Anlaşılayamayan sanatçı, memlekette ingilizce, fransızca şarkı söylenirken kürtçe söylenemiyordu. Bunun üzerine ahmet kaya dediki'kürtçe bir şarkı söyleyeceğim ve bunada bir klip çekeceğim'bu lafla 'vatan haini' ilan edildi. Şimdi istediklerinin katı oldu, Ahmet kayaya yazık oldu.
'kürtçe' kelimesinin ağızlara dahi alınamadığı bir dönemde; "kürtçe şarkı yapacağım ve klip çekeceğim" diyecek kadar yürekli ve cesur bir adamdı. vefatının 12. yılında, ahmet kaya'yı rahmetle anıyorum. allah rahmet etsin.
yillar yillar evvel bir röportajinda sorulan: "bir gün politika'ya atilmayi düsünüyormusunuz?" sorusuna,
"hayir. ama eger düsünecek olursam bu sadece refah partisinde olur!" cevabini vermis sahis.
kendisi nesli tükenmis sosyalistlerdendi. sirf kendi cikarlarini benimsemeyip, hangi gruba yanlis yapildigini düsünüyorsa, ezildigini düsünüyorsa o kisilere destegini verirdi.
bu kürdü de oldu, alevisi de oldu, türbanlisi da oldu...
terörist pkklı apocu ıvır zıvır söylemlerde bulunuyorlar ya gülüyorum ama bir yandan da kızıyorum aynı oksijeni tükettiğim insanlar nasıl bu kadar aptal olurlar diye,
öncelikle pkk bayrağı altında fotoğrafı var diye haberler yapıldı çarşaf çarşaf, sonra o haberi yapan gazetenin genel yayın yönetmeni ertuğrul özkök (hürriyet) fotoğrafın gerçek olmadığını bildirip özür yazısı yazdı.
ne demiş ahmet kaya kürtçe okuyacağım demiş, ne oldu linç ettiniz adamı şimdi devlet kendi eli ile kürtçe tv açmadı mı?
iyi ki böyle güzel bir adam geçmiş hayatımızdan.
rakımın yarenidir ahmet kaya.
vallahi apoyu özledim diye şarkı söyleyen ölmüş adam.
sağa sola küfür edersen; bu ne amına kodumun çocuğu diye sorarlar adama:
edit: ben video linki veriyorum, adam hala wikipedia sayıklıyor.
ertuğrul özkök şöyle demiş böyle demiş.
videoyu izledim, gayet şen şakrak bağırıyor adam.
neyi ne diye söyledi bilmeyenler atıp tuttuğu, ölümünün 12. yılının dolduğu gelmiş geçmiş en mükemmel sanatçılardan..
hala ve hala apo, pkk, kürdistan fotoğrafları önünde şarkı söylediğini zannedenlerin olması da acınasıdır..
--spoiler--
Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt işadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanması[14] üzerine "Bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı.[15] Haziran 1999'da Türkiye'den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.[16] Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.[17][18]
--spoiler--
hürriyet gazetesinin atıp tutması.. yalan yere haber yapması.. yavşaklık..
--spoiler--
Benim hiç Mercedes'im olmadı. Şimdiki arabam Mercedes'ten daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. Salaklaşmamak lazım; bunlar önemli şeyler yani. Biz insanların yoksulluğunu savunmadık. Bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk. Yani ben cipe binsem, Mercedes'e binsem; bunlar önemli şeyler midir? Ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum? Bu önemli. Tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. Bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım. Artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez...
--spoiler--
yeri geldiğinde yaptığı açıklaması..
ben öldükten sonra kimse bu ülkeyi sevmediğimi söylemesin. ben bu ülkeyi edirne'den ardahan'a sevdim demiştir.
Sürgün değil, Savaşçı olduğum için burdayım.Ve şimdi...Avrupa'da söylüyorum yazda olsa kışta olsa farketmez ben geceleri çok üşüyorum.Sorun kalorifer sorunu değil, sorun yorgansız oluşum sorunuda değil.Beni üşüten tek birşey var.Ben Vatansızlıktan üşüyorum...
özleniyorsun ahmet abi..
edit : bazılarının gerçekler hoşuna gitmiyor galiba.. noldu lan? saldırabileceğin tek silah çürüyünce böyle mi saldırıyorsun.. boş!
ölümünün 12. yılında özlemle, hisle, sevgiyle andığım sanatçı. velhasıl fazla söze gerek yoktur. iyi ki geçtin bu dünyadan.
''Benim Türkiye'de yaşayan 64 milyon insana şerefsiz dediğimi söylediler. Ben, hiçbir halka, halklara asla şerefsiz lafını kullanmadım. Ben sadece Kürt kimliğimden dolayı beni linç etmek isteyen namussuzlara, haysiyetsizlere burada bir kez daha şerefsiz diyorum. Ahmet Kaya 64 milyon insana şerefsiz dediği gibi, spekülatif laflarla benim etrafımda toplamaya ve yıllardan beri dostluk ettiğim Türk halkını bana düşman etmeye çalışıyorlar. Türk halkını bana değil, Türk halkını Kürtlere düşman etmeye çalışıyorlar. Ben onların, o medyanın üzerimde oynadıkları oyunun farkındayım. Bunlar soğuk savaş stratejileri. Onların, o kirli savaşını, o stratejilerini ben bozarım, onların oyununu bozarım, daha öncede bozdum, gene bozarım, gene de bozacağım.
Yeni bir televizyon kuruluyor(Medya Tv). Umudum ve isteğim, beklentim Türk ve Kürt halklarının kardeşliğine bir ışık olsun, bir sinyal olsun, bir mesaj olsun, kan ve kin bir kenarda dursun. Barış olsun, dostluk olsun, arkadaşlık olsun, yoldaşlık olsun. Biz, istediğimiz küçücük bir şeydi, deryada bir damlaydı. Ulusal kültürden bahsettik, kültürel kimlikten bahsettik onlar bunu nüfus cüzdanı anladılar. Bu kadar acayip ve tuhaf insanlar işte ne yapayım yani.Ve.. Şunu söyleyeyim yeni kurulan bu televizyon dediğim gibi barışa ve kardeşliğe hizmet etsin ve hepinizi sevgiyle ve hasretle kucaklıyorum. Hoşçakalın, dostça kalın arkadaşlar.''
Ne güzel adamdı aslında... Ağlama Bebeğim'di beni çarpan albüm. Liseli bile değildim... Bir başkaydı o.. Sanki Ruhi Su şehrimdi, Ahmet Kaya köyüm... Defalarca, milyon kez dinledim. Hatta onca dinlemeye pes etti kaset yenisini aldım. Ardı ardına gelmeye başladı albümler. Her biri diğeri kadar güzel şarkılar birikmeye başladı dilim. Onun gibi söyler oldum türküleri. Adı Bahtiyar'dı son aldığım albümü... Bir şeyler eksikti, daha doğrusu bir şeyler fazla gelmişti. Olmamıştı sanki... Bilemedim. Sonra diğer albümleri gelmeye başladı... Köyüm dediğim Ahmet Kaya'nın söylemleri daha çok kenar mahalle diline dönmüştü. Kötü değildi belki bu dönüşüm ama olmamıştı, uymamıştı Ahmet Kaya'ya... Sonra bir gün Jet Fadıl denen şeriatçı dolandırıcının reklam kampanyalarında türkü söylerken gördüm Ahmet Kaya'yı... incecik bir şey koptu içimde bir yerlerden, incecikti kopan ama sızısı beterdi... Hem de bu şakirt dolandırıcının yaptığı haremlik selamlık otelin tanıtım konserleriydi çıktığı... "Hay ben senin..." dedim, getiremedim arkasını... Sonra almadım albümlerini zaten... Arada bir kulağıma çalındığında sesi, eski bir dostla göz göze gelmiş gibi mutlu oldum sadece.
Sonra öğrendim ki magazincilerin derneğinde ben kürtçe şarkı söyleyeceğim, bir de klip yapacağım, delikanlıysanız yayınlarsınız minvalinde bir şeyler söylediği için linç edileyazmış
Eğer göreydim gitmedin Parise, sorardım Senin magazincilerin yemeğinde, onların kirli yapış yapış masalarında ne işin vardı e be Ahmet Abi? diye. E hadi gittin oraya, sapla samanla dolu, vıcık vıcık et beyni olan o aptal güruha ne diye söyledin bunları? Yapsaydın bir basın toplantısı, orada deseydin tüm bunları, o zaman gurbet elde kırılmazdı yüreğin yurt hasretiyle. diye de eklerdim
Velhasıl-ı kelam Adı Bahtiyardan sonraki albümlerini de dinledim o gittikten sonra. Ama hala eski bir dostla göz göze gelmek gibi o güzelim sesi..