiraz sesini yükseltti?
Victor Hugonun zavallılar için heyecan, duygu ve insanî duygular kabartan şaheserini yazdığı bir zamanda -bu ve buna benzer eserlerin yazıldığı bir zamanda- bizlerin, dünyanın öbür ucunda kalleşçe katledilip yağmalandığımızı ve imha edildiğimizi unutmam mümkün değildir.
Ben Marks, Engels, Proudhon ve diğer sosyalistlerle devrimcileri asla bağışlayamam; çünkü biz Doğuda yağmalandığımız bir zamanda, onlar sermayedarlarla işçiler arasında adilce mal bölüşüm kavgası veriyor ve bunun adını da işçi hakları ve işçinin ürettiklerini kendilerine geri verme hakları olarak nitelendiriyorlardı. Marks, Batı mamullerini özelleştirilmiş ve birikmiş iş olarak tanımlıyordu! Asyalı olan ben ise, bu mamulün özelleşmiş ve birikmiş cinayet ve hırsızlık olduğunu görüyordum!
19. yüzyılda binlerce Fransız ve ingiliz işçisi, tomar imzalayarak, grev yaparak, bu iki devletin Mısır, Kuzey Afrika ve Hindiçin vs deki askerlerini geri çekmemelerini, bu ülkelerin yağmalanmasını ve pazar olarak kullanılmasını ve netice itibariyle işçilerin ücretlerinin artmasını istiyorlardı. ingilterenin demokrat hükümeti ise yüz bin ingiliz işçisinin oyunu kaybetmemek için ingiliz Ordusunu çaresiz Afrikadan geri çekmeyerek, işçilerin bu tür istekleri doğrultusunda hareket ederek, kendisini işçilerin düşüncelerinden yana gösteriyordu.''
Sahabeye muhalif diye butun calismalarini yok sayamayacagimiz, bu gunun islami toplumlarindaki sosyal yasama dair gercekleri tokat gibi insanin suratina carpan sehidimiz. Okunmasi, fakat okurken uzmanlik alani olan sosyoloji disinda diger konularda biraz elestirel gozle yorulmasi gerekir.
sartre etkisiyle varoluşçu izler barındıran, ebuzer ve ali gibi kitapları ile alışılmış islam portesinden sıyrılan yazar. 'sizi rahatsız etmeye geldim' der.
"Birden içime şu korkunç soru düşüvermişti: Ben hangiyim?
Ruhunun bu kaygıyı duyumsayabilecek oranda büyük, geniş olduğunu düşünüyorum. Kişinin kendini kendi içinde yitirmesinden daha korkunç ne olabilir? Kişinin kendi içinde ne desem?.. Kendisiyle iç içe olmuş, kendilerini kendisi gibi göstermiş Yabancılar olmasından daha büyük bir yıpranış olabilir mi? Şimdi ben kim olduğumu bilmiyorum ne korkunç."
fransız sorbon üniversitesi mezunu olmasına rağmen batıyı eleştirmiş ve islami düşünceyi sosyolojik boyutlara açmaya çalışmış büyük düşünür. iran devrimi sürecini hazırlayanlardan olup bu dönemde hemen her gün konferanslar vermiş ve saatlerce kalabalıklar karşısında konuşmuştur.40 yaşında öldürülene kadar 100 civarı eser yazmıştır.