genel anlamıyla kan, evlilik ve evlat edinme yoluyla ilişki hâlinde olan ve genellikle ortak bir mekânı paylaşan toplumsal birimdir.
kaynak: veysel bozkurt
2 senede yapılan saçmalıklar zincirini nasıl yaptıklarını anlayamadığım, çocukları olarak koskoca anne babamdan daha olgun olduğumu söylediğim onların da kabul ettiği saçmalıklar bütünü. aile böyle mi oluyor ya?
dünyanın birbirleri için en kutsal en güzel insanlarını bir arada bulunduran şey. benim için her şey demek. hep olsunlar istediğim, onlar için de hep en özel olacağım güzel şirin insanlar.
Bazen düşünüyorum çocukluğumu ve evet hiç mutlu bir çocuk değilmişim sadece büyüdükçe bunu daha iyi anlıyorsunuz aslında mutsuzmuşsunuz ama bunu fark edemeyecek kadar küçükmüşsünüz. Mutsuz olmak nedir ki? Bir çocuk bunu nasıl bilir?
Ve evet mutsuz bir çocukluk geçirmene sebep olan anne ve babandır aslında.
Baba birgün ölür.
Sonra annenin gözünün içine bakılır ona birşey olmasın diye ama mutsuz çocukluğunuzun diğer sebebide annedir ve her kavganızda bunu söylersiniz canını yakmak istersiniz ama sonra pişman olursunuz. Çünkü o da ölürse pişmanlık duyacağınızı bilirsiniz. Yine de olmaz.
Sonra şehir değiştirmek ve uzaklaşmak istersiniz ama izin vermezler. Sonra herşey daha kötüye gider...
doğduğum evi göstermişlerdi. tadilat görmüş hali bile baraka diye nitelenecek bir ev. gökyüzü her daim görünürmüş. ta ki babam şeffaf muşamba üstüne siyah muşamba çekesiye.kapısını itsen açılırdı demişlerdi.
bir seferinde bir uyanmışlar kapı açık telaşla elini kenardaki pantolonunun cebine atmış -içinde çeviriyorum çeviriyorum tek kuruş yok diyor. tek sermayesi gitmiş başlamış düşünmeye. annem son bir hareketle pantolunu yoklamış -burda ya demiş. meğer babam telaşla çevirip çevirip aynı cebi yoklamış. ben bile uyanmışım o ara gülücük atmışım.
hiç el işinde çalışmamış babam. limon satmış kıvırcık satmış hiç el işinde çalışmamış. kaynatılmış mısır satarmış bi bize yedirirlermiş. kendileri yiyemezmiş korkudan şimdi o günleri anıp gülerler -korktuğumuz şeye bak sanki bi mısırla batacaktık derler.
annem içme suyunu 7-8 km lik mesafeden el arabasıyla getirirmiş. biz tabi çocukluk arabanın içine doluşurmuşuz üç kardeş. kadıncağız giderken boş bidonların hafifliğini bile yaşamamış. giderkende ful gelirkende ful.
babamın dizlerinin üzerine oturamamasını(sebebi soğuklarda pazarda çalışmak) ama buna rağmen hala yemek masası değil sofrada yemek yemede ısrarı devam eder.
işim gereği şehir dışında çalışan biri olarak her eve geldiğimde senelerdir yokmuşum gibi karşılanmaktır aile olmak. kaloriferli evde ısınamıyorum diyen anne sanki işe gidecekmiş gibi erkenden kalkan baba. son kavgayı ne zaman ettiğini unuttuğun kardeş.
gücü gücünüz olan, size kattıkları veyahut istemli ya da istemsiz katamadıklarıyla önce fiziksel olarak oluşmanıza öncülük eden sonra ruh ve zihin dünyanıza dedikleriyle özellikle aldığı tavırlarıyla yön veren değerler bütünüdür.
önemli. hem de çok önemli.
insan atarlı olduğu dönemlerde hayatın burnuna dikine gitmekte ısrar ettiği şeylerde olduğunu sanıyor. onlara değer atfediyorsun. aile geleneksel bir tabu olarak gözüküyor gözüne. sonra bir karışıyorsun insanların içine. karışmak ki ne karışmak...
yok lan valla yok. çok defa söylemişlerdir size ama yine söyleyeyim. aile her şeymiş oğlum. valla lan. bunu öğretti hayat.
babanın çemkirmesine, bıyık altından küfretmesine kızardık ama. onlar bile özleniyormuş lan. yalnızlık iyi. valla iyi.
ama daimi yalnızlık acıtıyor içini bir yerden sonra.
hep aynı lan. kızlar gelir, bizim oranın çocukları falan. kova yaparız önce, sonra sütyenler çıkmaya başlar. sonrası malum. ee? hani huzur? hani samimiyet?
aile çok şeymiş lan. valla öyleymiş.
bazen yazarlarının ölen anne babalarına yazdığı yazılara denk geliyorum.
sonra o kadar korkuyorum ki.
artık eşşek kadar olsam da istediğimde annemle uyuyabileceğimi biliyorum. ya da babama şımarıkça davranabileceğimi. sanırım artık çocuk değilim ve ben bu yazıları okuyunca gerçekten çocuk olmak istiyorum. o kadar derin bir özlem ki bu. keşke çocuk olsam klişesinden bile uzak bir keşke çocuk olsam özlemi...
keşke hep çocuk olsam. banyodan sonra sobanın kenarında annem saçımı tarasa, sonra babam gelse, yemek yesek. televizyon izlesek, kumanda hep onda olsa. ödevlerimi yapmadığım için ertesi günü düşünsem. ve tek derdim bu olsa.
şereftir. isminin korunması ise namustur. sen ölürsün, annen, baban ölür ama bir tek aile ismi kalır. aileyi güçlü tutmak ve ismini şereflendirmek, böylesine hassas bir konuda ise yapılması gerekendir. övünmek gibi olmasın; benim gibi aristokrat ve güçlü bir aileden geliyorsanız, annenizin ya da babanızın size büyüdüğünüz zaman anlatacağı şeydir bu.
hayatınız boyunca yanınızda olan ve her isteğinizi hiç geri çevirmeden yerine getiren, her türlü saçma sıkıntılarınıza çare bulmaya çalışan , destek veren, yanlarındayken yüzünüzden gülümseme eksik olmayan, içinizi huzurla dolduran vazgeçilmezlerdir, hayatta en önde gelen en önemli olanlardır.