Ankara'yı merkez edinen ve şehirle civarında teşekkül eyliyen Ahi hükümeti, bir derviş-esnaf cumhuriyeti olup, bir bakıma Ortaçağ italyan site cumhuriyetlerine benzemektedir. Takriben 1290'da başlamış, 1354'e kadar aşağı yukarı 64 yıl devam etmiştir. 1308'e kadar Selçukoğulları'na, 1335'e kadar ilhanlılar'a, sonra Eretnaoğulları'na, nihayet Karamanoğulları'na bağlanmıştır, hiç bir zaman tam müstakil olmamışlardır. 1354'te Osmanoğlu Gazi Süleyman Paşa (Rumeli Fâtihi olan Velîahd-Şehzâde), Ankara'yı fethetmiş, Osmanlı devletine bağlamıştır. Bir ara Ankara, Karamanoğulları'nın eline geçmişse de, hemen yetişen Süleyman Paşa'nın kardeşi I. Sultan Murad, Ankara'yı kesin şekilde almıştır.
Ankara, garip bir tecelli olarak 570 yıl kadar sonra, bu kere çok büyük bir Türk cumhuriyetine başkent olmuştur. Türkler'de cumhuriyet idaresi Atatürk'ten önce tamamen meçhul olduğu için, Ahi Cumhuriyeti dikkate değer. Ahiler, teşkilâtlanmış ve tasavvufî dervişlik esaslarına dayanan esnaf loncası başkanlarıdır. Osmanlı devletinin kuruluşunda rolleri mühimdir. Bununla beraber Ahi cumhurreislerinin, aynı aileden geldikleri anlaşılıyor. Ahi Şemseddin Yusuf Efendi'nin ailesi, çok nüfuz kazanmış olacaktır. Oğulları Ahi Hüseyin Efendi ile Ahi Kemâleddin Hasan Efendi'dir. Hüseyin Efendi'den sonra oğlu Mehmed Efendi, sonra onun oğlu II. Hüseyin Efendi'nin reis oldukları sanılıyor. II. Hüseyin Efendi'nin kardeşleri, Hasan ve Yusuf efendilerdir.
Aslı Akhî şeklinde yazılan Ahi kelimesinin Arabça kardeşim mânâsına geldiği gibi, Türkçe akı/akhı kelimesinden bozulduğu rivayeti üzerinde de durulabilir.**
Ankara Ahi Cumhuriyeti, 1290-1354 yılları arasında yaşamış eski bir Türk beyliği. Hatta bununla alakalı olarak Etimesgut'un Ahimesutlu orijinalli adı bu dönemde konulmuştur. Atatürk, Ankara'nın başkent yapılması konusunda kendisine bu soruyu soranlara tarihteki bu olayı göstermiştir. Atatürk, bu konuda şöyle der:
"... Ben, Ankara'yı coğrafya kitabından ziyade tarihten öğrendim ve Cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Hakikaten Selçuklu yönetiminin bölünmesi üzerine Anadolu'da teşekkül eden küçük hükümetlerin isimlerini okurken bir Ankara Cumhuriyeti'ni görmüştüm. Tarih sayfalarının bana bir Cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara'ya ilk defa geldiğim o gün de gördüm ki aradan geçen asırlara rağmen Ankara'da hala o cumhuriyet kabiliyeti devam ediyor. Türkiye'nin hemen bütün bölgelerini gezdiğim ve gördüğüm için hükmettim ki, o zaman isimleri cumhuriyet olmayan diğer yerlerin bugünkü halkı da aynı kabiliyetten asla uzak değildir. Beni, Türkiye'nin en uygun merkez Ankara olabileceğini düşünmeye sevk eden ilk vesile çok eskidir ve bilimseldir."