alaçatı

entry187 galeri36
    37.
  1. Doğup büyüdüğüm kasabacık. Dünyanın en güzel kasabasıdır. Ayrıca Türkiye de surf'ün ana yurdudur.
    1 ...
  2. 36.
  3. belli bir konsept çerçevesinde büyüyerek markalaşmayı başarmış ama büyüme hızı, altyapısının çok üzerinde olduğu, fiyatların ise artık açgözlülük seviyelerinde dolandığı için yakın gelecekte ciddi sıkıntılar yaşayacak, bu sene de üç-beş gün olsa da uğrayabildiğimiz tatil beldesi. alçatı'nın taş evleri, yel değirmenleri, butik otelleri, arnavut kaldırımlı sokakları, mekanları kendisini diğer tatil yerlerinden ayırıyor. örneğin en yakınındaki çeşme' merkezinin hiç bir çekiciliği ve özelliği yoktur. sıradan bir tatil yeri gibidir dükkanları, sokakları, rıhtımı. bu açıdan ha erdek, ha akçay, ha çeşme...işte bu noktada alaçatı kendini ayırıyor fakat bu ayrışımın maddi ve manevi maliyetlerinin oldukça yüksek olduğunu söylemeliyim. öncelikle alaçatı'da fiyatlar da rüzgar gibi uçuyor. her sene, açılan mekan sayısı kadar fiyat enflasyonu da yaşanıyor. özellikle konaklama fiyatları; ilk defa bu sezon alaçatı'da kalmadık. nasıl olsa arabamızla geldik deyip, ılıca'da kaldık. yeme-içme fiyatları da uçmuştu bu sezon. iyi bir yemeğe verilen paraya hayatta acımam ama bu sezon alaçatı'da o paraları verirsem içimin acıyacağını hissedip, orta kesim yerlere takıldık daha çok. balık yiyecekler için kaptan'ın yeri bu sezonun en iyilerindendi. fiyat/performans olarak ise yusuf'un yeri'ni beğendik: yemeklere çok para vermek istemeyenler ve öğrenciler için cennet gibi bir yer. bu arada imren'in irmik tatlısı hala enfes.
    fiyatlar konusunda maalesef alaçatı'da açgözlülük hakim olmuş durumda.
    bu sezon sokaklar hafta içi bile kalabalıktı. gerçi alaçatı sokakları küçüktür, buna dışarı atılan masa sandalyelerde eklenince sokak kalmaz pek. dolayısı ile yoğunluk birazda bundan kaynaklanıyordu. ara sokaklar, hatta cami meydanı bile boştu yoksa. yoğunluk mecburiyet sokağındaydı sadece.
    alaçatı bitiyor mu bilemiyorum ama benim için hala keşfedilecek ara sokakları var. evet kalite ve elit bir yer olmaktan ziyade piyasa yeri olmuş izlenimini veriyor artık. ama bence alaçatı'yı asıl bitirecek olan fahiş fiyatlar ve dolayısı ile açgözlülüktür.
    0 ...
  4. 35.
  5. aşkın en romantik adresi, böyle püfür püfür yaz geceleri falan...
    1 ...
  6. 34.
  7. 33.
  8. çoğu beyaz boyalı evlerin ortasından geçen o sessiz sokak, antikacıya inen hani, dar olan enine bakmadan sığdıran huzuru içine..
    1 ...
  9. 32.
  10. yazın sandalye ve masalardan dolayı yürünemeyen dar sokaklarında kasımda rahatlıkla yürüdüğünüz güzel yer. kasımda daha güzel belki. o boğucu, istanbuldan kaçmış kalabalık olmadığı için.

    şu anda ilçe sakinlerinin işlettiği yerler açık sadece. ki en güzel ve doğal yerlerde onlarınki.. kaptanın yerinde kalamarı yedikten sonra 15 eylül kıraathanesinde çayı yudumlamak gibisi yok..
    0 ...
  11. 31.
  12. her milletten sörfçünün akın ettiği yerlerin başında gelir, hem rüzgarıyla yılın tüm zamanlarında sörf yapma olanağı, hem de doğal güzellikleri, mimarisi ve doğal ürünleriyle bilinen tatil kasabasıdır.
    0 ...
  13. 30.
  14. Önce güneş, deniz. Sonra akşam çökünce şenlik zamanı. geceyle valsin en iyi yapıldığı yer.
    0 ...
  15. 29.
  16. zamanında giderseniz huzur dolu, özel bi kasaba. cıvık cıvık karmaşadan uzak eylül sonu boş sayılacak sokakları ve plajında gayet rahat bir şekilde kendi halinizde olabilirsiniz. herşey sizin için sanki.

    fiyatlarda herhangi bir düşme yok o ayrı, ama bunun da var çaresi. lüks bir balık restoranı yerine şirin bir kumrucu da pekala paklar sizi..

    zamanı bilmek gerekir alaçatıya giderken; bir de huzuru bulmak..
    0 ...
  17. 28.
  18. zengin istanbulluların yeni üssü desem yalan olmaz. kendilerine küçük bir nişantaşı, bebek, bağdat caddesi oluşturmaya çalışmalarıyla etraf birbirinin aynı kazık restoranlarla dolmuştur, eski duru güzelliğinden geriye çok az şey kalmıştır.
    0 ...
  19. 27.
  20. paralı, görgüsüz türklerin mekanı. alaçatıya yabancı turist çok az gelir, geleni de fazla kalmaz oradan tüyer. çok matah bir yer değil. doğa, sessizlik, gerçekten deniz, uygun fiyatlar gibi istekleriniz varsa çeşme, alaçatıdan uzak durun; kalkan'a, kaş'a ya da datça'ya gidin aradığınızı buralarda bulursunuz. yok eğer derdiniz yabancı turist avı ise o zaman marmaris, bodrum, alanya ve kemer tam size göre bir mekandır.
    iyi tatiller!
    1 ...
  21. 26.
  22. yaz sezonunda kalabalık dar sokaklarıyla bünyelere metrobüs atmosferi sunan mekan.gerçek tadını almak isteyenlerin eylül ortasından önce gitmemesi gerekir. tabi balık istifi fetişi olanlara saygımız sonsuz o ayrı.

    Ayrıca son dönemde sayıları hızla artan entellektüel(?) sosyetenin şu sıraralar gözde mekanı.restorant otel fiyatları standartın çok üstünde, üstelik alternatif seçenekler çok kısıtlı. Yani gidiyosan illa ki haşırt the blackboard.. ona göre

    yine son dönemde adını sıkça duyduğumuz "butik" akımının neferi.
    Butik mağazalar,butik hobi dükkanları, butik oteller, butik tatlıcılar.. nedir bu butik salgını anlamış değilim henüz. sanırım modern bir para tuzağı. zira butik algısı fiyatları 2 ye katlıyor.
    Denizi güzel, kumu şahane. deniz suyu akdenize alışkın olanlar için soğuk olabilir ama ortalama ege standartının altında değil gözünüz korkmasın. zira denizi soğuk gibilerinden bir yafta var alaçatı nın üzerinde.

    Bazılarının doğal görüntüyü bozuyor diye gereksiz hayıflandığı rüzgar türbinleri bence ayrı bir hava katıyor buraya.

    kısacası sanki böyle eski ege dizisi çekmek için itinayla hazırlanmış gibi ,geçerken mutlaka uğranılası yer. ayrıca maddi engeli olmayıp surf yapmak isteyen arkadaşların tabiki cenneti.

    ha bi de şu sakız olayı tutunca herşeyin sakızlısını yapmışlar, sakızlı kahve, sakızlı kurabiye, tatlı, reçel, ekmek vesayire.
    heves edip de o sakızları yedikten sonra dikkat edin de sı.tığınız b.k g.tünüze yapışmasın. şaka şaka
    1 ...
  23. 25.
  24. ramazandayız ve ağustos ayının sonundayız kalabalık değildir artık diye gidilen fakat buna rağmen yine de kalabalık olmasıyla beni şaşırtmıştır. sıra bekleyerek yürünen o caddeden artık insanlara çarpa çarpa da olsa yürünebiliyor. *
    ve kesinlikle yılın bu zamanında gitmek çok daha güzel.
    0 ...
  25. 24.
  26. 23.
  27. özellikle bu yaz gece hayatıyla ılıca ve çeşmeye çok gerilerde bırakmıştır.
    0 ...
  28. 22.
  29. damla sakızlı türk kahvesini başka daha nerede bu kadar güzel şekilde yapılmış olarak içebilirsiniz ki? sadece alaçatı'da. he başka bir numarası var mı sörfçülerin dışındakiler için? bence yok!
    0 ...
  30. 21.
  31. şahsım olarak gidemediğim,gidenlerden efsaneleştirilmiş bir anlatım tarzıyla dinleyip imrendiğim,şayet gidip de beğenmezsem bile çevreme muhteşem bir yermiş gibi anlatacağım tatil beldesi.
    0 ...
  32. 20.
  33. insanın ruhunu dinlendiren, güzelliğiyle içmeden bünyenin çakırkeyif olmasını sağlayan, süper ötesi tatil beldesi.
    1 ...
  34. 19.
  35. Genel olarak kalburüstü insanlarımızın tatil yapmayı seçtiği. Son yıllarda adını duyuran şirin tatil beldesi
    1 ...
  36. 18.
  37. ege kıyılarında , tek rüzgarlı bölge olduğu için muhteşem yelken sefalarının yapıldığı cennet..
    0 ...
  38. 17.
  39. 16.
  40. ege'nin en şirin kasabalarından, rüzgarın kardeşi.
    0 ...
  41. 15.
  42. Rum evleriyle,antikacılar çarşısıyla çok eskilere götüren,rüzgarıyla,deniziyle doğanın kollarında büyüyen,Ege'nin değere layık sahil kasabalarından biridir Alaçatı.Son zamanlarda bu kadar göz önünde olması biraz rahatsız edici.Alaçatı önceden de vardı,siz o zamanlar neredeydiniz?diyesim geliyor.
    0 ...
  43. 14.
  44. Çocukluğumun geçtiği yer. Her yaz küçüklüğümde oradaydım. Arnavut kaldırımlı sokakları güneş doğmadan,hava yeni yeni aydınlanırken yürümek için harikadır. Meydanın aşağısındaki fırından sabahın erken saatlerinde mis gibi sıcak ekmek kokusu gelir, dayanamazsın gider alırsın, kopara kopara yersin, kimseye aldırış etmeden kimseyi umursamadan.
    Bir iki pastanesi vardır birşeyler alır eve gelirsin dönüşte, tadı da bir başkadır bu da yetmediyse tepeye gidersin,öğlen vakti serin birşeyler içersin, tepe dediğim de tepe hani, nasıl esiyor bir görsen, öyle tatlı ki...
    Denize gidersin ister yürüyerek ister minibüsle ister araban varsa arabanla, geçerken sörf yapan tek tük bir kaç kişiyi görürsün, Çark derler denizine buz gibidir ama tertemizdir, ardıç ağaçları mis gibi kokar, denize girmeyip altında oturulur bazen plajın arkasında ağaçların. plajda çok kalabalık değildir, havlusunu hasırını sermiştir millet, bir iki şezlong vardır herkes te oturmaz şezlonglara, insanlar evde yaptıkları sandviçleri getirirler, kendi tarlalarında yetiştirdikleri mis gibi karpuzları. kayalıkları vardır sağda ve solda arkadaşlarla gider deniz kabuğu, deniz yıldızı, deniz kestanesi toplarsın, yengeç bile bulursun, bazen sahilde oturur deniz kabuğu ararsın kıyıda.
    dönüş vakti gelir alırsın tası tarağı sahilden geri dönersin, evin tarasasında duş alırsın, orada tarasa derler, evin en üst katıdır, açıktır bir nevi üstü açık çatı katı,duşunu aldıktan sonra yemek yersin ki dünyanın en basit yemeği bile tatlı gelir ama yediklerin en basit yemekler değildir ki. Oturursun tarasada karşında dağlar, akşam yeni yeni bastırıyor, hafiften yanmış ışıklar, masada da yok yok hani. Domates-maydonoz, soğandan oluşan zeytinyağlı bir salata, semizotlu yoğurt, dolma, ege usulü tavuk ve dahası. Doyamazsın hiçbir zaman belki de masanın sohbetindendir ama söylemem gerek her zaman çıkılmaz tarasaya orası özeldir.

    Yemek yenir, hayat kokan oturması, içinde bulunması huzur veren taş evin kapalı katlarına girersin, biraz uyursun ya da çıkarsın dışarıya henüz kirlenmemiş alaçatıya her yer senindir, o kasabayı yaşayanlarındır alaçatı, eğlenmek için gelenlerin değil. Bazen arkadaşlarınla sokakta oturursun ailenle, elektrikler kesilir ama hiç kimse üzülmez daha da sevinirler, kapkaranlık olur tüm sokaklar, giden elektrik sanki sesleri de beraberinde götürür, gökyüzünün rengi değişir yıldızlar daha da parlar.

    Bunları şimdi ki zaman ekiyle yıllar önce yazabilirdim, ama artk yazamıyorum. Çünkü değişti oraları,Bodrum'un görgüsüz sosyetesi oraya da elini attı malesef.

    Artık kopara kopara sıcak ekmek yerken sizi rahatsız etmeyen bakışlar yok orada, kaşarlı ekmeğe italyanca isimler bulup milyonlarca para veren ve yoldakilerle dalga geçen insanlar var.
    Denizi de sizin değil artık, her taraf şezlong paran varsa girersin. Ardıç ağaçları kesildi yerine "beach club" açtılar.
    Yengeç, deniz yıldızı topladığın kayalıklar da beach club oldu,sokmuyorlar artık alaçatının çocuklarını.
    Dejenere oldu herşey bazı aileler yıkıldı, yok artık alaçatı kasabanın sahipleri için, kasabayı yaşayanlar için... esnafı sattı herşeyini bıraktı, herşeye hakim oldu o görgüsüzlük, eskiden şehrin sahibi olanlar şimdi şehrin yeni sahiplerine garsonluk yapar oldu, ne eskisi gibi sokaklarda oturabilirsin,ne de eskisi gibi yemek yiyebilirsin manzaraya bakıp, keyif kalmadı, tatlı tatlı uyuyamazsın zaten ses,gürültü...
    Elektrikler de gitmez, malum görgüsüz sosyete de geldi ya, o zaman değerli oldu orası elektriği kesmek kimin haddine?
    Yine de gittim geçen,oturdum meydanda ki yastıklı koltuğa 2 bira içtim, eskisi gibi değil ama yine de hatırlatıyor insana birşeyler,buna rağmen üzüldüm,alaçatı da yaşamasam da...
    2 ...
  45. 13.
  46. yaşanılmak, yaşatılmak istenen düşler ülkesi güzelliğinde, ölmeyecek aşklara mekan olabilecek neo-ege kasabası.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük