özgün müzikte 7 notayla yapılabilecek en iyi besteleri yapmış, en güzel şarklıları o eşsiz sesiyle kusursuz şekilde yorumlamış, arkasında müthiş albümler ve koskoca bir keşke; sevenlerinin kalbinde inceden bir sızı, yüzlerinde buruk bir tebessüm bırakarak, paris te ucuz bir kiralık evde ölüp giden, türkiye nin gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından.
son döneminde girdiği "kürtlerin haklarını savunacağım, onların özgürlük savaşçısı olacağım psikolojisi çok gereksizdi" ve bu büyük sanatçının sonunu hazırladı.
keşke.. keşke..keşke... (bkz: olmasaydı sonumuz böyle.)
bu şarkısını evlere gidip ihlas ürünleri satan bedirhan, nazlıcan ve suphi'ye ithaf etmiştir. Hayır yüceltilen, büyük türkiye milliyetçisi yapılan Ahmet Kaya türk ordusuna ithaf etmiş diycem de utanmasam, biz de kızları askere almıyorlar.
Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...
El tetikte kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında,
Uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı...
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda...
Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular...
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları... .
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi...
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı...
Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası...
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan...
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...
medeni yollarla eleştiri yapılamayacağını, sözlükte ne kadar ağzı bozuk içi kin dolu yazar **olduğunu bir daha hatırlatan kişidir. bölücüyse şayet bizde tasvip etmiyoruz herhal. ama sövüp sayadırmakla da olmaz.
"kişiliğini sallamıyorum abi, banane pkklıysa pkklı. vursunlar askerimi beni ırgalamaz ben şarkılarını dinlerim" diyen arkadaşlar abdullah öcalan kaset çıkarsa, sesi de güzel olsa ne yaparlar acaba?
Asagidaki super sozlere sahip parcayi yazan sanatciymis.
biz üç kişiydik;
bedirhan, nazlıcan ve ben
üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek
adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek
el tetikte kulak kirişte
ve sırtımız toprağa emanet
baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
deniz çok uzaktaydı
ve dokunuyordu yalnızlık
gece uçurum boylarında
uzak çakal sesleri
yüzümüze, ekmeğimize
türkümüze çarpar geçerdi
belki bir çoban kavalında yitirdik nazlıcan'ı
ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi
bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza
kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi
oy nazlıcan vahşi bayırların maralı
nazlıcan saçları fırtınayla taralı
sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine
oy nazlıcan oy can evinden yaralı
nazlıcan serin yayla çiçeği
nazlıcan deli dolu heyecan
göğsümde bir sevda kelebeği
nazlıcan ah nazlıcan
artık yenilmiş ordular kadar
eziktik, sahipsizdik
geçip gittik, parka ve yürek paramparça
gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik
geçip gittik, nazlıcan boşluğu aramızda
bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular
yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
titredi ve iki yana düştü kolları.
ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi
sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı
birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
o da nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı
ey bedirhan; katran gecelerin heyulası
ey bedirhan; kancık pusuların belası
sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana
ey bedirhan ey mezarı kartal yuvası
bedirhan mor dağların kaçağı
bedirhan mavi gözleri şahan
zulamda suskun gece bıçağı
bedirhan ah bedirhan
biz üç kişiydik
üç intihar çiçeği
bedirhan, nazlıcan ve ben
yahu bir kere ölünün arkasından laf edilmez.Ha konuştun diyelim; iki şeyi güzelce ayrılmalı insan: sanat ve siyasal kişiliik.
Bu insanın sanatına laf etmeyiniz ; ettiğiniz zaman karacaoğlan 'a ,ataol behramoğlu'na,orhan veli'ye,nazım hikmet' e,mehmet akif ersoy'a,ahmed arif'e ,atilla ilhan'a... laf etmiş oluyosunuz. Diyeceğim o ki ; çoğu şarkılarını işte bu yüzden seviyorum çünkü güfteleri önemli şairlerin ve hepsi çok güzel...
küçük beyinli faşist kuşların anlayamayacağı kalitede müzik yapan usta sanatçı. ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara, mevcut gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale etmeye çalışan, kimliğini hiçbir zaman inkar etmeyen ve mücadele eden bir sanatçı, türkiye'deki protest müziğin en önemli temsilcilerinden birisi. "Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum." dediğinde terörist damgası vurulup, fransa'ya gitmek zorunda olan, eserleri unutulmayan büyük sanatçı.