karşındaki insan hata yaptıgında, biz sadece hatasını görmezden geliriz.
affetmek bizim haddimize olan bir şey değildir.
insan öncelikle kendisini affedebilmelidir.
Biz ancak görmezden gelebiliriz.
yaklaşık 6 sene önce, üniversite yıllarımda, eski kız arkadaşımın beni aldattığını öğrendiğimde hiç birşey yokmuş gibi davrandım. yanlış anlamayın midesiz değilim. benim bu tavrım, onun kendini affedememesine sebep oldu.
okulu yarıda bıraktı, daha sonra farklı bir şehirde okumaya devam etti.
Demem o ki, siz affetmeyin. o kendisini affedebilecek mi ona bakın.
Bize yanlış davrandığını düşündüğümüz bir kişiyi affetmeliyiz. Bunu hak ettikleri için değil, bu haksızlıklara karşılık vermeye devam etmeyecek kadar kendimizi sevdiğimiz için.
– Miguel Ruiz
Affetmek, geçmişin acılarından kurtulmaktır. içerideki çöplüğü temizlemek demektir. Affetmek, kendi içimizde tamamladığımız bir süreçtir. kolay bir süreç değildir.
Affetmek. Mümkün müdür? Ben açıkçası inanmıyorum affetmeye de affedilemeye de. Hatanızı yanlışınızı geri alabilir misiniz, değiştirdiğiniz bir şeyi eski haline geri getirebilir misiniz?
Peki affetmek mümkünse her şeyi affedebilir misiniz? Aradaki fark nedir affedebildikleriniz ile diğerleri arasındaki. Keyfimize göre af mı olur. Olursa yarın gene affetmiş olur muyum ben aynı kişiyi veya öbür gün. Tekrar nasıl güvenebilirim. Affedileceğini bilen neden bir kez daha hata yapmaktan çekinsin ki? Veya ben bir kez affetmişsem neden bir kez daha affetmeyeyim.
Kimse kimseyi affetmez, sadece içine atar sindirir kabullenir sonuçlarıyla yüzleşir.
Kimse de aslında affedilmeyi beklemez sadece vicdanını rahatlatmayı ister.
Bu yüzden yaptığınız işlerin yediğiniz haltların sonuçlarını iyi değerlendirin.
Affetmek bize ait bir erdem değildir benim gözümde.
affedilecek kişi bir tarafa, bizzat affeden için büyük nimettir affetmek. zira affedemediğinizde o affedilmeyen kişi sizin enerjinizi emer, o mutlu olur ve siz mutsuz kalmaya devam edersiniz. eğer yükünüzden kurtulmak istiyorsanız affedin. bu arada ben affedebildim mi? hayır.
Bu daha çok insanın kendisini azat etmesidir. Evet artık Bir şeylerin eskisi gibi olamayacağı gerçeğinin yanında, tutulan kin veya beslenen öfke koca bir hamallıktır fikrimce.
öfke ve kin en çok sahibini yorar. Üstelik olayları objektif değerlendirebilme yetisini kaybettirir insana. söylendiği gibi bunun aptallıkla veya akıllı olmamakla alakası yoktur. aldatılmışsam, kandırılmışsam, ihanete uğramışsam, neyse ne... tüm bu gerçek veya yalan kişinin kendisiyle alakalıdır en çok. "Ben vicdanımdan kurtuldum sen de kurtulabilecek misin bakalım?" dercesine; affeden insanın kendisini azat edip, affetmenin sorumluluğunu karşısındakine bırakmak büyük bir erdemdir fikrimce.
üstelik insan olmam gerekçesiyle tüm bunların hepsini benim de birgün, herhangi birine yapabilme olasılığım daima bakidir. Yahut bu şekilde değerlendirilebileceğim mutlaka bir kaç durum veya kişi ile karşılaşabilirim bu hayatta. O gün geldiğinde Kendime de bu hoşgörüyü tanıma fırsatı verir bana.
Affetmek; insanın kendisini kapattığı "mükemmel olma" zindanından kurtarıp, hayatın bazen hata da yapabilme özgürlüğüne açılan kapısıdır.
kimseyi size karşı yanlış yaptığında affetmeyin. çoğu kişi sizin samimiyetinize karşılık sizi suistimal etmeye kalkacak, bu kişilerin yaptıklarını sineye çekmeyin ve elinize geçen ilk fırsatta intikamınızı alın.
Sevmekle bağıntılı olduğunu düşünürüm. Aynı hatayı yapan iki kişiye karşı aynı affetme potansiyelimiz yok. Sevdiklerimizi affetmek her zaman daha kolaydır. Ama buna kalp kırıklığımızın geçme hızı da dahil mi bilemem.
Affedip affetmemek duruma göre değişebilir.
Fakat insan; zoruna giden, ağır şeyler yaşadığında bunu yaşatanları affedemeyebiliyor.
Bazen, Dil ne kadar affettim dese de yürek bir türlü affetmiyor. Bir kere kırıldı mı eskisi gibi olmuyor insan.
insanlar illa ki hata yapabilir. Bu hatalar süreklilik kazanmadığı surece affedilebilir olabilmeli.
Ben inanıyorum ki hepimiz pişmanlık duyduk. Yanlışlar yaptık Ve af diledik yahut affedilmek istedik. Ancak bazen bu redle sonuçlanmış olabilir. Kesinlikle insanların hatalarından birer ders çıkarması Ve bu affı hak edecek hareketlerde bulunmasi gerek. Aksi halde affeden değil affedilenin vicdani huzursuzlukla kaplanmalı. insan olmanın bir gercegi olmalı bu. Verilen bir şans yahut affetmek gibi bir erdemi hoyratça heba eden kişi ayna karşısında muhasebe yapmalı.
Ben insanların doğuştan kötü olduğuna inanıyorum. Tıpkı william golding gibi. Fakat bu kötü ruhun beyni ve zekası olduğunu unutmamak gerek. Hataları ile yüzleşen ve kişiliği oturmamış henüz olgunlaşma evresinde olan insanlar özellikle affedilmeyi daha çok hakeder. Bu tabi ki 20 li yaşların sonlarına kadar kabul görür. Kişilik 24-25 den sonra raylarına oturur. O döneme kadar herkes hatalarından medeni kanuna göre bile sorumlu olsa da, vicdan nezdinde henüz tamamlanmamış bir prototip olarak bakılmalı.
Fakat sunu unutmamak gerek. Bir kere yapılan bir kez daha yapılmaz. Ama birsey iki kez olduysa kesinlikle 3. Kez de olacaktır.
Hatalarınızdan ders çıkarın. Af dilerken yüzünüz özgüveniniz ve cesaretiniz olsun. Affedenin yüzünü Kars çıkarmayın. Cunku o size güvenmiş ve vicdanı size kefil olmustur.
hiç zorlanmadan yapabildiğim şey. bazen neden kin tutamıyorum neden hesap soramıyorum diye kendime kızmıyor değilim ama ben öyle bir insan değilim anlıyorum. zaten kimse bile bile yanlış yapmaz size. yapanlar da zaten affetmeye değicek kadar hayatınızda bulunması gerekmeyen insanlardır. bir insan hayatımda olmaması gerekiyor ise affetsem ne olur affetmesem elime ne geçer?
Ruhu özgürleştirsen,rahatlatan eylem.Kalbimi kıran,bana hakaretler savuran bir kişiye öfkeliydim.Sonra onu affettim,özgür bıraktım ve rüyamda barışmış olarak gördüm.Kendimi daha iyi hissettim.Affetmemek zihinsel bir yüktür,salıverin gitsin.Geçmişle yaşanmaz.Önümüze bakalım.
En önemlisi de kendini affedebilmek bence. Son birkaç aydır kendime hak etmediğim çok şey yaşattım. Kafam dank ettikten sonra çok üzüldüm ağladım kendime kızdım. Çünkü etrafımdaki herkes beni uyarmıştı. Ama ben benim hayatım bu riski göze alabilirim dedim. Çünkü kendimi başkalarına göre daha kolay affediyorum. Eğer yaşamam gerekenleri yaşamasaydım gözümde kalırdı ve etrafımdakileri bu kadar kolay affedemezdim. Şu an affettim kendimi sonuçta güzel şeyler olacağını düşünmüştüm. Canım sağolsun. hata benim hatamdı affetmek de bana düştü.
uygulamaya geçirmek için herhangi bir rütbe veya statüye sahip olmanızı gerektirmeyen eylem.
affetmek, insani bir davranıştır. tıpkı açlık gibi. nasıl ki montaigne'in dediği gibi "bir kral ile bir dilenci aynı iştah ile acıkıyor" ise, bir kral ile bir dilenci de aynı duyguyla affedebilir. sadece insan olmanız yeterlidir yani; yargıç, komutan, savcı olmanıza gerek yok. herkes kendi vicdanında bu statüye sahip değil midir zaten?
statüye önem verenler, onun için her şeyi yapanlardır.
bana gelince, ben affedemiyorum. kin tutuyorum. hem de çok fazla. ve intikam için uygun bir zamanı bekliyorum. kimileri bunun sebebini akrep burcu olmama bağlıyor, olabilir. ama affedince, yapılan yanlışın yapan kişinin yanına kar kalacağını düşünüyorum. bir de aynı yanlışı yeniden yapma ihtimalini düşününce... affetmek mantıklı değil.
tılsıma inanıyorum. o tılsım bir kere bozuldu mu eskisi gibi olmuyor asla. tılsım, önemli.
Erdem deniyor, özgürleşme deniyor, iki günlük dünya deniyor. Anlıyorum, affetmek noktasına gelene kadar olan bitenden insanın bir çıkış yolu aramasını makul buluyorum. Yine de mümkün olduğunu sanmıyorum. Affetmiyorum, unutmuyorum da. Kendime de başkalarına da hatırlatmıyorum sadece. Yük de etmiyorum. Koydum bir kenara duruyor. Taşımıyorum ama atmıyorum da. Bir gün geri dönecek olursam gideceğim yolda bana engel olsun diye duruyor.