1950 lerde türkiye gibi aydınlık idealleri olan fakat işgaller ve daha da önemlisi halkın büyük çoğunun cehaletine çözüm bulunamaması nedeni ile karanlıklara yuvarlanmış ülke..
sovyetlerin, amerikalilarin ve talibanin bok ettigi ulke. 50 seneye kadarda normal bir ulke olmasi imkansiz gibi. bu ulkede dogan cocuklarin gunahi ne diyesi geliyor insanin.
amerika'nın demokrasi getirmek için(!) girdiği, kanla vahşetle yıkanmış ülke.
ne ilginçtir ki olayın üstünden sadece 6 yıl geçti ama herkes unutmuş gibi görünüyor.
biz türkler sahiden çok unutkan milletiz. harbiden.
bugün itibari ile koalisyon güçlerinin afganistanda 9 yıllık işgalleri süresince kaybettiği asker sayısı, 1355'i abd, 341'i ingiliz, 480 diğer milletlerden olmak üzere topam da 2176'dir. 2001'yılından beri ABD'nin açıkladığı yaralı sayısı ise 7266. görülüğü üzere, işgal koalisyon güçlerine pahalıya mal olmaktadır.
sivil kayıplar açısından net bir kaynak bulmak zor. ancak 14000 ile 34000 arasında olduğu tahmin ediliyor. uyuşturucu, doğal felaketler, aşırı dinci baskılar, işgal altında afgan halkını gün geçtikçe eziyor. halkın %40'ı işsiz, %61'u kronik açlık çekiyor. daha açık söylemek gerekirse, halkın %61 o gün yemek yiyip yiyemeyeceğini bilmiyor. iş yok, aş yok, gelecek yok, ölümün nereden geleceği belli değil. bir gün sel felaketi derme çatma evlerinde insanları vuruyor. diğer gün okullar, camiler, düğün konvoylarına saldırılar düzenleniyor. insansız uçaklar, sokakta , işyerinde, tarlada, hatta evlerinde insanları sinek gibi avlıyor. bizede evlerimizden; televizyon ve internet vasıtasıyla, seyehat hakkı, ibadet etme özgürlüğü, yaşama hakkı elinde ne varsa alınan ve geleceği ekonomisi, doğal kaynakları sömürülen bir halkı izlemek düşüyor.
türkiye'de ne devlet ne de vatandaşın bi'haber olduğu ülke, hiç bir malumatımız yoktur. taliban' uyuşturucu satıyor masalı kızılderililer türktü gibi bir iddiadır.
afganistan da 1 trilyon dolar değerindeki demir, bakır, kobalt, altın, lityum ABD nin Afgan savaşının maliyetini karşılayacakmış. afganistan yönetimi donanımlı olmadığından pentagon onlara yardım ediyormuş. * kaynak arayan çin de madenlerin işletimini almak için 3. dünya savaşına bile razıymış yaa yaa.
kanımca sscb'den sonra abd'nin de sonunu getirecek ülke. bunu Amerikan yönetimine yakınlığı ile bilinen düşünce kuruluşu Council of Foreign Relations'ın yayın organı foreign affairs dergisinde yer alan bir makale söylüyor. derginin bu ay yayınlanan son sayısında Profesör Niall Ferguson'ın yazdığı complexity and collapse (karışıklık ve çöküş) adlı makalede büyük güçlerin ve imparatorlukların karmaşık bir sisteme sahip olduklarını vurgulanmış ve en iyi işleyen sistemlerin de bir gün bozulabileceğini ifade edilmiştir. Ferguson şöyle devam ediyor:
"Amerika'nın çöküşü hiç beklenmedik bir çöküş olabilir ki bu siyasetçileri endişelendirmektedir. Ekonomik kriz imparatorlukların çöküşü ile yakından ilgilidir. Bunların da ötesinde gelir ve giderler arasındaki dengesizlik ve kamu borçlarının artması ABD için alarm zillerini şiddetli biçimde çaldırmalıdır."
haberlerden takip ettiğim kadarı ile bir tane bina olmayan ülke. olm nerde yatıyor lan bunlar, ne zaman afganistan ı gösterseniz koca bir toz bulutu gösteriyorsunuz. bir tane bina ,bir tane bitki yok mu arkadaş bu memlekette.
tarihte iran, orta asya ve hint medeniyetlerinin etkisinde kalmış, 19. asırda kendisine saldıran ingilizleri püskürtse de bugünkü pakistan'ı, rusya'ya bugünkü türkmenistan'ın mary iline bağlı serhatabad ilçesini oluşturan pandjeh bölgesini 1885'te kaptıran ülke.bu da 2. olayın linki: http://en.wikipedia.org/wiki/Battle_of_Kushka
insanlarının hallerini düşünüp,yaşadıklarını araştırınca,ne kadar şanslı bir ülke ve ne kadar şanslı bireyler olduğumuzu görüp,sevinmemi sağlayan ülkedir.Gerçekten yazık ordaki insanlara...Hangisi isterdi ki ilk önce sovyet ondan sonra amerikan istilasına uğramayı...
Bir zamanlar Atatürk'ün müttefik olarak seçtiği ülkedir. Sefirler, doktorlar, öğretmenler gönderilmiştir. Uzak köylerinde bile duvarlar atatürk resimleriyle doluydu. Çünkü, bu ülke için Türkiye Cumhuriyeti örnekti. Cumhuriyetin ilk misafiri Afganistan Devlet Başkanı Emanullah Han idi. Emanullah Han'ın eşi Türk kökenliydi. Batı'ya karşı Sadabad Paktı'nı kuran Mustafa Kemal, pakta önce Afganistan'ı davet etmişti.
1 mart 1921 tarihinde Afganistan ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Moskova'da bir antlaşma imzalamıştı. buna göre;
"Bu akdi imzalayan taraflardan biri, doğuyu istila veya istismar politikası takip eden herhangi bir emperyalist devlet tarafından bir tecavüz halinde, bu tecavüzü kendine yapılmış addedecek ve gereğini yapacaktır" deniyordu.
Şimdiyse Obama'nın isteği doğrultusunda Afganistan'da çarpışabilecek asker göndermemiz söz konusu.
Afganistan çok zorlu savaşlardan sonra 1919 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Aşağı yukarı aynı yıllarda kurulan S.s.c.b. ve Türkiye birbirlerini tanıyan ilk ülkeler oldular, dostluk anlaşması imzaladılar. Atatürk'ün emriyle Afganistan'a gönderilen en iyi doktorlar, mühendisler ve öğretmenler Kabil'de hastane, tıp fakültesi ve okul kurdular.
Bu gelişmelerin ışığında Türkiye'yi kendine örnek alan Afganistan'da Büyük Millet Meclisi kuruluyor, tek eşlilik yasalaşıyor ve kıyafet devrimi yapılıyordu. Reformlar önemli ve köktendi ama çok hızlıydı. Bu arada ise ingilizler boş durmadı içeride etnik bölünmeyi kışkırttılar. Emanullah Han'a karşı bir dinci cephe oluşturdular. 1928 yılında Emanullah Han italya'ya kaçmak zorunda kaldı. Bundan sonra gelen her iktidar darbelerle yerini yenisine devretti, yeni gelenlerde liderlerin çoğunu öldürdü.
Atatürk'ün ölümünden sonra Afganistan ile ilişkilerimiz sıcaklığını kaybetti. 1947 yılında Afganistan'a gönderilmiş bulunan son mühendis ve subaylarımız geri çağrıldı. Aynı yıl Türkiye IMF ile tanışmıştı. BAtıya yönelmişti. Batı ise doğu ile ilişkilerimizi sonlandırmamızı istiyordu. 1950'lerde Afganistan yabancı devletlerce sarılmıştı. Amerikan istihbaratı ve Rus gizli servisi Kabil'e çöreklenmişti. Amerikan mahalleleri, rus mahalleleri, alman kültür evi ve misyoner dernekleriyle bugünkü Erbil'i anımsatıyordu. Afganistan iki dev arasında kalmış bir çocuk gibiydi. Yüzünü batıya dönmeyi tercih ettiği anda ki sene 1979'du Sovyet isşaline uğradı.
Ne var ki bu işgal Sovyetlerin sonunu hazırladı. Sovyet işgaline karşı direnen mücahitlere ise para ve silah yardımı yapan Amerika'ydı. Mücahitler tehlike arz edecek şekilde palazlanınca Amerika saf değiştirdi ve Taliban'ı destekledi. Bunun sonucunda Taliban, Afganistan'da sınıfsal ve etnik uçurumları kullanarak ve tek bir mermi dahi atmayarak iktidarı ele geçirdi. 1996 yılında ise Taliban palazlandı ve Amerika yeniden harekete geçti. Komünist bloğun devrilmesinden sonra ABD'ye yeni bir düşman lazımdı. Bu da islam oldu. Afganistan ise ABD'nin orta asya'ya yerleşmesi için gerekli bir üs'tü, aranan bahane 11 eylül 2001 yılında ikiz kuleler saldırısı oldu. Bir zamanlar Amerikan istihbaratının adamı olan Usame Bin Ladin ismi duyuldu. Amerika onu bulma bahanesi ile Afganistan'a girdi.
Peki ama Afganistan'ı böylesi cazibe merkezi haline getiren nedir? Öncelikle bilinmelidir ki dünya enerji kaynaklarının dörtte üçü asya'dadır. Afganistan ise orta Asya'nın göbeğindedir. Bulunduğu yerden ABD'nin baş düşmanı olan iran'a, yükselmekte olan Çin ve Hindistan'a ve eski düşman Rusya'ya gözdağı verilebilir. gelecekte el konulacak orta Asya petrollerini Hint okyanusu'na ulaştırmanın yollarının arayan ABD'nin bu yüzden bu ülkeyi hedef seçtiği düşünülmektedir. Stratfor Düşünce merkezi tarafından ortaya atılan yeni ve bölünmüş Afganistan ve Pakistan haritaları da bu iddiayı doğrular niteliktedir. Stratfor Düşünce merkezi'nin yaydığı haritaya göre pakistan toprakları üçte bir oranında küçülmüş ve pakistan'ın kuzey bölgelerine Afganistan el koymuştur. Güneyde ise Afganistan ve Pakistan toprakları üzerinde batısında iran ile komşu, hint okyanusu'na kıyısı olan Bir Belucistan devleti konulmuştu. Stratfor Düşünce Merkezi aynı zamanda pentagon'un da danışmanlığını yapmaktadır.
Bugün ABD, Afganistan saldırıları için terörü ve dünya uyuşturucu ticaretinin üçte ikilik bölümünü karşılamasını gösteriyor. Oysa 1980 yılına kadar afyon üreten ülkeler arasında Afganistan'ın adı bile geçmiyordu. O yıllarda Sovyet işgaline karşı mücahitlere yardım eden ABD bunun karşılığını bu şekilde aldı. 1986 yılında Amerikan istihbaratı bölgeyi tamamen ele geçirmişti ve uyuşturucu, eroin işi de en petrol işi kadar gelir getiriyordu.
Amerikan siyasetinin en önemli isimlerinden Richard holbrooke'un da Afganistan ve pakistan özel temsilciliğine getirilmesi unutulmamalıdır. Holbrooke, 23 Mart 2009'da "Hedefte sadece Afganistan değil, Pakistan da var demişti."
düşman ingiliz ve ruslardan sonra, uyuşturucu kaçakçısı aşiret liderlerinin rant savaşı yüzünden kendi içinde boku bokuna yıllarca savaşan ,şu anda da amerikalılarla başı belaya girmiş,
bol bol uyuşturucu üreten ve tüketen, besleyemeyeceği kadar çok çocuk yapan,cahil cühela, adam olmaya niyeti olmayan insanlığa yararından çok zararı olan ,oksijen ziyanı pis bir ülke.
tbmm'yi tanıyan ilk ülke. türk hariciyeciler sovyetler birliği'nde tanınmak ve diplomatik işlemler başlatmak için uğraşırken, benzer bir faaliyet için moskova'da bulunan afgan diplomatları ile karşılaşmışlar ve karşılıklı ilişkiler başlamıştır.