ahmet altan

entry864 galeri55
    571.
  1. laikler tarafından taşşağı öpülesice insan.
    0 ...
  2. 570.
  3. vatan hainleriyle kanka olan canlı.

    --spoiler--
    silahla bir sonuç alınamayacağını daha iki yıl önce pkk komutanları bizzat bana söylemişlerdi
    --spoiler--

    http://www.taraf.com.tr/a...akale-kurtlerle-degil.htm

    dikkat etsin, körle yatan şaşı kalkar.
    1 ...
  4. 569.
  5. nasıl bir arkadaşları varsa, bir an önce onlardan kaçması gereken gazeteci. kendisini de bir köşede öldürüverirlerse ne olacak?

    --spoiler--
    Dün, bir kardeşini dağlarda, bir kardeşini de yargısız infazda kaybetmiş bir Kürt dostum uğradı.Geçen gün memlekete gittim dedi, Silvan baskınından söz ediyorduk, çocukluk arkadaşlarımdan biri dedi ki Ne on üç ölüsü, ben her gün elli kişi ölsün istiyorum, ya biz bitelim, ya onlar bitsin ama artık şu Türklerden kurtulalım. masadaki diğer bütün arkadaşlarım da ona hak verdiler.
    --spoiler--

    http://www.taraf.com.tr/a...akale-ayrilikci-parti.htm
    1 ...
  6. 568.
  7. ne yapmaya çalıştığı belli olmayan taraf gazetesi imtiyaz sahibi. çakmadığı bi sözlük kaldı.

    edit: fikir değişikliği.
    1 ...
  8. 567.
  9. 'peki' başlıklı yazısı ile tarihi bir ayar vermiştir tabi anlayana.
    0 ...
  10. 566.
  11. çetin altan'ın en büyük hatası.
    1 ...
  12. 565.
  13. askerler hakkında yazdıklarını doğru bulduğum yazar..
    0 ...
  14. 564.
  15. isyan günlerinde aşk'ın yazarı.
    0 ...
  16. 563.
  17. 562.
  18. idam edilmesi gereken yazarlardan.sebebi vatan haini.
    2 ...
  19. 561.
  20. bugünkü yazısı okunasıdır.

    --spoiler--
    hem bu kadar suça bulaşacaksın hem de bana dokunma diyeceksin.

    hukuk sana dokununca da istifa edeceksin.

    ordu, hukuka ve demokrasiye alışmakta zorlanıyor.

    zorlanarak da olsa alışacak.

    genelkurmay başkanlığı karargâhında hükümet aleyhtarıinternetsiteleri oluşturma cüretini gösterme özgürlüğü hiçbir orduya tanınmaz.

    emir komuta zinciri içinde halk iradesinin temsilcisine tuzak kuracaksın, hakaret edeceksin ve bunun hesabının sorulmasına karşı çıkacaksın.

    darbecilik, cuntacılık dönemi orduda sona eriyor.

    ve, darbecilik yasak emrini bir onur sorunu yapıyorlar.

    darbeci olmak, darbecileri korumak onuruna dokunmuyorsa zaten bu ülkenin ordusunda yerin yok.

    dünyanın ve türkiyenim değiştiğini algılamamaktaki bu ısrar sonunda bir sarsıntı yaratacaktı elbette.

    yarattı da.

    yıllardan beri askerliklerinin ne kadar yetersiz olduğunu izledik.

    karakollarını koruyamadılar, kendilerine emanet edilen çocukları koruyamadılar.

    hiçbiri bir karakol baskınındaki kayıpları onur sorunu olarak görmedi.

    çocukların ölümünden sonra bir tanesi bile istifa etmedi.

    ama generalleri hukuk sigaya çekince bundan onurları gocunuyor.

    onuru böyle anlayan generallere ihtiyacı yok bu ülkenin.

    niye çocuklar öldüğünde, biz yetersiziz, çekiliyoruz demediniz?

    askerliği unutup kendilerini ülkenin hâkimi sanan, sürekli olarak sivil hükümetleri sindirmek için uğraşan, darbe planları hazırlayan generallerin çekilmesinden kimseye bir zarar gelmez.

    askerlerin ölümünden istifa edecek kadar rahatsız olmayıp da, sanık generallerin terfi etmemesinden rahatsız olanların orduyu terk etmelerinde büyük fayda var.

    bize disiplinli, gerçek askerler lazım.

    darbe planları hazırlamakla, andıç yazmakla, internet sitesi hazırlamakla uğraşıp askerleri eğitmekle hiç uğraşmayan bu general kuşağı çekildikten sonra yeni bir ordu oluşturulacak.

    demokrasiye ve hukuka saygılı, askerliğin gereklerini yerine getiren bir ordu kurulacak.

    bu aşamada, başbakan erdoğanı ve hükümeti hayranlıkla alkışlayıp desteklemek düşer hepimize.

    dimdik durdular ve sivil iradeyi sonuna kadar savundular.

    generallerin şantajlarına da, tehditlerine de boyun eğmediler.

    tarihimizin dönüm noktalarından birinde kararlılıklarıyla çok önemli bir sınav verdiler.

    hukukun arkasında sapasağlam durdular.

    generallerin suç işleme özgürlüğü olmadığını herkese gösterdiler.

    düşünün ki ege ordu komutanı bile internet andıçının içinde yer almış.

    genelkurmayın hukuk müşaviri olan general hukuku çiğnediği için sanık.

    böyle ordu mu olur?

    istifa eden generaller, askerî açıdan yetersiz, suç bağımlısı bir general heyetini savunmak için istifayı bir tehdit olarak kullanıyorlar.

    bu ülke darbeci general istemiyor.

    disiplinsiz general istemiyor.

    saygısız general istemiyor.

    askerlerini koruyamayan general istemiyor.

    savaşta şike yapan general istemiyor.

    bu ülkenin halkının sözü, generalin silahından daha güçlü olacak ve oluyor.

    yıllarca halkı da, halkın temsilcilerini de ezmeye alıştılar, bundan sonra siz halkın iradesine tabi olacaksınız, hukuka saygı göstereceksiniz denince de onurumuzla oynandı havasıyla gidiyorlar.

    dağlıcada, aktütünde, hantepede, silvanda onurunuz neredeydi, niye bir taneniz bile istifa etmedi?

    orada istifa etmeyen generalin, terfi kavgasında istifa etmesi aslında askerlik adına utanç vericidir.

    bizim generallerin önemli bir kısmının askerî değerlerden koptuğunu gösterir.

    gittikleri iyi oldu.

    bu, bir kriz değil, bu, büyük bir temizlenme.

    askerliği, hukuku, demokrasiyi ciddiye alan, halkına saygılı, halkın emanetine hıyanet etmeyen, darbecilikten utanan, terfi alamadığında değil, askerini kaybettiğinde onuru yaralanan yeni bir ordu için atılmış büyük bir adım bu.

    türkiye, askerî vesayeti bitirip demokrasiye doğru ilerliyor.

    bu yeni çağda, darbeci, andıççı, şikeci generallere yer yok bu ülkede.

    itirazı olan bütün generaller bırakın gitsinler.

    hepsine güle güle.

    yeni türkiyeye yakışan yeni bir orduyu kuracak insanlar da çıkar bu ordunun içinden ve onlar askerin onurunu terfilerde değil, askerlikte ararlar.

    30.07.2011 taraf
    --spoiler--
    1 ...
  21. 560.
  22. bu adam devlet ya da düzen düşmanı değil. yani ne sistemle ne başka bir şey ile sorunu yok. tek derdi kadayıflarını kurtarmak. yaptığı tek şey vatan hainliği.

    büyümede çini geçmişiz, muhalefet zavallıymış. bak sen. ahmetciğim o kadar biliyorsan gel tayyibin mabadını yalamaktan sorumlu devlet bakanı yapalım seni.

    senin kafan basmayabilir ekonomik mevzularda ama 100 birimin %11 büyümesi ile 150000 birimin %8 büyümesi arasındaki farkı ben anlayabiliyorum. en azından karşımdakini bu kadar aptal yerine koymuyorum.
    2 ...
  23. 559.
  24. vatanı bir kadın memesine, bir incir ağacı gölgesine satacağını ifade eden, gazeteci maskesi altına girip bir iki süslü söz yazan, geçmişte yazdığı abazan hikayelerini günümüzde pkk - ibda-c avukatlığı yapan yazılarıyla değiştiren, nereden geldiği belli olmayan bir para ile kurduğu taraf adını verdiği gazete müsveddesi ile iktidar yalakalığı yapmayı görev sayarken ordu ve türk milleti'ne küfrün binini bir paraya satan, o da satılmamasına rağmen ne hikmetse asla gazetesi zarar etmeyen, yayın hayatına yine bilinmeyen sermayeyle devam eden şahıstır. ilginçtir kendisinin de iki kolu iki bacağı bulunmakta ve oksijen solumaktadır. Ama kötü tarafı bu adam kadın memesine satacağını ifade ettiği bu vatanda bizimle aynı oksijeni solumaktadır.
    0 ...
  25. 558.
  26. 557.
  27. 556.
  28. atatürk düşmanı, sözlükteki şakirt tayfanın tanrısı.
    3 ...
  29. 555.
  30. buna (bkz: özet geç piç) dedim. ''satılmış vatan hainiyim'' şeklinde mırıldandı. kaale almayın-aldırmayın.
    5 ...
  31. 554.
  32. şu kadim kemalist ideolojiyi tek başına tarumar eden tüm çelişkilerini en sağlam gibi görünen en çelikten doğrularını(!) bu heyulanın ideolojisini paramparça edip paçavraya çevirip suratlarına fırlatan tüm amentü'lerini yerle yeksan eden bir garip adam...
    0 ...
  33. 553.
  34. Tayyibe kafa tutman benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Mahkemede sergilemiş olduğun delikanlı tavır beni hiç alakadar etmiyor, bizim gördüğümüz öfkeli tayyibi senin çok geç farketmen benim için hiçbir ifade etmiyor, çünkü sen kendi yazılarınla da ele aldığın gibi cumhuriyet, atatürk ve onun ilkelerinin düşmanısın.
    2 ...
  35. 552.
  36. kaleminin gücünü başbakana karşı savunmasında bir kere daha gördüğümüz memleketi bir çift kadın memesine satarım diyen artık ne olduğundan emin olamadığım için sevmediğim fekat kalemine ne yazık ki saygı duyduğum şahsiyet.
    neden değiştin ki?
    1 ...
  37. 551.
  38. nazlı ılıcak bir, bu iki..

    bu insanlarla aynı bayrak altında yaşamak bile beni rahatsız ediyor cidden..

    ulan birinizin oğlu içki şişelerinden kendini toplayamadığı gibi belkide bir insanın canına kastediyor, diğerinizin gelini program program dolaşıp şarkısının tanıtımını bacaklarıyla yapıyor..

    siz de kalkmış yok efendim fes giyeydik ne olurdu, atatürk milliyetçiliği safsatadır falan diye bol keseden atıp tutuyorsunuz.

    eee buyrun o zaman sizleri önden alalım..

    edit: bunu eksileyenlerle aynı platformda yazmak bile kanıma dokunuyor.
    2 ...
  39. 550.
  40. başbakan rte'ye karşı çok dikkatli bir dille savunmasını yapmıştır.

    --spoiler--
    "allah muhafaza bu başbakan roman okumaya başlarsa ne olacak, bir düşünün.

    başbakan beğenmediği için madam bovary’i, kocasını aldatan bir kadını anlattığı için anna karenina’yı meydanlarda mı yakacağız?

    sokaklarda henüz kitap yakmamayı, başbakanın roman okumamasına mı borçlu olacağız?"
    --spoiler--

    kendisinden hiç beklemediğim bir savunma yaparak takdirimi kazanmıştır.
    1 ...
  41. 549.
  42. savunmasında ki 'sokaklarda henüz kitap yakmamayı, başbakanın roman okumamasına mı borçlu olacağız? ' sorusu beni benden almıştır, aferindir.
    0 ...
  43. 548.
  44. aklın başına şimdi mi geldi sorusuna maruz bırakılası, harika bir savunma yazmış insan.
    0 ...
  45. 547.
  46. bu kadar boş konuşan adamın arasında başbakana en sağlam ayarı vermiş kişi.

    derdi birine ayar vermek de değil gerçi... herkes için söylemiş söyleyeceğini.

    başbakana, hakime ve pek çok kişiye "kof kabadayılık" savunması:

    sayın yargıç, beni buraya, hapse atılmamı isteyerek gönderen adam, bu ülkeye çok yararlı hizmetleri olmuş, değerli bir adamdır.

    kendisi de sıkıntı çekmiş, yargılanmış, hapis yatmış biridir.

    benim hapsedilmemi isteyen adam, bu ülkenin başbakanıdır.

    çeşitli acılar, zulümler, düşmanlıklar, yenilgiler görmüş, hepsinin altından kalkabilmiş bir adamdır.

    ne yazık ki yenilgiler karşısında güçlü duran nice insan, zaferlerin ağırlığını taşıyamamış, sarsılmış, yolunu şaşırmış ve kendi galibiyetiyle yaralanmıştır.

    benim hapsedilmemi isteyen bir zamanların mahkumu, şimdinin başbakanı da kendi galibiyetinin yaralarını taşıyor bugün.

    bir zamanlar şiir okuduğu için sistemin efendileri tarafından hapsedilmiş bir kurbanın, kendisi iktidara geldiğinde yazarların hapsedilmesini isteyen birine dönüşmesi, o adamın geçtiği yollarda yaşadığı yenilgilerden değil, zaferlerden dolayı yolunu şaşırdığını gösterir.

    bugün bu gerçek, bu davanın kendisinden de, benim hapsedilmemden de daha büyük bir önem taşıyor, çünkü bu başbakan yeni bir zafer kazanmaya hazırlanıyor.

    taşımakta zorlanacağı yeni bir zaferi daha olacak.

    ben, bunun bedelini, başta kendisi olmak üzere bütün ülkenin ödemesinden çekindiğim için kendisini uyarmak istedim.

    bugün benim burada yazdığım bir yazıdan dolayı sanık sandalyesinde oturmama yol açan mesele, başbakanın bir heykel hakkındaki haksız, yersiz, haddini fevkalade aşan bir hüküm vermesiyle başladı.

    kars’taki bir heykele “ucube” diyerek yıkılmasını istedi.

    kendisi hakkında yazılmış bir yazı karşısında gösterdiği tepki, o yazıyı yazanın hapsedilmesini istemek olacak kadar kendisini önemseyen biri, bir başkasının eseri hakkında bu kadar rahatça aşağılayıcı sözcükler kullanabiliyorsa ve bunu doğal buluyorsa, o adam kendisini kutsallaştırmaya, başkalarını ise saygıyı hak etmeyen insanlar olarak görmeye başlamış demektir.

    ölçüleri böylesine şaşmış biri başbakansa, bu ölçü şaşırması herkes için bir sorun anlamına gelir.

    ülkemiz çirkin heykellerle, çirkin binalarla dolu, şehir meydanlarında fevkalade kötü yapılmış atatürk heykelleri, her yanda inançlı insanların da yakınmasına neden olan estetik yoksunu camiler var.

    başbakan, çirkin bulduğu herhangi bir atatürk heykeline ya da camiye “ucube” diyebilir mi, onları yıktırtabilir mi, cesareti buna yeter mi? onlara dokunamayan birinin sahipsiz bir heykeltıraşın heykelini aşağılayarak yıktırtması nasıl tarif edilebilir? i̇çi boş gösterişçi bir yiğitlik, kof bir kabadayılıktır bu, kolay bir hedef seçip onun üzerinden çıkar sağlamaktır.

    ayıplanması, kınanması, eleştirilmesi gereken bir davranıştır.

    bir başbakan “beğenmedim” diyerek bir heykeli nasıl yıktırır? hangi hakla yıktırır? allah muhafaza bu başbakan roman okumaya başlarsa ne olacak, bir düşünün.

    başbakan beğenmediği için madam bovary’i, kocasını aldatan bir kadını anlattığı için anna karenina’yı meydanlarda mı yakacağız? sokaklarda henüz kitap yakmamayı, başbakanın roman okumamasına mı borçlu olacağız? başbakan kendini her türlü eser hakkında hüküm verecek kadar yetkin ve beğenmediği her şeyi yok ettirecek kadar güçlü görüyorsa, türkiye’de bütün sanat eserlerinin kaderi başbakanın iki dudağı arasına mı sıkışacak? buna itiraz etmeyecek miyiz? buna isyan etmeyecek miyiz? boyun mu eğeceğiz böyle bir hoyratlığa? kendini tek merci olarak gören biri mi belirleyecek bütün sanatçıların ve eserlerinin kaderini? ben bunu kabul etmem.

    bunu kabul edeceksin, sineye çekeceksin, buna öfkelenmeyeceksin, karşı çıkmayacaksın diyerek beni hapisle tehdit eden başbakanla savcı, korkutmak için kendilerine başkasını bulsunlar.

    onların gücü yetmez beni korkutmaya.

    ben bu ülkede kimsenin kaderi, bir insanın iki dudağı arasına sıkışmasın istiyorum, ben bu ülkede herkesin özgür olmasını, fikirlerini söylemesini, ibadetini yapabilmesini, eserlerini yaratabilmesini, dilini konuşabilmesini, istediği gibi giyinip, istediği gibi fikirlerini söyleyebilmesini savunuyorum.

    başbakan neyi savunuyor? bir heykeli tek emirle yıktırabilen biri neyi savunabilir? heykeli yıktırılan heykeltıraşı kim savunacak bu ülkede, kim ona sahip çıkacak, kim adalet isteyecek, kim güçsüz birinin gadre uğramasına engel olacak? bir zamanlar bu soruların cevabı olarak bu ülkede çok insan bu başbakanın adını söylüyordu, bugün bunu söylemek çok zor.

    referandumu öylesine büyük bir zafer kazandı ki başbakan, omuzları o zaferin ağırlığını taşımaya yetmedi.

    aradan daha altı ay geçmeden heykelleri yıktırtmaya başladı.

    eskiden durduğu yerden öylesine savruldu ki bu insan, bütün dindarlığına, bütün inancına, yaptığı bütün dini vurgulara rağmen bugün hazreti muhammed’in bir hadisi söylendiğinde bunu hakaret olarak kabul ediyor.

    bir hadisten gocunan dindar müslüman, ne o hadisten, ne o hadisi söyleyenden kuşku duymalı.

    o insanın kuşku duyacağı tek varlık, kendisidir.

    başbakan bunu bile fark edemiyor artık.

    o dindar başbakanın hakkımda yazdırdığı iddianamede, aleyhime delil olarak peygamberin bir sözünü söylemem gösteriliyor.

    kendi zaferiyle yaralanmak budur işte.

    gücünü öyle yanlış kullanırsın ki sonunda peygamberinin sözü sana hakaret gibi gözükmeye başlar.

    peygamberinin sözünden korkan, peygamberinin sözünden gocunan dindar biri, bir ülkeyi yönetmekten ziyade trajik bir romana başkahraman olmaya daha uygundur.

    acıklıdır durumu çünkü ve bu acıklılık, güçle, iktidarla birleştiğinde ortaya çok tehlikeli biri çıkar.

    ben, bu ülkenin tarihi liderlerinden biri olabilecek bir insanı, kendi varlığını, düşüncelerini, inançlarını yok sayan bir zafer yorgunu olmaktan kurtarabilmek, kişisel bir trajedinin ülkenin bütününe yayılmasını engelleyecek bir uyarıda bulunabilmek için yazdım o yazıları.

    hakaret etmedim.

    başbakanın bana karşı kullanmaya kalktığı hırpalıyıcı dili, yazdıklarımı daha iyi kavrayabilsin diye ona karşı kullandım.

    ama tarihi bir lider olmakla bir trajedi kahramanı olmak arasında sallanan bu başbakan, her şeyin sadece kendisine mübah olduğunu sandığından, bunun hakaret olarak görülüp cezalandırılmasını istedi.

    sayın yargıç, vereceğiniz karar benimle ilgili olmayacak.

    siz bu ülkenin hukukunun, keyfi davranışlara, gücün hoyratça kullanılmasına, güçsüzlerin ezilmesine cevaz verip vermediğine karar vereceksiniz.

    beni mahkum ederseniz, başbakan daha çok heykel yıktırır.

    mahkum etmezseniz belki hata yaptığını fark eder.

    bunu fark ederse, hem bu ülke, hem de kendisi kazanır.

    ben, kendi zaferlerinin ağırlığıyla yolunu şaşırmış bu başbakana yardım etmenizi isterim.

    kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25221836/
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük