başıma birşey gelmeyecekse yazısının altına imzamı atmak istediğim yazardır.
--spoiler--
Acılı bir dönem sona eriyor.
Yanlış kurulmuş bir cumhuriyet şimdi yeniden biçimleniyor.
Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal'i getirmedik, Mustafa Kemal'i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk.
Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı.
ORDU ZORUYLA DEVRiM
Niye yaptığımızı bugün dahi mantıklı bir şekilde açıklayamadığımız bir sürü tuhaf "devrimi" ordu zoruyla gerçekleştirdik.
insanların giysilerine musallat olduk.
"Fes giymeyeceksin" diye tutturduk.
Alfabelerini değiştirdik.
Müziklerini dinlemelerini yasak ettik.
NE OLURDU iNSANLAR FES GiYSEYDi
Bunların hiçbirini halkın rızasını alarak yapmak mümkün olmadığından hep orduyu kullandık.
Ne olurdu insanlar fes giyseydi, Arap alfabesi kullansaydı, Bach yerine türkü dinleseydi?
Ne olurdu görüntü Batılılara benzemeseydi de, "halkın iradesine" dayanan bir yönetim şekli Batı'ya benzeseydi?
Bu ülkede "şapka giymiyor" diye adam asıldı.
Bunun saçmalığını dile getirmek yasaklandı.
Mustafa Kemal, Batı uygarlığının "özünü" değil, biçimini benimsedi.
Bu ülkenin aydınları da "görüntüyü" çağdaşlık olarak değerlendirdi.
DEMOKRASi LANETLENDi
Eğitim bir "beyin yıkama" kampanyasına dönüştürüldü, demokrasi neredeyse lanetlenip "cumhuriyet" alabildiğine yüceltildi.
Cumhuriyet, bir diktatörlük yönetimine cevaz veriyordu çünkü.
Demokrasi ise diktatörlüğe izin vermiyordu.
Gericilik-ilericilik tamamen şekil üzerinden öğretildi.
insanların birbirlerine nasıl hitap edeceği bile yasalarla belirlendi.
Batı'nın şapkasını aldık.
Gömleğini, ceketini, alfabesini aldık.
Felsefesini, bilimini, demokrasisini almadık.
DiKTATÖRLÜK KURDUK
Görüntüsel bir özentiye dayanan bir diktatörlük kurduk, bunun sürmesini de ordunun silahıyla sağladık.
ismet Paşa da bu düzeni sürdürdü.
Sonra bunu değiştirmek zorunda kaldık.
Her şeyi "görüntü" sandığımızdan "demokrasinin" de görüntü kısmını benimsedik.
Seçimlere çok parti girdi ama yönetim hep orduda kaldı.
Seçilen siyasiler, yönetimi kendilerinde sandıklarında ordu devreye girip darbe yaptı.
Darbeler de bizim tuhaf cumhuriyetin bir "parçası" olarak kabul edildi.
AKP'YE DARBE HAZIRLIĞI
Soğuk Savaş sırasında, Amerika Türkiye'yi Sovyetler'e karşı kullanmak istediği için bu düzenin sürmesinden yana çıktı.
Sonra dünya değişti.
Amerika değişti.
Avrupa değişti.
Türkiye'den talepleri değişti.
Ordu bunu kabul etmek istemedi.
Son darbesini 28 Şubat'ta yaptı.
2002'de zenginleşen muhafazakâr kesimlere dayanan, dünyanın desteğini arkasına almış AKP iktidarına karşı da darbe hazırlıklarını, girişimlerini, planlarını sürdürdüler.
YENi BiR ÇAĞ AÇILIYOR
Dünyaya öylesine kördüler ki hayatın değiştiğini fark etmediler, kendilerine olan güvenleri tamdı, hazırladıkları darbeleri kayıtlara geçirdiler.
Hayatın, zamanın, koşulların kendilerine verdiği mesajları anlamamakta direndiler.
Sonunda yakalandılar.
Halk artık darbelerden ve darbecilerden nefret ediyordu.
Kendi iradesinin iktidara gelmesini istiyordu.
Dünya da bunu destekliyordu.
Dün ilk kez muvazzaf bir orgeneral "darbe" hazırlıklarına karıştığı için tutuklandı.
Kenan Evren, darbe yaptığı için ifadeye çağrıldı.
Ordunun içindeki son cunta da şimdi temizleniyor.
Yeni bir çağ açılıyor.
Bu çarpık cumhuriyetin içinde hayat bulmuş bütün "çarpıklıklar" da temizlenecek, cumhuriyeti bu toplum yeniden kuracak.
insanların giyimine, diline, dinine, yaşamına karışılmayacak, karışmaya kalkan cezalandırılacak.
Kişilerin iradesinin değil, dünyayla uyum içinde yaşayacak bir toplumun iradesinin yönetime yansıyacağı bir dönem bu.
Diktatörlüğe heves etmek artık mümkün değil bu çağda, bunu da herkesin aklında tutmasında büyük fayda var.
--spoiler--
Acılı bir dönem sona eriyor.
Yanlış kurulmuş bir cumhuriyet şimdi yeniden biçimleniyor.
Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal'i getirmedik, Mustafa Kemal'i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk.
Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı.
ORDU ZORUYLA DEVRiM
Niye yaptığımızı bugün dahi mantıklı bir şekilde açıklayamadığımız bir sürü tuhaf "devrimi" ordu zoruyla gerçekleştirdik.
insanların giysilerine musallat olduk.
"Fes giymeyeceksin" diye tutturduk.
Alfabelerini değiştirdik.
Müziklerini dinlemelerini yasak ettik.
NE OLURDU iNSANLAR FES GiYSEYDi
Bunların hiçbirini halkın rızasını alarak yapmak mümkün olmadığından hep orduyu kullandık.
Ne olurdu insanlar fes giyseydi, Arap alfabesi kullansaydı, Bach yerine türkü dinleseydi?
Ne olurdu görüntü Batılılara benzemeseydi de, "halkın iradesine" dayanan bir yönetim şekli Batı'ya benzeseydi?
Bu ülkede "şapka giymiyor" diye adam asıldı.
Bunun saçmalığını dile getirmek yasaklandı.
Mustafa Kemal, Batı uygarlığının "özünü" değil, biçimini benimsedi.
Bu ülkenin aydınları da "görüntüyü" çağdaşlık olarak değerlendirdi.
DEMOKRASi LANETLENDi
Eğitim bir "beyin yıkama" kampanyasına dönüştürüldü, demokrasi neredeyse lanetlenip "cumhuriyet" alabildiğine yüceltildi.
Cumhuriyet, bir diktatörlük yönetimine cevaz veriyordu çünkü.
Demokrasi ise diktatörlüğe izin vermiyordu.
Gericilik-ilericilik tamamen şekil üzerinden öğretildi.
insanların birbirlerine nasıl hitap edeceği bile yasalarla belirlendi.
Batı'nın şapkasını aldık.
Gömleğini, ceketini, alfabesini aldık.
Felsefesini, bilimini, demokrasisini almadık.
DiKTATÖRLÜK KURDUK
Görüntüsel bir özentiye dayanan bir diktatörlük kurduk, bunun sürmesini de ordunun silahıyla sağladık.
ismet Paşa da bu düzeni sürdürdü.
Sonra bunu değiştirmek zorunda kaldık.
Her şeyi "görüntü" sandığımızdan "demokrasinin" de görüntü kısmını benimsedik.
Seçimlere çok parti girdi ama yönetim hep orduda kaldı.
Seçilen siyasiler, yönetimi kendilerinde sandıklarında ordu devreye girip darbe yaptı.
Darbeler de bizim tuhaf cumhuriyetin bir "parçası" olarak kabul edildi.
AKP'YE DARBE HAZIRLIĞI
Soğuk Savaş sırasında, Amerika Türkiye'yi Sovyetler'e karşı kullanmak istediği için bu düzenin sürmesinden yana çıktı.
Sonra dünya değişti.
Amerika değişti.
Avrupa değişti.
Türkiye'den talepleri değişti.
Ordu bunu kabul etmek istemedi.
Son darbesini 28 Şubat'ta yaptı.
2002'de zenginleşen muhafazakâr kesimlere dayanan, dünyanın desteğini arkasına almış AKP iktidarına karşı da darbe hazırlıklarını, girişimlerini, planlarını sürdürdüler.
YENi BiR ÇAĞ AÇILIYOR
Dünyaya öylesine kördüler ki hayatın değiştiğini fark etmediler, kendilerine olan güvenleri tamdı, hazırladıkları darbeleri kayıtlara geçirdiler.
Hayatın, zamanın, koşulların kendilerine verdiği mesajları anlamamakta direndiler.
Sonunda yakalandılar.
Halk artık darbelerden ve darbecilerden nefret ediyordu.
Kendi iradesinin iktidara gelmesini istiyordu.
Dünya da bunu destekliyordu.
Dün ilk kez muvazzaf bir orgeneral "darbe" hazırlıklarına karıştığı için tutuklandı.
Kenan Evren, darbe yaptığı için ifadeye çağrıldı.
Ordunun içindeki son cunta da şimdi temizleniyor.
Yeni bir çağ açılıyor.
Bu çarpık cumhuriyetin içinde hayat bulmuş bütün "çarpıklıklar" da temizlenecek, cumhuriyeti bu toplum yeniden kuracak.
insanların giyimine, diline, dinine, yaşamına karışılmayacak, karışmaya kalkan cezalandırılacak.
Kişilerin iradesinin değil, dünyayla uyum içinde yaşayacak bir toplumun iradesinin yönetime yansıyacağı bir dönem bu.
Diktatörlüğe heves etmek artık mümkün değil bu çağda, bunu da herkesin aklında tutmasında büyük fayda var.
ahmet altan katıksız bir hain ve oro neyse anasına yazık yazmıyim daha fazla. acaba yazdıklarına kendiside inanıyormu? yeşil dolarların ve lüks hayatın tadı çok daha baskın geliyordur.
bir dönem istikrarlı bir şekilde takip ettiğim, bir yazısından sonra yarin başina bir şey gelebilir dediğim ve ertesi gün yazısını görmediğim ve merak ettiğim ama o gün yazı yazmadiği öğrenince rahatladiğim tahammül edebildiğim benim gibi düşünmeyenlerden birisidir. ama sorunlu kişidir.
doğru yönü şu ; batının sadece görüntüsünü aldık, özünü alamadık. Hep ordular siyasete karıştığı için de " cumhuriyet i " tam anlamıyla yaşayamadık. Cumhuriyet'in tam anlamıyla yerleşmesi 28 şubat'tan sonraki dilimdir bana göre. Zaten ordu siyasete bi daha elioi atamadı o dönemden sonra.
Yanlış yönü ise; ahmet altan bu yazıyı sanki o dönemi o şartları düşünmeden yazmış gibi.. Ne olurdu insanlar fes giyseydi, türkü dinleseydi falan diyor. Ya da arap alfabesini kullansaydı diyor. Zaten arap alfabesini kullansaydık az olan okuma oranımız daha da diplere giderdi, bu kadar gelişemezdik. Diğer yenilikler de zaten bi anda ya da zorla olmadı halkın ayak uydurması beklenildi.
Sonuçta hemen " Atatürk düşmanı" yaftalaması yapmak yerine "darbelerin getirdiği öfke" sonucu cıkmış bir yazı olarak düşünmek de fayda var. Sonucta Atatürk'ün de eleştirılecek yönleri vardı. O da insan unutmayalım.
*imamın yazı yazanı ve köpegi
*sex düşkünü kitaplarıyla bilinen bu yüzden günah çıkartmak amacıyla imam'a sıgınan karaktersiz
*yazarı demiyorum yazı yazanı diyorum çunki kültürsüz bilgisiz insan yazar olamaz.Önce kendisi okumalı sonra kitapları okunulmalı olan haysiyetsiz kişilik.
eger ataturk zamaninda normal serbest secimler olsaydi kendisi o makamda duramazdi. saniyorsunuz ki halk ataya tapiyordu. ataturkun mitlestirilmesi 12 eylul sonrasidir. ilkokul cagindan itibaren beyinlerinizin yikanmasindandir.
ataturk zamaninda millet en ufak muhalefet hareketine bosu bosuna yiginlar halinde destek vermemistir.
mustafa kemal atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde çok partili hayata geçişin bizzat kendisinin buyruğuyla yürürlüğe konduğunu, sonra da yine bizzat kendisinin buyruğuyla kaldırıldığını biliyor olmalı. ne kadar antipatik olsa da cahil bir adam değil ahmet altan şimdi. yiğidi öldür, hakkını yeme.
mustafa kemal atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde çok partili hayata geçişi bizzat kendisinin desteklediğini bilmeyen -başarılı olunamadı, çünkü suistimal edildi-, bu yüzden kendisini diktatörlükle suçlayan cahil yazar.