biz, kaynağı insan toplumunun dışında olan bir ahlak tanımıyoruz; bu bir aldatmacadır. bizim için ahlak, proleter sınıf mücadelesinin çıkarlarına tabidir.
kesin sınırları yoktur. kuralları bir avuç erkeğin ego ve kıskançlıklarına göre belirlenmiş, kadınların birbirine karşı geliştirdiği kıskançlık, rekabet, çekememezlik ile korunmuştur.
ayrıca:
bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasak
temeli dine dayandılmıs bu ulkude aptal toplulugunun çükünü, elini, belini kontrol edemedigi ; zeka yoksunu, at gözlügü takmıs, sınırlı düşünce yapılarıyla dinsizlere ahlaksız diyip ahlakı ogretmeye calısan, sevişme savaş benle diyen ahlaklı kesimin one sürdügü huzur adı altındaki sacmalıklardır.
Ahlak meydana getirelecek olan davranisin anlmlandirlmasi icsellestirilmesi ve hayatta uygulama bulmasidir. ne ne icin yaptığını bilmektir. Hür ve akil sahibi bireyin iradesi dogrultusunda fiilerini sekillendirmesidir.
ahlak basittir.bireysel olarak düşünelecek olursa empatidir.kendi özgürlüğünü kısıtlamadan başkasının duygularını anlamaya çalışmaktır ona göre davranmaktır.başkasının istemli olarak kalbini kırmamak acı çekmesinden mutlu olmamaktır.erdemdir.onurdur.
Tanrı Kabil'e Habil'in nerede olduğunu sorduğunda, Kabil öfkeli biçimde bir başka soruyla yanıt verir: "Ben kardeşimin bekçisi miyim?
Emmanuel Levinas'ın bu konudaki yorumu şudur:
"Öfkeli Kabil'in bu sorusuyla birlikte her türlü ahlaksızlık başladı. Elbette ben kardeşimin bekçisiyim ve ahlaklı bir kişi olmak için özel bir sebep aramadığım sürece ahlaklı bir kişi olurum ve öyle kalırım. Kabul etsem de etmesem de kardeşimin bekçisiyim; çünkü kardeşimin iyiliği benim ne yaptığıma ya da neyi yapmaktan geri durduğuma bağlıdır. Ve ben ahlaklı bir kişiyim; çünkü bu bağımlılığı tanır ve onun getirdiği sorumluluğu kabul ederim. Bu bağımlılığı sorguladığım ve Kabil gibi neden özen göstermem gerektiğine dair bir sebep gösterilmesini istediğim anda, sorumluluğumu terk ederim ve artık ahlaklı bir kişi olmaktan çıkarım. Kardeşimin bağımlılığı beni etik bir varlık haline getiren şeydir. Bağımlılık ve etik birlikte ayakta dururlar ve birlikte düşerler."
insanın; karşısında bulunanın yüzüne söyleyemeyeceği şeyleri sanaldan rahatça söylemesi sonucu ahlak kavramı çöküntüye uğramıştır, yani teknoloji bu yozlaşmayı artırmıştır.
Ahlak, kişinin sosyal bir varlık olmasından doğan en önemli kavramlardan biridir. içinde ya da dışında olduğunuzu düşünmeniz bir şey değiştirmez. Ahlak adına söylenen her şeyden nasibinizi almanıza engel olamazsınız.
Ahlak ahlakı konu alan etik yani ahlak felsefesiyle ele alınmak istendiğinde genel bir bakış açısı gerektirir.
Eğer bir merak duygunuz yoksa , sorgulama ihtiyacı içerisine girecek bir anınız olmadıysa her kavram gibi ahlakı da kendi tekelinize alıyorsunuz demektir bu.
Din ? Toplumsal görgü kuralları , evrensel kabul görmüş bir takım kurallar yasalar ? Sizin ahlak dediginiz nedir. Ahlak kurallarından önce Ahlak nedir ve neye dayanır.
Gelenekçi yaşama sahip ülkelerde olduğu aile midir ?
Her gün tartıstığınız ırk , bekaret , cinsellik.. Kendinizi neye hangi etik kurala dayandırıyorsunuz ya da bu dünya ve işleyişinden bağımsız bir varoluş kurma peşinde misiniz ?
Önemsiz bulduklarınıza sırt çevirip özgürlük diyerek yaşadıklarınız birer gerçeklik mi ?
konuyla ilgili olarak immanuel kant der ki "ahlak" der... "sevgi ile, özsaygı ile ve kişisel gerçeklik ile dip dibe koyulmuş metal top gibidir. diğerleri de ahlaka özdeş metal toplar olarak düşünülebilir. ahlakın ucundan tutacan -sevgi- ye vurduracan böyle... sevgi gidecek -özsaygı-ya vuracak, özsaygı -kişisel gerçeklik-e bindirecek. kişisel gerçeklik gerisingeri özsaygıya... özsaygı sevgiye... sevgi ahlaka.. sonra hepsi ahlaka.."
yani tam olarak böyle olmasa da buna benzer bir şey söylemiştir. isminin içeriği de im-manuel yani manuel olmayan, otomatiğe bağlanmış manasına getirilmek üzere anagram halinde sunulmuştur. immanuel kant 23 yaşında dişindeki bir rahatsızlıktan ötürü dişine köprü yaptırmak istemiş ancak parası olmadığı için tedavisini yapmayan dişçi hakkında "ne sikim bir adam lan bu! her şey para mıdır yani?" diye düşünerek ahlak felsefesini farklı bir boyutta incelemeye başlamıştır.
aslında bana bir de afilli, dişil bir profil resmi lazım. ordan yürürüm artık. kesin.
ahlak; kişiye göre değişken bir kavramdır aslında. toplum ahlakıysa toplumun kişiyi yönlendirdiği kısımdır.
ahlak "bence"lerle konuşulabilir ,tartışılabilir. kesin bir çizgisi yoktur.
zaman ve mekana göre değişebilir.
mesela bence ahlak, bir bireyin kendini yaşayabilmesi ve verimli olmasıdır. yani daha içe dönük bir durumdur.
ahlağın ortaya çıkması için devlet sistemine gerek yoktur, aslına bakarsanız çok kalabalığa da gerek yoktur.
toplum denilebilicek kadar çok insan varsa toplum ahlakını görebiliriz. iki kişi varsa ahlak yine ortaya çıkabilir. ahlak aradaki iletişimden kaynaklanan, insanların düşünerek birşeyleri bir yerlere oturtmalarıyla kaynaklı, güdülü bir durumdur. güdüdür yani.
insan tek başınayken de ahlaktan söz edebiliriz.
hatta canlı olan herşeyin ahlakından söz edebiliriz. ucu açık bir kavramdır.